Bu Türkler kolay lokma değillerdi. Evet Türklerin deniz kuvvetleri dökülüyordu ama kara kuvvetleri "kaya gibi sağlamdı" ve teke tek kaldıklarında "Türklerin eline değme Avrupa askeri su dökemezdi".
TARİH VE TALİH; ikisinin de ne zaman hangi yöne döneceği hiç belli olmaz. Osmanlı-Amerika Birleşik Devletleri ilişkileri de böyle olmuş. Başlangıçta yeterince ciddiye almadığımız bu uzaktaki bayrağın günün birinde güney sınırlarımızda dalgalanacağını kuşkusuz kimse tahmin edememiştir. Tıpkı bundan sonra olacakları kimsenin tahmin edemeyeceği gibi...
Osmanlı borçlarının konsolide edilmesi karşılığında Filistin haricinde herhangi bir Osmanlı toprağına yerleşebilirlerdi Museviler. "Kapımız onlara açık" diyordu Padişah. Ama Siyonistlerin gözü, "herhangi" bir toprakta değil, Filistin'dedir ve bu karşı teklifi derhal reddederler. Oyun, böylece ortaya çıkmıştır.
Zannedilenin tersine Siyonizm bütün dünya Yahudilerinin, hatta israil'de yaşayan bütün Yahudilerin kabul ettikleri, destekledikleri, benimsedikleri bir siyasî ideoloji değildir. Daha çok 19. yüzyılda Avrupa Yahudilerinin kendilerine vatan arayış mücadelesi içinden doğan ve İsrail'in kurulmasını sağlayan milliyetçi bir siyasî akımdır. İsrail sınırları içinde dahi Siyonizme karşı çıkan Yahudi grupların mevcut olduğunu biliyoruz. Hatta bazı dini bütün Yahudi gruplar, Siyonizmi sahih Yahudi itikadından temel bir sapma, bir tür küfür olarak görmektedirler.