Ahmet Turgut

Ahmet Turgut

Yazar
8.7/10
726 Kişi
·
2.255
Okunma
·
172
Beğeni
·
6352
Gösterim
Adı:
Ahmet Turgut
Unvan:
Yazar
Doğum:
Malatya, 1975
Ahmet Turgut (d. Kasım 1975, Malatya) Türk yazar. İlk, orta ve lise öğrenimini Malatya'da tamamlamıştır. İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümü'nden 1998 yılında mezun olmuştur. 2004 yılana kadar Rusya, Romanya, Almanya ve Türkmenistan'da uluslararası inşaat projelerinde çalışmıştır. 2005 yılından itibaren Ekmek Teknesi, Ayrılık, Eşref Saati, Kurtlar Vadisi televizyon dizilerinde ve Kurtlar Vadisi Irak, Kurtlar Vadisi Gladio sinema filmlerinde hikaye ve araştırma gruplarında yer almıştır. Türk ve dünya atçılığının konu edildiği Asaletin Dört Nalı isimli belgesel serisinin metin yazarlığını ve yönetmenliğini yapmıştır. Halen Kurtlar Vadisi Pusu televizyon dizisinin yazım grubundadır.Ahmet Turgut evli ve iki çocuk babasıdır.
Resûlullah bunun için adları bile konamayan sinsi putları kırmayı izinden gelen Vârislerine havale etti.
"Ta kıyâmete kadar her devrin putlarını kıracak Allah Dostlarına selam olsun!"
Hüseyin muhataplarının dikkat etmesi için son cümlesini tekrarlayacaktı:
"Onlar gâfillerin ta kendisidirler."
İnsanları üzerinde düşünmeye çağırmak için yeniden "Gaflet" diye sesleniverdi:
"Gaflet; Allah ve Resûlünü tanımayanların da derdidir, alnı secdeye varan kulların da...
Güneş apaçık ortadayken uzayıp
kisalan gölgelerle uğraşanlar da gaflette boğulur, geceleyin yıldızlara bakıp yönlerini tayin edemeyenler de..."
Hüseyin, Ebû Tâlib'in kabrinden bir parça toprak avuçladığında sözlerine onu da şâhit tutmak istercesine gergindi.
Gözleri ateşler saçarken dudaklarında iki neslin sitemi vardı.
"Ey Nebi Hâmisi! Kalk ve gör dünyanın şimdiki halini. Uyanki; Ebû Cehil gibi kâfirleri özleyesin."
Gönlündeki sızlanışların kendisini Rabbine yakınlaştıran bir vesile olduğunun farkında mıydı; "Amenna!" deyiverdi.
Dilindekiler yine O'nun sözleriydi:
"Kim Allah'a bağlanırsa dosdoğru bir yola iletilmiştir.".
"Hûû..!!"
O'ydu hiçbir şey yokken Habibi'ni yaratan. Ilk halkettiği Nura "Muhammed" sırrını veren...
O'ydu bu Nurdan on sekiz bin âlem var eden, "Sen olmasaydın felekleri yaratmazdım" buyuran...
O'ydu meçhul bir hazineyken bilinip tanınmayı arzulayan.
Bunun için arzını Adem ve Havva'nın evlatlarıyla dolduran...
O'ydu yüz yirmi dört bin Nebiyle insanlığı süsleyen, Resûl'ün Vârisleri eliyle kullarını her dem aydınlatmaya devam
eden...
Ve O'ydu hakkı bâtıldan ayırana Kendi aşkınlığına tâlip olanları imtihanlardan geçirecek olan...
“Her kim birilerinin gizli hallerini araştırıp ortaya çıkarmak isterse, Allah da onun gizlediklerini aşikâr eder.”

