Genel bir karmaşa döneminde yurtiçindeki otoritesini koruyabilen bir ülke, daha geniş çaplı uluslararası hedefleri açısından komşu devletlerdeki kaostan yararlanabilecek konumdadır.
Hippolu Augustinus, teolojik açıdan,
dünyevi siyasi otoritenin, Tanrı'dan korkulan bir yaşam ve bununla birlikte insanın kurtuluşu amacına hizmet ettiği derecede meşru olduğu sonucuna varmıştı. Papa I. Gelasi us ise İS 494'te Bizans imparatoru Anastasios'a, "Bu dünyanın yönetiminde iki sistem vardır; rahiplerin kutsal otoritesi ve kraliyet gücü." diye yazmıştı: "Son Yargı'da krallar adına bile Tanrı'ya hesap verecek onlar olduğundan, asıl ağırlık rahiplerdedir." Bu anlamıyla gerçek dünya düzeni, bu dünyada değildi.