“Başkalarını ,kendimi tanıdığım gibi tanımayı ne kadar çok isterdim “ dedi Anna ciddi ve düşünceli. “Başkalarından daha mı kötüyüm, daha mı iyiyim? Sanırım kötüyüm.”
Bazı yerlerde seni haklı buluyorum. Aramızdaki fark şu: sen insanı harekete geçiren şeyin kişisel çıkar olduğunu söylüyorsun ben ise belli bir eğitim düzeyine erişmiş her insanda toplum çıkarı düşüncesinde olması gerektiğini söylüyorum. Belki de yapılan işlerin maddi çıkarları dayanmasından daha kabul edilebilir olduğunu söylerken haklıydı genel olarak sen Fransızların ‘aklına eseni yapan ‘dedikleri karaktere sahipsin, ya tutkulu, enerji dolu bir iş istiyorsun ya da hiçbir şey.
İnsanın bir dilim ekmeği varken kalaç sevebileceğini kabul etmiyorsun zaten, sana göre bu bir suç. Ben ise aşk olmadan hayatın olmayacağını söylüyorum.
-“Sen şanslı bir adamsın. Sevdiğin her şeye sahipsin. Atları seviyorsun, var; köpekleri seviyorsun, var; ama seviyorsun, var; çiftliği seviyorsun, o da var. “
 -“Belki de elimde olanlarla mutlu olup olmayanları dert etmediğindendir.”
Ruhumuzu kurcalarken çoğu zaman orada fark edilmeden duran bir şeyler buluruz duyguların senin vicdanının işi ama ben senin, kendimin ve tanrının önünde yükümlülüklerini anlatmak zorundayım. Hayatlarımız birleştirildi, insanlar tarafından değil tanrı tarafından. Bu birlikteliği ancak bir suç bozar ve böyle bir suçla ağır bir ceza gerektirir.