Hz. Muhammed (s.a.v)
Ahmet Turgut
Sayfa 28 - Kapı Yayınları
506 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10
‘’Hz. Hüseyin'in mübarek başının nereye defnedildiğini hâlâ tartışıyor Müslümanlar. Medine'de Bakî Mezarlığı'na, Necef'te babasının yanına, Kûfe dışında bir yere, Kerbelâ'da cesedinin konulduğu yere, Rakka'ya, hatta Kahire'ye... Hayır, hayır, doğrusu, Hz. Hüseyin'in mübarek başının mezhebi ve meşrebi ne olursa olsun bütün Müslümanların omuzlarının üstünde olduğudur.’’ Peygamberin Aynaları / Ali Ural

Bu paragrafı okuduğumda karar verdim Kerbela okumalarıma. Sevgili Cem Eren’in tavsiyesiyle okumaya başladım Ahmet Turgut’u. Zaten kütüphanemde 7 yıldır beni bekleyen bu kitabın ismi ve kapak resmi bana biraz arabesk gelmişti yıllar önce. Sebepsiz önyargımla bu güzel hazineden mahrum kalmışım yıllarca.

Bilmiyordum ben; Şam ve civarındaki camiilerde yıllarca her namazdan sonra Hz. Ali’ye ‘’Toprağın Babası’’ manasına gelen ‘’Ebu Turab’’ künyesiyle topluca küfredildiğini ve bununla ilk olarak kendisine hitap edenin de Resulullah (sav) olduğunu, Yezidin Hz. Hamza’yı öldürten Hind’in torunu olduğunu, Muharrem ayında tutulan matem oruçlarının mahiyetini….

Bilmiyordum Efendimiz’i bizzat görüp tabii olmuşken, o rahmet kaynağından nasiplenmişken... Peygamber torunlarına reva görülen zulmü yapanların aynı zamanda kıldıkları namazın tahiyyatında Peygamber ehline salavat getirdiğini????

Defalarca sordum kendime, nasıl olur bu zulüm? Nasıl yapabilirler aynı secde ehli? Hatta her su içişimde sordum kendime bunu. Vicdanlar nasıl sustu diye sordum defalarca??
Cevabı yine kitapta buldum :"Unutma! Nefis ister, akıl gerekçe bulur, vicdan aklar. Ama sen kaçsan da Allah hesap sorar."

Tekrar tekrar, sakin bir ortamda, sukünetle ve tefekkür ederek okunması gereken bir yazar Ahmet Turgut. O kadar çok not aldım, o kadar çok düşündürdüğü cümleler oldu ki.

‘’Doğru soru ilmin yarısıdır ‘’ diyor kitapta ve arkası kesilmek bilmeyen hakikatli soruları sıralıyor yazar. Sonra devam eden sayfalar arasında veriyor soruların cevabını okuru düşündürdükten sonra. Kaç gece bu sorularla yatıp, bu sorularla uyandım.
Mesela düşünmek isteyen okurlara kitaptan bir soru;))
"...Dost dediğin sadece almaz. Yegane derdi kendi ihtiyacı olanlar dost olamazlar. Allah, ceddimiz İbrahim Aleyhisselamı kendisine Dost seçmişti. Her dem alıcı olmayıp kendilerinden bir şeyler verenler dost olabiliyorsa peki, İbrahim Halilullah ne vaat etti Rabbine?" ??????

Meal okurken 'zulüm' kelimesinin ne çok tekrar edildiği dikkatimi çekmişti. Nefse, hakikatlere, yaratılanlara, kainata zulüm de var elbet ama. İnsanın insana yaptığı zulüm??? Sonra tefekkür ettim günlerce. Peygamber Ehline bile yapılan zulüm, evliyalara, alimlere, çocuklara, masumlara, her devirde, dünyanın her yerinde.. Hep var zulüm de zalim de... Kırılmaz zincirin halkaları misal...
Sonra kitaptaki bu cümle nokta koydu aklıma.

‘’ Saflığı arayan gönüller ve hakkaniyete bakan vicdanlar inşa etmeden hak aramak zulmü ortadan kaldıramıyordu. Nitekim asırlardır her fırsatta dünün mazlumları yarının zalimleriyle yer değiştirmekteydi. Çoğu insanın adalet ile intikamı birbirine karıştırması da bunu göstermiyor muydu?’

