Modern toplumda "bilgi ve emek" her zaman "uzun ve ölçülü dizilmiş kemikler" (fiziksel avantaj) karşısında kazanamıyor. Evrimsel psikoloji bu durumu "cinsel seçilim" ile açıklar ancak bu, durumun etik açıdan adil olduğu anlamına gelmez. Fiziksel özelliklerin, bireyin karakterinden veya emeğinden daha fazla "sosyal sermaye" getirmesi, toplumsal aidiyet duygusunu zedeler. Bir sistem, bireye genetik piyangoda kaybetmiş olsa bile onurunu koruyacağı bir alan açmıyorsa, o bireyin sisteme sadakat duymasını beklemek zordur. Dinlerin ve geleneksel yapıların cinsel kaynakları dağıtma işlevi gördüğü (hipergamiyi kısıtladığı) sosyolojik bir gerçektir. Bu mekanizmalar çöktüğünde, piyasanın "serbestleşmesi" her zaman en avantajlı olanların lehine işler ve geride kalanlar için derin bir anomi (kuralsızlık/boşluk) yaratır.