"Ud çalgısı öd ağacından almıştı adını. "O yüzden öyle derin, inler gibi bir ses çıkarır. Ne garip değil mi, hem dertlidir, hem coşkuludur. Özü zehir olan bir ağaçtan yapılmış bir çalgı, düşünsene..."
"Gerçekten de kızılçamlar intihar ediyordu. "Üzerlerinde öyle çok reçine toplanır ki bir zaman sonra güneş ışığını mercek gibi kendi gövdesine yansıtır, sonra da tutuşuverir. " Kızılçam kozalaklarının yangında kurşun gibi fırlayıp yeni bir yangın başlatabildiği doğruydu. "Tabi ki, iki yüz metreye kadar fırlar. El bombası gibidir meret."
"Bildiğimiz Aspirin... Aslında söğüt ağacından elde edilirmiş. Aspirin işte, baş ağrısı için olan. Bak söğüt ağacı Aspirin'in özüdür. Te Hipokrat zamanında bile söğüdün kabuğu, baş ağrısı için ilaç olarak kullanılırmış."
"Toprak nedir biliyor musun? Önceki hayatların harmanıdır. Toprak aslında senin benim kadar canlıdır. İşte ağaçlar topraktaki canı kendisine katar. Bir zamanlar yaşamış varlıklar ağaçların usaresi olur, ruhu olur ve ağacın gövdesinde birbirleriyle buluşur. "