“İnsanlar...” dedim fısıldayarak. “Taşırlar insanları. Kundaktayken, tabuttayken. Hep taşıyacak birileri olur. Bazıları dostluktan, bazıları cepteki paradan, bazıları da içinde bulundukları sistem bir gün onlara da taşınma sırasının geleceğini söylediği için, taşırlar insanı...”
Ne olursa olsun, ana dilinin orijinal aksanını bozanlardan hep nefret etmişimdir. Ülkesinden uzakta doğup büyüdüğü için dilini döndürememeyi kendine hak görenlerden iğrenmişimdir. Kesinlikle bir özrü yoktur, ağzı yaya yaya Türkçe konuşmanın.