Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kadınların yalnızca yüzleri değil, sesleri de yoktu. Yaygın kullanılan eski bir atasözünü hatırlıyor: "Bir kadın güldüğü zaman şeytana davetiye çıkarır." Kadına ilişkin belleğin bütünüyle boşaltılması amaçlanıyordu.
Yarısını yitirdiği hayatı şimdi anlıyordu: Çünkü, insan, annesini bir başka anneyle hatırlar. Yüzler, anısını başka yüzlerle tazeler. Bir erkeğe kimi zaman sevgilisini düşündüren şey, yolda yürürken gördüğü bir başkasıdır. Bizi âşık eden çok eski çağrışımlarımızdır, çocukluk kadar uzakta kalmış çağrışımlarımız; şimdiki zaman içinde yaşadığımız aşkı bize hatırlatan, onu güçlendiren, yaşatan şeylerse yeni çağrışımlardır. Bu çağrışımlara neden olan başkalarıdır, başkalarının varlığıdır. Sevdiğimiz kişiyi, onu bize hatırlatan bir dünyayla birlikte severiz.
Akhbar, bir süredir annesini, ablasını, kız kardeşini, sevgilisini hayal etmekte zorlanmaya başladığını hissetmişti. Ne zaman onları düşünse zihni tutuluyor, hafızası kekeliyordu. Yüzleri neredeyse tamamen silinmişti gözlerinden. Yalnız onlar değildi gözlerinden silinen, tüm bir kadınlıktı. Akhbar, yalnızca yakınlarının yitirdiği yüzlerine bir kıble gibi kapanmışken, ülkesinin tüm bir kadınlığı, kadın imgesini yitirmiş olduğunu, ilk günlerin telaşında bütün şiddetiyle ayrımsayamamıştı. Bir süre sonra aradığı şeyin, annesi, ablası, sevgilisi olmaktan çıkıp tüm bir kadınlık olacağını ilk günlerde bu denli güçlü bir biçimde sezememişti.