~Yıllarını sayfalar arasına gömmüş biri olarak her kitap sonunda onlarca cümle kurdum, üslubundan konusuna kadar bütünüyle eleştirebildim. Lâkin ilk defa bir kitap sonunda dilim lal oldu adeta.. #k:5820... Çünkü bu bir kitap değil, ezelin acılarını ebedle birleştirebilmiş bir sanat eseri zannımca.
Kerbela bir mezhep meselesi değildir. Bir ümmet meselesidir, bir insanlık mevzusudur... Kerbela'yı dinlerken; okurken kalbi parçalanmayan, gözleri acıyla lav olmayan insan olma konumunu sorgulamalı bence. Her sayfasında ayrı yıkıldı ruhum, anlamakta çok zorluk yaşadım; aynı aşka baş koymuş iki ayrı taraf... Bir tarafta Ehl-i Beyt, Kurân-ı Nâtık evlatları; bir tarafta Hz.Hüseyin ardında namaz kılarken O'na kılıç çeken vicdan yoksunları.
Savaşın da bir adabı olur derler: kadından, çocuktan, insani ihtiyaçlardan uzak durulur. Kadın ve çocukların olduğu çadırları yaktılar, Islam'a kendini adamışları nehir kenarında teyemmüm ile abdest aldırdılar, Allah'ın Rahmeti suyu çok gördüler, günahsız develeri katlettiler ki Hz.Hüseyin ve aynı yola baş koymuş güzel gönüller faydalanmasın diye, ve daha niceleri...
Ümmet-i Muhammed ehli karşında kalpleri taşlaşmış insanlar(!) vardı. Kundaktaki bebeğin bir yudum suya hasreti olan insanlar... Su konusunun can alıcılığını kitaptan birkaç söz ile açıklamak istiyorum:
"...oğlunun inleyişlerini duyuverdi. Hamza su istiyordu. Kerbela ufkundaki kızıllık semâdan şu yavrucağın yüzüne inmişti adeta. Yanakları ateş parçasıydı. Yineleye yineleye 'su...' diyordu..."
" Az berilerinden akan Fırat'ın sesi susuzluktan kavrulanlara nispet yaparcasına gürül gürüldü ya; gözlerini mi kapatmalıydı, kulaklarını mı? Şaşırmıştı iyice. Kurdu kuşu serinleten nehir Eşref-i Mahlûkata, ille de masum sabilere nasıl yasaklanabilirdi?"
Ve daha nice yürek yakan
‘’Hz. Hüseyin'in mübarek başının nereye defnedildiğini hâlâ tartışıyor Müslümanlar. Medine'de Bakî Mezarlığı'na, Necef'te babasının yanına, Kûfe dışında bir yere, Kerbelâ'da cesedinin konulduğu yere, Rakka'ya, hatta Kahire'ye... Hayır, hayır, doğrusu, Hz. Hüseyin'in mübarek başının mezhebi ve meşrebi ne olursa olsun bütün Müslümanların omuzlarının üstünde olduğudur.’’ Peygamberin Aynaları / Ali Ural
Bu paragrafı okuduğumda karar verdim Kerbela okumalarıma. Sevgili Cem Eren’in tavsiyesiyle okumaya başladım Ahmet Turgut’u. Zaten kütüphanemde 7 yıldır beni bekleyen bu kitabın ismi ve kapak resmi bana biraz arabesk gelmişti yıllar önce. Sebepsiz önyargımla bu güzel hazineden mahrum kalmışım yıllarca.
Bilmiyordum ben; Şam ve civarındaki camiilerde yıllarca her namazdan sonra Hz. Ali’ye ‘’Toprağın Babası’’ manasına gelen ‘’Ebu Turab’’ künyesiyle topluca küfredildiğini ve bununla ilk olarak kendisine hitap edenin de Resulullah (sav) olduğunu, Yezidin Hz. Hamza’yı öldürten Hind’in torunu olduğunu, Muharrem ayında tutulan matem oruçlarının mahiyetini….
Bilmiyordum Efendimiz’i bizzat görüp tabii olmuşken, o rahmet kaynağından nasiplenmişken... Peygamber torunlarına reva görülen zulmü yapanların aynı zamanda kıldıkları namazın tahiyyatında Peygamber ehline salavat getirdiğini????
Defalarca sordum kendime, nasıl olur bu zulüm? Nasıl yapabilirler aynı secde ehli? Hatta her su içişimde sordum kendime bunu. Vicdanlar nasıl sustu diye sordum defalarca??
Cevabı yine kitapta buldum :"Unutma! Nefis ister, akıl gerekçe bulur, vicdan aklar. Ama sen kaçsan da Allah hesap sorar."
Tekrar tekrar, sakin bir ortamda, sukünetle ve tefekkür ederek okunması gereken bir yazar Ahmet Turgut. O kadar çok not aldım, o kadar çok düşündürdüğü cümleler oldu ki.
