Bahar Gökbarman

İşte bu ruhların kuvvetine, büyüklüğüne, Allah’a yakınlığına ve manevi derecelerine göre berzahta konumlanacakları yerler farklıdır. Hak dostları, Berzah âleminin bal peteği gibi hücrelerden oluşan, ters bir koni şeklinde olduğunu bildirmiştir. Koninin sivri ucu aşağıya bakar; buradaki hücreler çok küçüktür ve zulmet çukuru olarak adlandırılır. Burada bulunan ruhlar sıkışmışlık, karanlık ve azap içindedirler. Ruhlar, derecelerine göre daha yukarı doğru farklı hücrelerde bulunurlar. Koninin üst kısmına gidildikçe ruhların bulundukları yerler genişler; rahatlık, huzur, nur ve nimet artar. Peygamberler ve hak dostları gibi özel ruhlar, üstlerde bulunan bu geniş berzahta yer alırlar.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖

Bahar Gökbarman

, bir kitap okudu
10/10
·264 syf.·
30 günde okudu
·
Okunma: 28 Aralık 2025 02:49
·
2025 33. kitabı
Faruk Dilaver
10/10 · 1 okunma
— Ey Allah’ın Elçisi, bizler ister diri ister ölü olalım, Hak üzere değil miyiz? — Evet. Varlığın kudreti elinde bulunan Allah’a yemin ederim ki siz, ister ölü olunuz ister diri, mutlak Hak üzeresiniz. — Ey Allah’ın Elçisi, biz Hak üzere, onlar batıl üzere olduklarına göre dinimizi niçin gizliyoruz? — Ömer, biz henüz sayıca çok azız. — Ey Allah’ın Elçisi, seni Hak din ve kitap ile gönderen Allah’a yemin ederim ki hiç çekinmeden, hiç korkmadan oturup İslam’ı anlatmadığım bir küfür meclisi kalmayacak. Biz muHakkak ortaya çıkacağız. O gün, benim için gülümün bütün kokusu, rengi ve güzelliğiyle açtığı gündü. Meserret şarkıları söyleme vaktiydi; çünkü Harem’deki bütün müşrikler, Müslümanların iki kafile hâlinde, alımlı çalımlı adımlarla, rahvan giden atlar misali Kâbe’yi açıkça tavaf ettiklerini seyrediyorlardı ve içlerinden biri bile çıkıp onlara müdahalede bulunamıyordu. Nasıl bulunsunlardı ki? Kafilelerden birinin başında Hamza, diğerinde Ömer şahlanıyordu. Kureyş’e göre bu ikisi, Muhammed’in önüne engel diye elleriyle koydukları çer çöpü süpürecek birer sel; kayaları ve dağları eritecek birer ateş topuydu. Kulaktan kulağa fısıldanan Hakikati cemiyete haykırma vaktiydi. Sızıntı, gürül gürül bir akış bekliyordu. Ve gülüm, o gün Ömer’e “Fârûk” diye seslendi; Hak ile batılı ayırdı diye.
Sayfa 237·Kitabı okudu
“İnsan, kâinatın gönülde insanın özüdür. Gerçek bir Hak dostunun gözüne bakan, nûr alır; bu nûr alış için ‘nazar etti’ denir. Bir insanın bedeninde, Allah’tan gelen ruh sebebiyle zaten nûr bulunur. O nûr, başka gönüllerdeki nûra hasret çeker. Gözden nûr alışverişiyle iki nûr buluşur; nûr ile nûr hasret giderir.”
Sayfa 124·Kitabı okudu
Kullar miracını gönül âlemine uçarak yaparlar. Gönülden miraç eden, kolay kolay huzurdan ayrılamaz; Hakk’a yakın olmanın tadıyla mest olup hayran kalır. Allah, Habîbine ‘Âlemleri senin için, seni de kendim için yarattım; sevgilim sensin.’ diyerek ona aşkını ilân etmiştir.
Sayfa 123·Kitabı okudu