Anı - deneme tarzı bir eser. Anlayabildiğim kadarıyla yazar, insanın dış dünyadaki bilinmeyene olan korkusu ve bunu kendi isteğine göre , sahiplenebileceği bir şekle sokma mücadelesinden bahsediyor. Bir nevi stoacı düşünce tarzındaki gibi doğayla savaşmayı onunla uyum içinde olmayı savunuyor. Ormanların, ağaçların (özellikle kendi halinde olan meyve vermeyen türde olanların) gizemli, kaotik görünen yapısına olan hayranlığını anlatarak da bu savunmasını destekliyor.Yani en azından aradan çıkarabildiklerim bu oldu.
Bunun dışında ince bir kitap olmasına rağmen bir oturuşta okuyamadığım, çok fazla dikkat dağınıklığı yaşamama sebep olan bir yazım tarzı var. Çoğu zaman ne demek istediğini de anlayamadım bundan dolayı belki ileri bir zamanda tekrardan elime alabilirim.
Ormanların ve ağaçların gizemli ve kaotik görünen düzenine ben de hayranım ama esere pek hayran olduğumu söyleyemem.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Bilimin küçük istisnalara pek ayıracak vakti yoktur. Ama tüm insanlar gibi, tüm doğa da küçük istisnalardan, bilimsel olarak önemsiz olsa da bir şekilde genel kurallara uymayan varlıklardan oluşur."
"Çoğumuz hâlâ katı bir şekilde ortaçağlıyız ve sahip olamayacağımız, tam denetim altına alamayacağımız ve göremeyeceğimiz yahut anlayamayacağımız şeylerden uzak duruyoruz."