‘’Doğru soru ilmin yarısıdır ‘’ diyor
Aşkın ŞehidiAhmet Turgut · Kapı Yayınları · 20121,898 okunma
"Aklın abdesti ilimle alınır, gönlünkiyse aşkla..."
Okudukça gönlümdeki buruk acılara sebep olan Aşkın Şehidi yani Rasul'ün oğlu olarak adlandırılan Hz. Hüseyin'in kitabı...
Okurken yutkunamamak, acziyetini hissetmek, Rasul'e ve Rasul'ün oğluna defalarca hayran kalmak...
Binlercesini yaşattı bu kitap. Hayran kaldım Hz. Hüseyin'e. "Tek Başına Ümmet" olduğunu sadece duymadım o anı izledim; "Sen abilerinin annesisin." diyen Hz. Fatima annemizin kızı Hz Zeynep oldum, babası Hz. Hasan'ın vefatından sonra amcası Hz.
Hüseyin 'in gözlerinin önünde şehit edildiğine şahit olan Hz Fatima oldum, Hz Rübab oldum 1 yaşındaki bebeği kundakta susuzluktan nefesini tutmuş hıçkıra hıçkıra ağlarken ama her şeye rağmen Hz. Hüseyin'in yanında duran ehli oldum. Tabiki zerresi olamam ama içimin o denli yandığını belirtmeden geçemeyeceğim.
Kitap kesintisiz ilerledi gözyaşlarım durmak bilmedi, imanımın tazelenmesine vesile oldu. Ya Rabbi dedim ne büyük insanmış ashab, ehli beyt! Asla ehli beytin, ashabin zerresi olamayacağımı yineledim kendime. Öyle dillerde anlatılan hikaye gibi olmadı bu kitap; İmam Hüseyin Kerbela'da şehit oldu derken o cümlede o anı yaşamak gerekmiş anladım.
. Uzun kitapları okumayı seven biri olmasam da yazarın maharetinden olsa gerek bu denli hızlı bitmesine sebep oldu. Her ümmetin Rasul ve ehli beytini sadece ismen değil kıssa olarak da bilmesi içindeki büyük hayranlıklara neden olacak bu kitabı okuması gerektiği bilincindeyim. Rabbim Rasul ve Rasulün ehli beytine sadık bir ümmet eylesin bizi. Bu kitaptan hisse çıkaran kullardan olmayı nasip etsin inşallah. Amin...
Mutlaka tavsiye ediyorum. Bol okumalar...
Kerbelâ ikazla yetinmez. Kurtuluşun yolunu da gösterir:
"Hüseyin'i Allah katından sana üflenen ruh belle!.. Arına paklana yücelirsen sen de Rabbinden bir delil oldun demektir. Aşka şahit isen bu Şehadet kutlu olsun. Sen Aşk ile her dem diri kalanlardansın. Ve 'Aşkın Şehidi' sin!.."
Vefât eden, şehid olan tüm 'Can'ların Rûhları'na Selavat, üç İhlas, bir Fâtihâ, Selavat...
Bu kitabı okuduğumda insanların birbirine revâ gördüğü zulümlere şaşırmaktan vazgeçtim!.. Sevgili Peygamberimizin gözbebeği Torununa, Hz. Hüseyin'e ve mâiyetine, O'nun yanında kalanlara yapılanları aklım havsalam almıyor! Onları katleden câniler, ahlaksızca bu katliamı Allah İçin yaptıklarının iddiasındalar bir de...
Allah cezalarını Versin! Böyle zulmeden tüm zâlimlerin! Âmin!
Kimin ne dediğinin önemi yok o yüzden de, ne yaptığına bakmalı! Onlara bunları yapan zihniyette insanlar her yüzyılda var. Onlara bunları yaptılarsa ellerine fırsat geçtiğinde başkalarına da aynı ve daha beter zulümleri revâ göreceklerdir...
Aslında her yer Kerbelâ'dır, her gün Âşura...
Ve dile gelir Kerbelâ: "Benim için ağlama. Kendine bak!" der...
"Adına lanetler okuduğun Yezid bizatihi nefsindir. Hesapsızca ister, bu uğurda canlar yakar.
Hüseyin'i terk edenleri kınamadan evvel bir kez daha düşün! Sende bir akıl var.
Sadece kendi çıkarlarını hesap eder ve heveslerini haklı göstermek için türlü bahaneler uydurur."
Kerbelâ ikazla yetinmez. Kurtuluşun yolunu da gösterir;
"Nefis ister, akıl gerçekler bulur, vicdan aklar! Oysa sen kendini kandırsan bile unutma ki; Allah hesap sorar! Ellerinle kendini ateşe atma!..''
Aşkın Şehidi Kitabı'ndan...
Aşkın Şehidi, Kerbelâ serisinin ilk romanıdır.
Bu, Aşk'ın yolculuğudur. Bu adanmışlığın, teslimiyetin yoludur. Bu imanın ne olduğunun kanıtıdır. Bu Evlâd-ı Resülun hayatıdır....
