Rahatsızlığımı sevmiyordum.
Yalnızlaştırıyordu beni. Herhangi bir yalnızlıktan değil, insanın içinde çöl rüzgarı gibi uğuldayan yalnızlıktan söz ediyorum. Yalnızca sevdiklerimi değil, kendimi de yitirmiştim. Onlarla birlikteyken olduğum insan artık yoktu.
Yine de Rose’un sonrasında tamı tamına şunu söylediğinden gayet eminim: "Her şeyi çevreleyen bir karanlık var. Korkunç bir coşku bu." O an Rose'un yaşadığı dehşeti içimde hissettim. Galiba aşk için ödediğimiz bir bedel bu: Diğerinin acısını kendi acımız gibi yaşamak.
Hayatımda bir kez aşık oldum. Galiba bu beni, bir bakıma romantik biri yapıyor. İnsanın tek bir gerçek aşkı olacağı, sonrasında hiçbir şeyin onunla boy ölçüşemeyeceği fikri. Güzel bir fikir ama asıl gerçek, dehşetin ta kendisi. Sonradan yıllar boyu o yalnızlığı göğüslemek. Hayatınızın amacı yok olmuşken var olmaya devam etmek.