Bu ülkede bir kesim var ki halkla aynı dili konuştuğunu sanır ama aslında ona yabancıdır; kendi doğrularını mutlak kabul eder, halkın tercihine ise saygı duymakta zorlanır
Bu kitap aşk anlatmıyor; mazeretleri teşhir ediyor. Ahmet Turgut, imanı bir vicdan rahatlatma aracına çeviren dili parçalayarak başlıyor işe. Buradaki aşk, insana iyi hissettiren bir şey değil; tam tersine insanı rahatsız eden, yerinden eden, yalnız bırakan bir bağlılık.
Hikâye günümüzü çağrıştıran bir zeminde ilerliyor. Ana karakterin karşısındaki asıl engel açık düşmanlık değil; “haklısın ama sus” diyen kalabalık. Kitap, bu suskunluğu tarafsızlık olarak kabul etmiyor. Sessizliği bir tercih, hatta bir saf tutma biçimi olarak okuyor. Karakter konuşmayı sürdürdükçe yalnızlaşıyor; yalnızlaştıkça netleşiyor ve sonunda bedel kaçınılmaz hâle geliyor.
Aşkın Şehidi okuru okşamaz. Duygusal boşlukları doldurmaz.
Şu soruyu bırakır ve çekilir:
“Sen doğruyu biliyorsun; peki susmanı neyle açıklıyorsun?”
Bu kitap huzur arayanlara değil, kendinden şüphe etmeyi göze alanlara hitap ediyor
Aşkın ŞehidiAhmet Turgut · Kapı Yayınları · 20121,898 okunma
Bu topraklarda hiçbir güç kendi gölgesini bile yalnız gezdirmez; her hamlenin ardında, birbirini kollayan ya da birbirine pusu kuran gizli akıllar vardır.