Fakat bana öyle geliyor ki olaylara bu kadar nesnel yaklaşarak güzelliği gözden kaçırıyorsun; kelebekleri yakalayıp o güzelim kanatlarındaki tozları ovalayarak kazıyan erkek çocukları gibi,güzelliği yok ediyorsun…
Gözlerinde haşin diyebileceğim bakışlar olduğunu fark ettin. Onu asla kimse himaye etmedi. Kendi kendine bakmak zorunda kaldı ve genç bir kız hem kendi başının çaresine bakıp hem de örneğin seninkiler gibi uysal ve nazik bakan gözlere sahip olamazsın.
Ufkunun ötesinden gelen bu adamın, bu gibi anlarda daha geniş ve daha derin kavramlarla ışık tutup ufkunun ötesini aydınlatacağını asla tahmin edemezsin.
Martin, daha önce hiç kimseye karşı hissetmediği merhamet ve şefkat hislerini uyandırıyordu kendisinde ve bu hisler Martin’i bir çare görmesinden çok içindeki anaç dürtüsüyle ortaya çıkıyordu. Bu adam genç kızlık korkularını ortaya çıkarıp onu sarsacak, zihnini garip düşünce ve hislerle doldurup kalbinin heyecanla çarpmasına neden olacak kadar güçlü bir erkek olduğundan ona duyduğu acıma hissi de alışılagelmiş merhamet duygusundan farklıydı.