Son olarak bu kitaptan gönlüme emanet cümleleri yazmak istiyorum müsadenizle;
‘’Şüphesiz ki Allah; dünün, bugünün ve yarının Rabbidir...’’
‘’Sahibine Bırak…’’
‘’Allah ile aldatma!’’
‘’Zira başkalarından korkanlar, Allah'tan korkmayı unuturlar.’’

Yakınlarda okuduğum bir duayla bitireyim müsadenizle;
''Demime damarıma karışacak her çeşit zulümden ve haksızlık karşısında susan dilsiz şeytanlardan uzak tut bizi, ey Rabbimiz..''

Selamlar, sevgiler, saygılar, hürmetler...
506 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Vefât eden, şehid olan tüm 'Can'ların Rûhları'na Selavat, üç İhlas, bir Fâtihâ, Selavat...

Bu kitabı okuduğumda insanların birbirine revâ gördüğü zulümlere şaşırmaktan vazgeçtim!.. Sevgili Peygamberimizin gözbebeği Torununa, Hz. Hüseyin'e ve mâiyetine, O'nun yanında kalanlara yapılanları aklım havsalam almıyor! Onları katleden câniler, ahlaksızca bu katliamı Allah İçin yaptıklarının iddiasındalar bir de...
Allah cezalarını Versin! Böyle zulmeden tüm zâlimlerin! Âmin!
Kimin ne dediğinin önemi yok o yüzden de, ne yaptığına bakmalı! Onlara bunları yapan zihniyette insanlar her yüzyılda var. Onlara bunları yaptılarsa ellerine fırsat geçtiğinde başkalarına da aynı ve daha beter zulümleri revâ göreceklerdir...

Aslında her yer Kerbelâ'dır, her gün Âşura...
Ve dile gelir Kerbelâ: "Benim için ağlama. Kendine bak!" der...
"Adına lanetler okuduğun Yezid bizatihi nefsindir. Hesapsızca ister, bu uğurda canlar yakar.
Hüseyin'i terk edenleri kınamadan evvel bir kez daha düşün! Sende bir akıl var.
Sadece kendi çıkarlarını hesap eder ve heveslerini haklı göstermek için türlü bahaneler uydurur."
Kerbelâ ikazla yetinmez. Kurtuluşun yolunu da gösterir;

"Nefis ister, akıl gerçekler bulur, vicdan aklar! Oysa sen kendini kandırsan bile unutma ki; Allah hesap sorar! Ellerinle kendini ateşe atma!..''

Aşkın Şehidi Kitabı'ndan...
440 syf.
·44 günde
Değişikti evet çok farklı geldi.Korkmayın size çok derin bir inceleme yapmayacağım.
Kitaptan pek çok şey öğrendim,hatta sayesinde birçok ayeti de aklıma sabitledim(mini bir meal)Din içerikli Bir kitap değil yanlış anlaşılmasın.Türklere gönderilen bir peygamber ama Türk anane ve göreneklerini de asla elden bırakmayıp o kadar güzel bilgiler veriyor ki mesela , şamanizmle gök tanrı dininin (tengricilik) aynı olmadığı. hatta kitap türklerin şamanizmden tengricilik'e geçişini bile anlatıyor ve tamda ben Şamanlık hakkında yeni yeni araştırmalara başlamışken.Hala devam eden bazı geleneklerin ,kullanılan birçok kelimenin nasıl ve nedenini anlatıyor ve öğretiyor çaktırmadan bir öğretmen edasıyla.
Ve bu kitap en çok satanlar listasindeymiş geçmiş yıllar da , şaşırdım.Yoo kitap kötü,dili anlatımı bozuk,sıkıcı asla diyemem.Birseyler eksikti,kitap alıp beni doruklara çıkarmadı,Hadi şimdi nolacak bakalım deyip de kitabı elimden bıraktığımda bana senaryolar yazdirtmadı.
Okuduğuma memnun oldum.Bilgilendim fazlasıyla.
506 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Kerbela olayını akıcı olmasada mübalağalı anlatan bir roman.Hz. Hüseyin tarafından yorumlanan kuran ayetleride ayrı güzellik katmış. Okumak bilgi amaçlıda olsa sıkılmadan okunası bir ktap.
Bir Bahar Mevsiminde Gül Yaprakların Yağdığı
Gül İle Bülbülün Masalı Anlatıldığı: Muhammedi Şuur ve Ahlak

