Ne var ki ,uzak bir geçmişten geriye hiçbir şey kalmadığında ,insanlar öldükten, nesneler yok olduktan sonra, bir tek, onlardan daha kırılgan, ama daha uzun ömürlü ,daha maddeden yoksun, daha sürekli, daha sadık olan koku ve tat, daha çok uzun bir süre ,ruhlar gibi diğer her şeyin yıkıntısı üzerinde hatırlamaya, beklemeye, ummaya ,neredeyse elle tutulamayan damlacıkların üstünde, bükülmeden hatıranın devasa yapısını taşımaya devam ederler.
Biz şimdi seninle ne olduk ,kim olduk? Seni yiyorum anılarımın gözlerinden. Biz seninle yarım kalmış bir ev, kapısı açık terk edilmiş bir odayız. Yarım kalan sen misin ,terk edilmiş olan ben miyim? Bitiriyoruz bizi ,bizden.