Sessiz Hasta, psikolojik gerilim türünde hem sürükleyici hem de düşündürücü bir roman. Alicia’nın sessizliği, onun yaşadığı ihaneti ve travmayı anlatmanın en güçlü yolu hâline geliyor. Sustukça derinleşiyor.
Theo ise bir psikoterapist olarak başkalarına yardım etmeye çalışırken, kendi içindeki karmaşayı görmezden geliyor. Özellikle karısı Kathy ile olan ilişkisi bu çelişkiyi açıkça ortaya koyuyor. Aldatıldığını bilmesine rağmen hâlâ o evliliğin içinde olması, onun da kendi gerçeğiyle yüzleşemediğini gösteriyor. Bu açıdan bakıldığında, kitabın en büyük ironisi: “iyileştiren” adamın aslında kendi içinde en hasta kişi olması.
Kitabı oldukça beğendim. Gerilimi sürekli diri tutan, sade ama etkili bir dili var. Özellikle sonundaki ters köşe, kitabı sıradanlıktan çıkarıp unutulmaz hale getiriyor.
Sessiz insanlar, en çok da dindarlar… İşte bunlar korkulacak kişilerdir. Kabadayıların akıllarından ne geçtiğini anlayabilirsiniz. Böylece de tam zamanında sakınabilirsiniz. Ama sessizler, otların arasındaki bir yılan gibi sessizce ve sinsice arkanızdan gelirler; siz daha ne olduğunu anlamaya kalmadan, tam yüreğinizden sokuverirler. İşte ben böyle insanlardan korkarım. Sessiz ve kendi hàlinde olanlardan…