Şu kendilerine Müslüman diyenler; hacısıyla, hocasıyla, tüccarıyla, ziraatçısıyla rejime olan desteklerini bir çekseler, hele hele ho- calarımız, "Ulül-Emrlerimiz" deyu onları kutsamaktan vazgeçseler, bu işler kendiliğinden çözülür!
Enver ve Talat Paşaların zihniyetlerini devam ettirenler, çam kesip, hıristiyanlarla yortu yapmaya devam ediyor, her türlü İslâmî harekete düşman oluyorlar. Uyanın artık!..
Balkanlar, Kafkaslar, ve Orta Doğu gibi bir çok cephede savaşmak mecburiyetinde bırakılan Osmanlı Ordusu bazı yerlerde zaferler kazandıysa da çoğu yerde kaybetti
Tarihi belgeler çok açıkça ortaya koymuşlardır ki, Sultan II. Abdulhamid'i devirip yerine iktidarı gaspeden İttihad ve Terakki cuntası beklenen hürriyet ortamını getirememiş/getirmemiş, bilakis ortalığı bir devlet terörüne boğmuştur. İttihad ve Terakkici olmayanar fişleniyor, devlet dairelerine kabul edilmiyor, seçimlerde kazandırılmıyorlardı.
Devlet o hâle gelmiştir ki, Abdulhamid düşmanları onu arar ol- muşlardır. "İstibdad'ı yıkıp hürriyet getireceğiz dediler; devlet terörünü getirdiler. "Meşrutiyet getireceğiz" dediler, zulüm getirdiler, Said-i Nursî'nin tabiriyle "meşrutiyet-i meşru'a'yı getireceğiz" dedi- ler, Yahudilerle, Ermenilerle, Rumlarla kardeş olup Şeriat'ın canına okudular. O dönemin vesikaları bunun şahididirler.