Buğse Ceylan

O şeytanca aletlerin, yani topların korkunç gazabından mahrum olan yüzyıllar, ne mutlu çağlarmış! Mucidi, bana kalırsa, şeytanca icadının mükâfatını cehennemde görüyordur, onun yüzünden, korkak, sefil bir yaratık, yiğit bir şövalyenin canını alabiliyor; cesur yürekleri tutuşturan, canlandıran heyecanın ortasında, nasıl, nereden geldiği belli olmadan, isyankar bir mermi, belki de lanet olası âlet ateşlenirken çıkan parıltıdan korkup kaçan biri tarafından gönderilerek, bir anda, uzun yıllar yaşamayı haketmiş birinin düşüncelerini kesiveriyor, ömrünü noktalıyor. Bunu düşündüğüm zaman, şu yaşadığımız iğrenç çağda, gezgin şövalyelik mesleğini seçmiş olmam, neredeyse yüreğimi sıkıştırıyor.
Sayfa 337·Kitabı okuyor
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
I. Carlos'un bazı donkişotça hayalleri vardı. Kendisini Hıristiyanlığın yenilmez koruyucusu ve Avrupa'nın Katolik bir kral altında birleşmesi idealinin uygulayıcısı olarak görüyordu. I. Carlos zamanında, İspanya sağladığı ticari üstünlük sayesinde böyle bir düş sahibi olabilirdi belki ama, tüccarlaşmakta olan, dolayısıyla da Kilise'nin hükmünün görece azalmaya başladığı bir Avrupa'da yeniden kilise çevresinde bütünleşmiş bir din imparatorluğu düşlemek, aynı Don Quijote'nin yaptığı gibi, değişen bir dünyayı görmezden gelip eski bir düzeni diriltmeye çalışmaktı.
Sayfa 25 - Jale Parla/Sunuş·Kitabı okuyor
(...)daha kitabın başında onun okurunun yakasını kolay bırakmaya niyeti olmayan bir yazar olduğunu anlarız. Çünkü Cervantes, Shakespeare'le birlikte belki de ilk kez, "modern" okuru düşlemiştir. Ve düşlediği bu okur, neredeyse düşlediği "yaratıcı" şövalye Don Quijote kadar, romanının içindedir. Baş oyuncu Don Quijote, kendi yarattığı oyunlar girdabında kayboladursun, Cervantes de okuruyla oynadığı oyunlarla bu girdabı tepeden gözler. Okur, Don Quijote'de edilgen bir dinleyici değil, etkin bir yorumcu olarak düşlenmiştir. Bu okur, kendi yargılarına özgürce varan, otoriteden kurtulmuş okurdur. Bu okurla kurmak istediği çok özel bağ gereği, Cervantes kitabına klasik metinlerden alıntılarla başlamak yerine onu "kupkuru" sunmayı yeğler. Çünkü bir şekilde sezmiş olmalıdır ki, bu kupkuru dediği dal üzerinde edebiyatın en özgür türü, yani roman yeşerecektir.
Sayfa 11 - Sunuş/Jale Parla·Kitabı okuyor
Nasıl endişelenmeyeyim? Bunca yıldır unutuluşun sessizliği içinde uyuduktan sonra, şimdi bütün bu yılların yüküyle, böyle bir hikâyeyle karşısına çıktığımda, halk denilen eski kanun koyucu ne diyecek? Saman gibi kupkuru, yenilikten yoksun, üslubu güdük, kavram yoksulu bir hikâye; bilgi ve doktrinden tamamen mahrum; sayfa kenarlarında notlar, kitabın sonunda açıklamalar yok; oysa diğer kitaplar öyle, görüyorum; uydurma ve acemice olsalar bile, okuru hayran bırakan, yazarlarına okumuş, bilgili, belagatli adam şanı kazandıran alıntılarla dolular, Aristoteles'ten, Platon'dan, bütün filozoflar gürûhundan. Hele Kutsal Kitap'tan alıntı yaptıklarında! Kimi Aziz Tomas kesilir, kimi Kilise Babası; bu arada ustaca ciddiyetlerini korurlar, bir satırda dalgın bir aşığı tasvir etmişken, bir başkasında bir Hıristiyan vaazcığı verirler ki, okuması, duyması mutluluk ve zevk verir.
Sayfa 38 - Önsöz·Kitabı okuyor

Buğse Ceylan

, şu anda okuyor
%50 (455/910 syf.)
Miguel de Cervantes
8.7/10 · 27,5bin okunma