Kerbelâ, Hüseyin ve yoldaşlarının katligâhı...
Orada kan ve gözyaşı var.
Oradaki susuzlukla senin de ciğerlerin kavrulur.
Ve başlarsın âhu-figan etmeye.
İçin yandıkça görürsün ;
Kerbelâ hak aramanın ve özgürlüğün destanıdır.
Teslimiyetin, adanmışlığın ve sadakatin zirvesidir.
Her biri ayrı bir şiar olan yetmiş iki şehidin yurdudur Kerbelâ...
Onlara kapılanırsan nakşolur kalbine ;
Aslında her yer Kerbelâ'dır, her gün Âşura...
Ve dile gelir Kerbelâ :"Benim için ağlama. Kendine bak!" der...
"Adına lanetler okuduğun Yezid bizatihi nefsindir.
Hesapsızca ister, bu uğurda canlar yakar.
Hüseyin'i terk edenleri kınamadan evvel bir kez daha düşün!
Sende bir akıl var.
Sadece kendi çıkarlarını hesap eder.
Ve heveslerini haklı göstermek için türlü bahaneler uydurur. "
Kerbelâ ikazla yetinmez, Kurtuluşun yolunu da gösterir :
" Hüseyin'i Allah katından sana üflenen ruh belle!... Arına paklana yücelirsen sen de Rabbinden bir delil oldun demektir. Aşk'a şahit isen bu Şahadet kutlu olsun. Sen Aşk ile her dem diri kalanlardansın.
Ve Aşkın Şehidi'sin!..."
İslam tarihi, dini bilgiler içeren ve Kerbela olayını başlangıcından o ana kadar anlatan bir kitap.
Hz. Hüseyin’in şehit edilene kadar ailesiyle birlikte yaşadıkları ve siyasi ortam hakkında bilgi sahibi olabiliyor insan.
Mazlum ile zalimin savaşında, kanın kılıca galip geldiği Kerbala’da, isterse dünya malını elde edebileceği teklifleri bir kenara iten Hz. Hüseyin’i bir kez daha insanlık anlamıştır inşallah.
Allah yolundan, Peygamberimiz yolundan gidenlerin hiçbir zaman hatırlarından çıkarmaması gereken yaşantılar abartısız aktarılıyor.
Severek okuduğum ve tavsiye edebileceğim kitaplardan birisidir.
Aşkın ŞehidiAhmet Turgut · Kapı Yayınları · 20121,898 okunma
Bu kitap bir roman deģil biyografidir önce bunu söylemekte fayda görüyorum zira bahsi geçen olaylar yaşanmiştir. Allah her kulunun imanini sinar bu kimine göre ağirdir kimine göre hafif ancak en büyük çileleri de Allah en yakinlarindakine nasip etmiştir. Bu kitabi okursaniz halinize şukretmemeniz mumkun degildir. Ayrica samimi olarak okursaniz kesinlikle ağlayacaksiniz
"...Düldül'den inip Burak'a binen sen değil misin? Bilsem ki sen ölüsün, billahi düşmem derdine! Neredesin gözlerin nûr vesilesi, nerede?"
Gözyaşları içinde üçüncü kez bitiriyorum seriyi, mükemmel!
Bu kitap bir romandan ziyade biyografidir bunu söylemekte fayda görüyorum. Zira bahsi geçen olaylar yaşanmıştır. Allah her kulunun imanını sınar bu kimine göre ağırdır kimine göre hafif ancak en büyük çileleri de Allah en yakındakilerine nasip etmiştir. Bu kitabi okursanız halinize şükretmemeniz mümkün değildir. Ayrıca samimi olarak okursanız kesinlikle ağlayacaksınız.
Hüseyin suya hasret kalmadı su Hüseyin'e kavuşamadığı için hasret kaldı.
Kim bir bardak soğu su içerse beni ansın (Hz. İmam Hüseyin)
Ahmet Turgut (d. Kasım 1975, Malatya) Türk yazar. İlk, orta ve lise öğrenimini Malatya'da tamamlamıştır. İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümü'nden 1998 yılında mezun olmuştur. 2004 yılana kadar Rusya, Romanya, Almanya ve Türkmenistan'da uluslararası inşaat projelerinde çalışmıştır. 2005 yılından itibaren Ekmek Teknesi, Ayrılık, Eşref Saati, Kurtlar Vadisi televizyon dizilerinde ve Kurtlar Vadisi Irak, Kurtlar Vadisi Gladio sinema filmlerinde hikaye ve araştırma gruplarında yer almıştır. Türk ve dünya atçılığının konu edildiği Asaletin Dört Nalı isimli belgesel serisinin metin yazarlığını ve yönetmenliğini yapmıştır. Halen Kurtlar Vadisi Pusu televizyon dizisinin yazım grubundadır.Ahmet Turgut evli ve iki çocuk babasıdır.