“O (sav)
Ruhun aynasını parlatmak,
Yüreklerdeki karanlığı aydınlatmak,
Fakirlerin kalbini zenginleştirmek ve
Ruhların zincirini çözmek için
En üstün olarak gönderilmiştir.”

Es-Seyyid Abdulkadir Geylani (ks)

Susmak, akleden bir kalbe giden yoldur, bu yolun çilesi ise dinlemekle beraber düşünmektir. Düşünmek yani içten şuurlu olmak, dıştan ahlaklı olmaktır. Ahmet Turgut, kitabın kapağında “Akleden Kalplere” demesindeki mana aklı ile kalbi bir olan okuyucuya, bu kitabını armağan etmiştir. Ve Turgut, yazdığı bu kitabının ismi üzerinden şöyle bir açıklama yapar: “Akıl tutarlılık arar, kalp uyumluluk arar; akıl tutarlılığı aradığı için farkları görür önce, kalp ise ayniliği görür. Dünya iki küre üzerinde doğu ile batı diye ayrılmıştır. Batı, daha çok akılı öncelemiştir; doğu ise kalbi öncelemiştir. Batı akıl üzerinde tutarlılık gösterip farkları görürken, doğu ise kalp üzerinde hisseder zaman içinde şuurunu kaybedip kalpçilik illetine düşerken böylece aynileşmeyi birlik zannediyor. Örnek olarak: herkes Sünni olursa, hiçbir kopukluk olmaz, birlik oluşur. Akıl üzerinde siz farkları göreceksiniz, bunların adlarını koyacaksınız, belirleyeceksiniz her farkın ve farklarının hukukunu buna göre tayin edip içlerinde birlikteliğe giden yolu arayacaksınız. Hz. İbrahim’in, aya yıldıza güneşe bakıp “Rabbimdir.” Deyip sonra “batanları sevmem” derken tevhit meratibi kalp ile akledmenin bir sonucudur.”

Kırk denemeden oluşan bu kitabı, her bir denemesi Hz. Muhammed’den açıklayıcı bir tarzla, dua ve ayetlerle tamamlamıştır.
Kalemin Niyazı

Ahmet Turgut, yazdığı deneme türünde ki “Akleden Kalplere: Muhammedi (sav) Şuur ve Ahlak” kitabına “Kalemin Niyazı” olan duasıyla en güzel isimlerin sahibi olan Allah’a niyazda bulunarak okuyucusuna merhaba der. Bu dua, yazar ile okuyucunun arasındaki manevi kasidenin sesindeki niyazıdır.
“En güzel isimlerin sahibi olan Allah!
‘Nun’ ve ‘Kalem’ üzerine yemen ettiğin Kitaptan
Ve Âlemlere Rahmet Elçinden (sav) öğrendik ki,
Sensin, sevdiklerini tüm âlemlere sevdirebilen,
Hem sevip hem sevilen, seveni ve sevgiyi var eden...
Vedüd, Rahim, Muhyi Esmandan tecellilerle,
Seni (cc) ve Habibini (sav) layığınca seven
Aşk ehli hürmetine
Muhammedi Hakikat ile aramıza sağlam vesileler eyle!
...
Efendimiz (sav) ile aramızda aracı kıldığımız kelimelere
Doğruluk, iyilik, güzellik ve hayır ihsan eyle!
...
Gözlerimiz, kulaklarımız, ellerimiz, dillerimiz,
O biricik rahmet vesilen ile “Biz” olabilsin!
Âmin.” (Sayfa-11)

En Güzel İsimler O’nundur (sav)

