Bahar can

10/10
·416 syf.··
2026 23. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 23:46
Serenad kitabını bitirdiğimde aklımda kalan şey aşk hikâyesinden çok insanların sırf kimlikleri, kökenleri veya inançları nedeniyle ne kadar büyük acılar yaşayabildiği oldu. Yaşanan her olayın ardında hayalleri, sevdikleri ve kayıpları olan insanların bulunduğunu bir kez daha hissettik. Özellikle Nadia ve Maximilian’ın hikâyesi, savaşların yalnızca ülkeleri değil insanların hayatlarını ve geleceklerini de nasıl yok ettiğini görmüş olduk.
SerenadZülfü Livaneli · İnkılap Kitabevi · 2021164,2bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
9/10
·216 syf.··
2026 22. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2026 01:18
Bence kitabın en vurucu taraflarından biri şu: “Güçlü olan her zaman haklı değildir.” Yaşar Kemal sürekli bunu gösteriyor. Filler çok büyük, çok güçlü ama aslında korkuyorlar. Çünkü düşünen ve birleşen karıncalardan çekiniyorlar. Hatta kitapta düşünmek bile tehlikeli. Ama Yaşar Kemal tamamen karamsar da değil. Kitabın sonunda en büyük şey “umut” diyor çünkü küçücük karıncalar birleşince filleri yenebiliyor. Çok sevdiğim yazarın çok çok sevdiğim kitabını tavsiye ediyorum I.
Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal KarıncaYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202515,7bin okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2026 21. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2026 01:25
Jules Werne klasiği… Yaşadığı dönemde henüz var olmayan teknolojileri inanılmaz bir ayrıntıyla hayal edebilmesi… Elektrikle çalışan bir denizaltı, dalgıç kıyafetleri, Okyanus altı keşifleri gibi… ve düşünebiliyor musunuz bunları 1869’da yazıyor yani henüz modern denizaltı yaygın değilken. Verne resmen bilim insanı gibi yazıyor. Bir istiridyenin içinde incinin oluşumunu bile merak uyandıracak şekilde anlatıyor. Denizin derinliklerinden çok insanın merak duygusuna yolculuk yaptıran bir kitap oldu benim için. Deniz temalı hikâye sevenlerin sans vermesi gereken bir kitap.
Denizler Altında 20 Bin FersahJules Verne · Gün Yayıncılık · 201816,3bin okunma
10/10
·622 syf.··
2026 20. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 01 Mayıs 2026 00:15
Kitabı kapattığımda içimde garip bir sessizlik vardı. Böyle ağlamak gibi değil ama insanın içine çöken bir ağırlık gibi. Sanki bütün roman boyunca biri pencerenin önünde oturmuş da hayatı izlemiş ama hiçbir zaman gerçekten içine girmemiş gibi hissettim. Oblomov’a bazen çok kızdım. Özellikle elini uzatsa değişebileceği anlarda… çünkü insan sürekli “hadi, bu sefer yapacak” diye bekliyor. Ama sonra geri çekiliyor. Ve bir noktadan sonra ona kızmayı bırakıp üzülmeye başladım. Çünkü onun problemi sadece tembellik değildi. Hayattan korkuyordu. Gerçek hayatın karmaşasından, sorumluluktan, değişmekten korkuyordu. Bu yüzden güvenli ama yavaş yavaş çürüyen bir hayatı seçti. En çok canımı yakan şey aslında içinde sevgi olmasıydı. Olgayı sevdiğini hissediyorsun. Hatta onun yanında kısa süreliğine canlanıyor bile. İnsan orada umutlanıyor. “Belki aşk onu kurtarır” diyorsun. Ama sonra anlıyorsun ki insan değişmek istemiyorsa, onu seven biri bile kurtaramıyor. Ve bu çok gerçek geldi bana. Çünkü kitap boyunca büyük olaylar olmuyor aslında. Kimse savaşta ölmüyor, büyük felaketler yaşanmıyor. Ama buna rağmen çok trajik. Çünkü bir insanın hayatının yavaş yavaş sönmesini izliyorsun. Sessiz bir çöküş bu. Belki de o yüzden bu kadar etkiliyor. Bir yerde şunu düşündüm: İnsan bazen mutsuz olduğu için değil, fazla alıştığı için yerinde kalıyor. Bu kitap bana “yaşıyor olmak” ile “hayatta olmak” arasındaki farkı hissettirdi. Oblomov yaşıyordu ama gerçekten yaşamıyordu. Günler geçiyordu ama içinde bir hareket yoktu. Ve en korkutucu kısmı bunun farkına varmadan olması. Kitap bittikten sonra içimde kalan duygu tam olarak bu oldu. Hüzün, pişmanlık ihtimali ve hafif bir korku. Çünkü insan istemeden de Oblomov’a benzeyebilir. Bir şeyi sürekli erteleyerek, konfor alanından çıkmayarak, “yarın
Oblomovİvan Gonçarov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202150bin okunma
8/10
·232 syf.··
2026 15. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2026 12:42
Dino Buzzati – Tatar Çölü üzerine… Bir ömür ne zaman “beklemek” olur? Drogo’nun hikâyesi bana şunu düşündürdü: İnsan gerçekten bir şeyi mi bekler, yoksa beklediğine inanarak hayatını mı geçirir? Büyük bir anın hayaliyle, küçük ama gerçek anları kaçırmak… Asıl kayıp bu mu? Belki de en zor soru şu: Ya biz de kendi “kalemizdeysek” ve bunun farkında değilsek? Sizce Drogo gerçekten kaybetti mi, yoksa biz mi kaybetmekten fazla korkuyoruz? Kitap oldukça sade ama derin bir dile sahip. Okuması kolay etkisi uzun sürüyor. Özellikle düşünmeyi ve sorgulamayı sevenlere kesinlikle tavsiye ederim.
Tatar ÇölüDino Buzzati · İletişim Yayınevi · 201819,9bin okunma