İnsanların övgüleri de aynı Monopoly parası gibi. Toplamak çok keyifli ama oyun bittiğinde hiçbir işe yaramıyor. Dünyada da ahirette de hiçbir kıymeti yok.
Dünyayı (harika bir iş, bir eş, çocuk sahibi olma, okul, kariyer vb.) amacımız, Allah'ı ise bizi onlara ulaştıracak aracımızmış gibi görüyoruz. Dua ederek bu aracı amacımıza ulaşmak için kullanıyor (her ne için dua ediyorsak edelim), sonra da istediğimiz şey aracımız (Allah) tarafından kabul edilmedi diye sukutuhayale uğruyoruz.
Şunu bir hayal edin: Allah subhanallahu ve teâlâ gecenin bu vaktinde, tam seher vaktinde, biz kullarına geleceğini söylüyor. Ålemlerin Rabbi bize kendisiyle mukaddes bir muhabbet teklif ediyor, ama çoğumuz yataklarımızda uyuyup O'nu bekletiyo-ruz. Allah (cc) bize gelip O'ndan ne istediğimizi soruyor, her şeyin Yaratıcısı olan Rabbimiz bize O'ndan istediğimiz her şeyi vereceğini söylüyor.
Ama biz uyuyoruz.
Gün gelecek, bu aldanış perdesi kalkacak. Kur'an'da şöyle buyrulur: "(Ona şöyle seslenilir:) Sen bu konuda tam bir gaf-let içindeydin, artık gözünden perdeni kaldırdık, şimdi gözün keskindir."
O Gün, asıl hakikati göreceğiz, iki rekât namazın, göklerde ve yerde olan her şeyden daha hayırlı olduğunu anlayacağız. Her gece biz uyurken kapımıza bırakılan paha biçilemez çekin farkına varacağız. Gün gelecek, sırf geri dönüp o iki rekât namazı kılabilmek için gök kubbenin altındaki her şeyden vazgeçeceğiz.