Turgut, sadece Hz. Muhammed’in (sav) cümle cümle, sayfa sayfa en güzel sıfatlarını, isimlerini zikrederek; bilinen bilinmeyen, duyulan duyulmayan isim zenginliğinden mana çeşitliliğini duru bir dille anlatır. Bu isim zenginliğiyle kitap bir sözlük özelliğini kazanır. Hz. Muhammed, Hz. Mürsel, Hz. İnsan, Âlemlere Rahmet olan Nebi, Resul, Yaşayan/Konuşan Kuran, İlmin Şehri, Afüvv (Şanı affetmek olan), Akib (Hayır ve güzellik kendisiyle tamam olan), Berr (İyilik sahibi), Kademü’s Sıdk (Doğruluk tahtının ikbali), Kayyım (Ümmetini buluşturduğu ve tüm hikmetleri bir araya getirdiği için Birlik Kubbesi), Mahbüb-i Âlem (Âlemin sevgilisi), Mahi (İnkâr karanlığını yok eden), Mufaddal (Fazliletli kılınan), Müemmil (Ümit Güneşi), Münteka (Kendi semasının biricik yıldızı), Müşeffa (Şefaati Allah indinde makbul olan), Necmü’s Sakıb (Karanlığı delen yıldız), Sahibü’s-Sultan (Hakikat Sultanı), Server-i Enbiya ( Nebilerin başı).
Olmasaydın Olmazdık
Yazılan okundu; Âdemden, başlangıç; İsa’dan bebek sesiyle müjde...
İlklerin ve Sonların Seyyidi, Nebilerin sonuncusu, Risâlet’in Hatemi...
Arş ile Arz, gece ile gündüzün birleştiği fecir vaktinin müjdeleyişi...

Ya Rab! Onu (sav) gönül sofrandan, rızıklandır; Rahmet ikliminden, bereketlendir.
“Levlake levlake Lema halaktü’l-eflak” (Sen olmasaydın, sen olmasaydın Ben Âlemi yaratmazdım.) bir hadisi kutsi olarak, “Sen” neden, “Âlem” sonuç velakin âlemin yaratılış nedeni senin varlığındır. Âlemler hiçbir şey yaratılmadan önce sen vardın, ilk senin nurun vardı. “Gelmeseydin âleme sen, yaratılmazdı Âdem.” Böylece kelimeler Âlemlere Rahmet olan Nebi (sav)’i dinden dile anlatıla gelmiştir.
Aziz Mahmud Hudai (ks):
“Nasıl ki, tohum ağacın başlangıcıyken onun kökünde, gövdesinde, dallarında, yaprak ve çiçeklerinde seyeran ederek ağacın en son mertebesinde zahir oluyor ve zuhuruyla ağaç tamamlanıp maksat hâsıl oluyorsa Âlemlere Rahmet Efendimiz (sav) de kâinatın aslı ve özüdür. Nebilerin, sonuncusu Risaletin Hatemi, İlklerin ve Sonların Seyyididir.”

Güneşi Takip Eden Aya And Olsun!
Kâinatın sahibi (cc) yaratıcısı Şems Süresi 2. Ayetinde güneş ile ayı muhatap alır. Bir düzen/sistem üzerine yemin eder. Güneşi takiben ay bir yörünge halinde Leyal-i Biz (Beyaz geceler) on dört on altı arasında ki günler, dolunayın olduğu vakitlerdir. Bu vakitler üzerine yemin edilir. Anlaşılacağı üzere yeminlerin vebali çok büyüktür. Öyleyse yeminler üzerine şahit tutulan her şeyde çok büyüktür. Gece ile gündüzün birbirini takip etmesi, güneş ile ayın bir sistem halindeki döngüsü, genişleyen evren gibi velhasıl eşi benzeri olmayan büyüklüğü ölçülemeyen yaratılan büyük bir düzen/sanattır.

Turgut, “Akleden Kalplere Muhammedi Şuur ve Ahlak” eserinde akıl ile kalbi birleştirenlere bir hayat tarzı olarak Hz. Muhammed (sav)’min şuuru ve ahlakını anlatmaya çalışmıştır. O (sav), nasıl bir insandı, gökte ile yerde nasıl bir derecesi vardı. O (sav)’de ki gül yüzündeki, huzur atmosferindeki, güven dolu ferahlığındaki, sığınak olan kale duruşundaki, hayranlık uyandıran örnekliğiyle/kişiliğiyle/duruşuyla; hal/hareketi, konuşmasıyla/muhabbetiyle; edep/saygı/sevgisi nasıl ve neydi sorularına bir cevap, açıklama, anlatma çabasındaki bir çalışmadır, eserdir okunması gereken bu kitap. Anlaşılması gereken bir kitap olduğu
Kitap, dil konusunda kelime çokluğu olduğundandır ki bu ona zengin bir kelime haznesi, çeşidi bol olan bir anlatım kazandırmıştır. Lakin dilin bu zenginliği farklı bir boyutu var, bu boyut ise kulağımızın duyduğu ancak alışık olmadığı bir boyuttur. Velhasıl su misali akıcı bir dili yoktur. Anlamayı düşünmeyi gerektiren imgelerle açıklamalarla, zengin bol çeşitli bir dili vardır.

Her yönüyle tartıp ölçmeye çalıştığım bu kitap Yaşayan/Konuşan Kuran, İlmin Şehri, Âlemlere Rahmet olan Nebi (sav)’i aklımızla bilinçlenmeyi, kalbimizle yaşamayı nasıl/ne derecede gerektiğini anlatmaya çalışan bu kitaba bir yol, bu yolda rehber olmaya çalıştık.


Ahmet Turgut
Akleden Kalplere Muhammedi Şuur ve Ahlak
Kapı yayınları

Yunus Özdemir.
470 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
𝑰𝒍𝒌 "𝑲𝒆𝒓𝒃𝒆𝒍𝒂" 𝒓𝒐𝒎𝒂𝒏𝒊;
"Nefis ister, akıl gerekçeler bulur, vicdan aklar.
Oysa sen kendini kandırsan bile unutma ki;
Allah hesap sorar, ellerinle kendini ateşe atma!..
Askin Sehidi

Kerbelâ, Huseyin ve yoldaşlarının katligâhı...
Orada kan ve gözyaşı var. Oradaki susuzlukla senin de ciğerlerin kavrulur. Ve başlarsın âh-u figan etmeye.
İçin yandıkça görürsün:
Kerbelâ hak aramanın ve özgürlüğün destanıdır. Teslimiyetin, adanmışlığın ve sadakatin zirvesidir.
Her biri ayrı bir şiar olan yetmiş iki şehidin yurdudur Kerbelâ...
Onlara kapılanırsan nakşolur kalbine:
Aslında heryer Kerbelâ'dır, her gün Âşura...
Ve dile gelir Kerbelâ: "Benim için ağlama. Kendine bak! der...
"Adına lanetler okuduğun Yezid bizatihi nefsindir. Hesapsızca ister,bu uğurda canlar yakar Huseyin 'i terk edenleri kınamadan evel bir kez daha düşün!
Sende akil var. Sadece kendi cikarlarini
hesap eder ve heveslerini hakli gostermek icin turlu bahaneler uydurur. "

Kerbela ikazla yetinmez. Kurtuluşun yolunu da gasterir: "Hüseyin'i Allah katindan sana ulflenen ruh belle. Arına paklana yücelirsen sen de Rabbinden bir delil oldun demektir. Aşka şahit isen bu Şehadet kutlu olsun. Sen Aşk ile her dem diri kalanlardansın.

Ve "Aşkın Şehidi 'sin!"





Kitapta oldugu gibi bence butun incelemeye bu cumleler yeter az bile kalir, okurken cok sey ogrendim ve cok sey katti bana.
440 syf.
·Beğendi·10/10
Bu kitabı okuyana kadar kurgu da olsa bir Türk peygamberin olabileceğini hiç düşünmemiştim.Tarihi kurgusu,şamanlıkta ki beylik düzeni ve bilmediğim bir çok alışkanlığımızın atalarımızdan bu güne kadar geldiğini öğrenmiştim...Yazarın okuduğum ilk kitabıydı...
576 syf.
·4 günde·Beğendi
Kurtuluş Savaşı yıllarında Gazze ve Kudüs de görev yapmış subay doktor, Faruk Hikmet ve İsviçreli Yahudi bir baba ile Hristiyan bir annenin çocuğu Hristiyan Rachel'in hayatları ama daha çok iç alemlerine yaptıkları seyahatler.

Rachel Viyana'da okurken gönlünü kaptırdığı Johann ile ailesinin rızası olmadan evlenir. Ailesiyle barışmak için onların yanına gider ailesi tarafından affedilmedigi için de çok fazla kalmadan Viyana'ya döner. Fakat kocasını çok sevdiği arkadaşı Ester'le beraber görünce onu da kaybettiğinin farkına varır. Ve aldatmanın verdiği öfke ve sinirle bebeğini de kürtaj yaptırır. Rüyalarının peşine düşüp Kudüs 'e Meryem Ana'nın yanına gider. Tüm bunlar yaşanırken yazar bir çoğuna vakıf olmadığım Hristiyanlık hakkında epeyce bilgi vermiş.

Diğer taraftan Faruk da iç aleminde ki çekişmeleri, hayatını ne için yaşaması gerektiği hakkında gerek yaptığı tefekkürler ve gerekse bu konuda fikir alışverişinde bulunduğu insanlarla olan muhabbetinlerinde ki bilgiler İslamiyet hakkında insanı derinlemesine düşüncelere sevkediyor.

Ve yazarın özellikle bazı ayetlere yaptığı tefsirler ufuk açıcı olmuş.
Yine mesela Veysel Karani'nin Medine'ye kadar gelip Efendimiz (s.a.v)'i görmeden geri dönüşünü de çok farklı yorumlamış.

Ezcümle bazen özellikle Hristiyanlık hakkında yapılan açıklamalar olan bölümler biraz sıkıcı gelse de okunup üzerinde uzun uzun düşünülebilecek bir eser olmuş. Çesitli sebeplerden dolayi biraz hızlı okudum yavaş yavaş sindire sindire okunursa daha faydalı olacağı kanaatindeyim.
Keyifli okumalar.
440 syf.
·34 günde·Beğendi·10/10
Türk tarihi bir hikayeye ancak böyle güzel uyarlanabilirdi... Çok değerli bir öneri üzerine başladığım bu yolculuk beni benden alıp bozkırın kalbine sürükledi resmen... Aşena'dan gelen yüce soyumuz var olsun! Gök girsin, kızıl çıksın!!!

Yazarın biyografisi

Adı:
Ahmet Turgut
Unvan:
Yazar
Doğum:
Malatya, 1975
Ahmet Turgut (d. Kasım 1975, Malatya) Türk yazar. İlk, orta ve lise öğrenimini Malatya'da tamamlamıştır. İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümü'nden 1998 yılında mezun olmuştur. 2004 yılana kadar Rusya, Romanya, Almanya ve Türkmenistan'da uluslararası inşaat projelerinde çalışmıştır. 2005 yılından itibaren Ekmek Teknesi, Ayrılık, Eşref Saati, Kurtlar Vadisi televizyon dizilerinde ve Kurtlar Vadisi Irak, Kurtlar Vadisi Gladio sinema filmlerinde hikaye ve araştırma gruplarında yer almıştır. Türk ve dünya atçılığının konu edildiği Asaletin Dört Nalı isimli belgesel serisinin metin yazarlığını ve yönetmenliğini yapmıştır. Halen Kurtlar Vadisi Pusu televizyon dizisinin yazım grubundadır.Ahmet Turgut evli ve iki çocuk babasıdır.

Yazar istatistikleri

  • 172 okur beğendi.
  • 2.255 okur okudu.
  • 77 okur okuyor.
  • 777 okur okuyacak.
  • 65 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları