Filler Sultanı İle Kırmızı Sakallı Topal Karınca

·
Okunma
·
Beğeni
·
6.175
Gösterim
Adı:
Filler Sultanı İle Kırmızı Sakallı Topal Karınca
Baskı tarihi:
Nisan 2017
Sayfa sayısı:
208
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750806735
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Filler Sultanı İle Kırmızı Sakallı Topal Karınca
Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal Karınca
Türkiye'nin evrensel yazarı Yaşar Kemal YKY'de... Yaşar Kemal Anadolu'nun binlerce yıllık kültüründen beslenerek yazdığı büyük ve modern romanlarla, ABD'den İngiltere'ye, İtalya'dan Tunus'a, Norveç'ten Kanada'ya, dünyanın dört bir yanında tanındı. Yazdıkları doğu ile batı arasında köklü bir kültürün ve verimli bir coğrafyanın yarattığı, çağlar ötesi gür ses olarak kabul edildi, sevilerek okundu; okunuyor. 15 Ocak'ta okurla buluşacak 40 olağanüstü kitabın tasarımında Abidin Dino'dan Avni Arbaş'a, Turan Erol'dan Bedri Rahmi Eyuboğlu'na kadar pek çok Türk ressamın resimleri ve Ara Güler'in fotoğrafları kullanıldı. "Türkiye"nin Evrensel Yazarı. Yaşar Kemal tüm Yapıtlarıyla karşınızda.

Tadımlık

Filler Sultanı'nda bir halk masalından yola çıkılarak güç ve haklılık arasındaki ilişki ele alınmıştır. Filler Sultanı gücüne güvenerek karıncalara savaş açar. Haklı ya da haksız olmak onun için önemli değildir. Gücünü kendinden milyonlarca kez küçük karıncalar üzerinde denemektir niyeti. Ancak karıncalar birleşir ve haksızlığa boyun eğmeden filler sultanlığını devirirler.

"Eğer insan soyunun bu en zaliminin simgesini, benzerini hayvanlar arasında arayacak olsaydım, belki timsahları bulurdum, boa yılanlarını bulurdum. Yok yok, sanmıyorum ki yeryüzünde bu zalimleri simgeleyecek korkunçlukta bir hayvan türü bulabilelim..."
Yaşar Kemal

"Korkusuz bir toplum eleştiricisidir Yaşar Kemal. Ve eşsiz bir şair. Onu okuyan herkes büyüleyici, güçlü anlatım yeteneğine hayran kalır."
Dagens Nyheter, (İsviçre)

"Yaşar Kemal'in özgün, becerikli ya da bilge bir anlatıcıdan çok daha başka bir şey olduğunu kabul etmek gerekir bir kez daha. Kişileriyle anlattıkları arasında hiç mesafe olmaması, belki de yazarlığının sözlü halk edebiyatıyla ilişkili olarak doğmasından kaynaklanır."
Journal de Centre, (Fransa)
UYARI : İncelemelerimde spoiler yoktur .. Bu platformda okuduğunu anlamayan ve yazdıklarımı spoiler sanan bir takım "ÇOK AKILLI" insanlar vardır !!! Ben spoiler olduğunu düşünmüyorum ama sen olduğunu düşün ve ona göre oku ..

Herkeşlere selam olsun .. Hemen bodoz olaya gireceğim .. Kitabı sahaftan aldım .. Bu kısmı atlayamam çünkü kriz var ayağına kan emen kitabevlerinin fahiş fiyat politikalarına haftasonunda gözlerimle şahit oldum .. Hele ki böyle bir kitabı 18 kağıt verip alaydım yüreğime kamikazeler dalacaklardı .. Ben Adam Yayınlarından aldım okudum .. Size de tavsiyem aynı yönde olacak .. Niçin böyle bir kitap dedim onu da inceleme ile sizlere anlatmaya çalışacağım ..

Yaşar Kemal , benim için seneler önce okumuş olduğum ve aklımda silikte olsa kalmış Teneke romanından ibarettir edebi anlamda .. Ama bu Yaşar Kemal' i tanımadığım anlamına gelmez.. Yaşar Kemal' i , Aziz Nesin ' den kelli esasen çokta yakından olmasa da tanırırım .. Duruşunu bilirim .. Neye karşı olduğunu , kimin yanında olduğunu da bilirim ..Yurt dışında bir otel odasında bulgar yazarların küstahlıkları yüzünden Aziz Nesin ile birbirlerini yediklerini , Aziz Nesin ' in "roketli" ve en sert cevabı verelim bu yapılanlara demesine rağmen Yaşar Kemal 'in bürokratik davranmaktan yana tavır alması sonucu arada haşlanan Ataol Behramoğlu' nun anılarından da az buz tanırım kendisini .. Bugüne dek okumayı ertelemişsem bu benim ayıbımdır .. Hatta ayıbım imiş .. Bu roman bunu kafama vura vura değil çaka çaka öğretti tam tabiri ile.. Araları limonidir Aziz Nesin ile Yaşar Kemal' in.. Tabii bu edebi kulvarda değil bazı ideolojik ayrılıklardan ötürü böyledir .. Her ne kadar ÖLÜMÜNE Aziz Nesin hayranı da olsam , bu ayrılıklar fikrimi değiştirmeme etki etmez .. Edebiyatımızın amiral gemilerinden biri olan bu "ADAM" gibi "ADAM" romanlarında hep ezilen kesimin , köylümüzün yanında yer almış.. Bunu Sivas Acısı incelememi (#28905309) yazarken yaptığım araştırmalarımda da gördüm .. Toplumun horgördüğü , Sivas' ta yakılan Nesimi' ye yaptıkları dahi onu efsaneler kulvarına sokar benim nazarımda.. Aziz Nesin' in yazdıkları için derler ya hani TAM AZİZ NESİN 'lik olay diye .. Bu ADAM' ın başından geçenler de tam o ayar .. Arzuhalcilik yaparken tutuklanıp cezaevine konması ve içerde karşılaştığı bir mahkumun ona söylediği şu cümleler...

"Senin ailen bana çok yardım etti, hayatımı kurtardı desem doğru olur ama bu hapishanede tek düşmanın benim. Benden kork. Katillikten, hırsızlıktan, ırza geçmekten düşseydin başım üstünde yerin vardı." Varın gelin sizler anlayın..

Yine de yılmamış .. Romanları 40 yakın dile cevrilmiş .. Bilmiyorum tam sayıyı ama baya bir romanı ya da eseri de uyarlanıp film olarak çekildi .. Burda say say bitmez yaptıkları esasen.. Aziz Nesin ile bence en büyük ortak noktaları emperyalizme olan düşmanlıklarıdır .. Evet düşmanlıklarıdır ve bu masal dili ile yazılmış eser de bunun ete kemiğe bürünmüş halidir .. Biliyorsunuz ki ben incelemelerimi bol işsizlik ve eser miktarda spoiler ile vermekten yanayım .. Burdan sonra yazacaklarım , kitaptaki olaylar zincirine birebir değinmeyecek .. Yani senin anlayacağın "aman da Huriye' nin gelini tarlada sancı tutmuş" , yok "Ümmü' nün aldığı kabaklar kof çıkmış" tarzı bir anlatım yolu izlenmeyecek .. Ana hatları ve konu başlıkları ile kısaca anlatıcam kitabı sizlere ..

Kitabın konusu emparyalizm ile semiren kodamanlar (FİLLER) - kompradorlar (yandaşlar yani HÜDHÜDLER) ve sömürülüp ezilenler ( KARINCALAR )arasında geçiyor .. Bir ülkeye emperyalizm nasıl girer ? Gelin size "YUH ARTIK" dedirtecek bir yaşanmış hikaye anlatayım .. İncelemelerimi okuyorsanız olayın kahramanını ve yaptıklarını Joseph Conrad' ın Karanlığın Yüreği adlı kitabına yazdığım incelememden tanıyorsunuz yakınen .. Bakın bu emmimiz başka neler yapmış ..

DIVIDE ET IMPERA :

O koca göbeğini ve hiç doymayan gözünü kısa bir zaman içinde olsa doyurmak için bu emmimiz Ruanda ve Burundi' yi işgal emri veriyor ... Buranın halkı zaten sıtmayı görmüş ölüme razı olmuş insanlar .. Tıpkı Kongo ' da yaptığı gibi burayı da sömürmek tek amacı ..Ama Kongo macerasından ders almış olacak ki kitaptaki en eski emperyal aldatmacayı oyuna dahil ediyor : BÖL VE YÖNET !! Ne mi yapıyor ? İşgal ettiği coğrafyada yaşayan ve SEKİZDEN FAZLA İNEĞİ OLANLARIN TUTSİLER , daha AZ ineği olanların ise HUTULAR olduğuna KARAR VERİYOR (?!?!?!?!) Gülmeyin !!Vallahi billahi gerçek !! =)) Benim güldüğüme bakma sen !! Ciddiyim !! Çoban olan Tutsiler ve çiftçi olan Hutular aslında senelerdir aynı topraklarda BERABER yaşamış lakin FARKLI kökenlerden gelme iki halk .. Konuştukları dil aynı .. Tarihleri aynı ! Birbirlerine DÜŞMAN OLDUKLARINDAN HABERLERİ BİLE YOK !! Sonuç : Buna öyle bir inandırıldılar ki sene 1994 ile 1995 arasında yaşanan katliamlarda ölü sayısı YARIM MİLYON insanı buldu .. Kökenleri ne kadar geride atılmış olursa olsun FARKETMEDİ!

Bir ülkede birliği ve beraberliği bozduktan sonra ilk neye saldırırsın , neyi sakat bırakırsın ? KÜLTÜR VE DİLE ! Çünkü bunlar ortak değerlerdir .. Temeli ayakta tutan harçtır.. Çimentodur ..Aidiyet duygusunu veren değişkenlerdir.. Geçen yaptığım Fakir Baykurt incelememde de yazdım .. Erinmem ! Bir kez daha yazıyorum : Dil denilen hadise en etkin sömürge araçlarının başında gelir ..Dil ile beraber EMPERYALİST ÜLKELERİN siyasetini benimseme ve mallarını satın alma başlar. Beyin göçünü sağlar. Bir insanın konuştuğu dil, o insanın düşünce ve davranışlarını etkiler. Bir yabancı dili öğrenip kullanan kişi yavaş yavaş o milletler gibi düşünmeye başlar... Şu kısma kadar saydıklarım kitapta karıncalara uygulanan yöntemler senin anlayacağın cicim..

Kitap hakkında iki ,üç kelam etmem gerekirse .. Evet bir masal olarak yazılmış bu kitap .. Anlamak isteyene ÇOK büyük , ÇOK önemli ve ÇOK anlamlı mesajlar veriyor ..

KIRMIZI SAKALLI TOPAL KARINCALAR KİM DERSEN ..
Şuraya bir adet resim bırakıyorum .. Fotoğraf KANLI 1 MAYIS' TAN BİR SONRAKİ SENEYE AİT .. İnsanları takır takır tarayıp öldürdükleri seneden bir sonraki 1 MAYIS' a .. En ön sıraya DİKKAT !! =)) Oraya çıkıp yürümek YÜREK İSTER !!

ADAMIN HASISIN "BABA"!!!

SELAM OLSUN SANA DA EY İNCE MEMED!!!

http://i.hizliresim.com/1EXlBb.jpg

Huzur içinde uyuyun !!
Devler , cüceler, peri padişahları ve onların güzeller güzeli kızları, üç başlı ejderhalar, çıngıraklı ,zehirli yılanlar, pireler, filler sultanı, kırmızı sakallı topal karınca…

Masallar niçin yazıldılar? Sadece çocukları eğitmek için mi? Hayır.

Masallar eski zamanlardan beri insanların zulümlere karşı seslenişi olmuştur. İnsanlar simgeler dünyasının güvenli kapıları ardından masallar aracılığıyla düzene karşı çıkmışlar, benliklerini savunmuşlar, kendinden sonra gelecek olanlara öğütler vermişler, ezen kişiyi masalda bir yaratığa dönüştürüp ona cezalar vermişler, hatta direnişlerin , devrimlerin simgesi olmuşlardır. Masallar dünyanın her yerinden zulüm gören insanların öcünün aktarımıdır. Çoğu zaman da anonimdir. Yaşar Kemal bunu çok iyi bilen , benimseyen bir yazar. Bunu kitabında açıkça ve ustalıkla işlemiş.

Kitap Komünist Manifestonun meşru şekli haline gelmiş adeta. Çok güzel metaforlarla , örneklerle anlatmış nasıl sömürüldüğümüzü, asimile olduğumuzu, kendimizi kaybettiğimizi ve yöneten aklı…

“Yeryüzünün bütün karıncaları birleşin.” Onlar birleşmeden önce karıncaların nasıl ayrıldıklarına bir göz atalım.
Filler karıncaları önce güçleriyle korkuttular, cüsseleriyle , ölümle korkuttular. Korku karıncaların ellerinden önce özgürlüklerini aldı. Ardından filler karıncaları kendilerine benzetmeye çalıştılar. Sabahtan akşama kadar aynı sesleri onlara tekrar ettirdiler. “Biz filiz.” Tekrarların beynimizde ne gibi etkiler bıraktığını, siyasetçilerin ve reklam firmaların tekrarlardan nasıl yararlandığını bir kez daha hatırlattı bana bu kısım.

Ardından fil okulları açıldı, karıncalara karınca dili unutturuldu. Fil gibi karıncalar ortaya çıktı. Tıpkı bizim Avrupa’nın bilimi hariç her türlü özelliğine özenmemiz gibi. İçi boş , özgün değil , özenti olan , yaratmayan , üretmeyen, hazır sevici bir kitle ortaya çıkarıldı. “Özgün “ kelimesi sadece sözlüklerde ve birkaç sohbette geçer oldu , belki anlamı bile bilinmeden.
Filler karıncaların elinden her şeyi aldı. Onlara ölüme sürükledi. Kendi emeğiyle topladıkları yiyecekler onlara açlıktan ölmemelerini sağlayacak miktarda verilince minnet etmeyi öğrendiler karıncalar. Çünkü emeğini çaldıranlar , kendi emeklerini başkasının verdiği bir lütuf olarak görürler. Minnet ederler bu da bir nevi avunuş şeklidir. Bu minnet duygusu da sorgusuz sualsiz biat etmeye dönüşür.

Bitti mi ? Tabii ki hayır.

Ayrıştırma politikası tüm hızıyla devreye girdi. Karıncaları birbirleri arasında ayırıp , onların asla bir araya gelemeyeceğini garanti altına aldılar. Türkler, Kürtler, Sünniler, Aleviler, Lazlar, Çerkezler… Sahi biz neden yıllarca ayırdık birbirimizi. Yoksa biz de Filler Sultanına uyan karıncalar mıyız? İnsankarıncalar…
En sonda umutlarını aldılar karıncaların elinden , hoop, diye. Bir güzel mideye indirdiler umutları. Biz asla filleri yenemeyiz diyen ulaklar ortaya çıktı bir anda. Biz insankarıncalarda umut nerde? Çevremde gördüğüm hep bir boş vermişlik, “Amann, böyle gelmiş , böyle gider!” sözleri. “Dünyayı sen mi değiştireceksin.” Saçmaları. Siz insanfiller misiniz acaba biz karıncaların umutlarına tüküren ? Yoksa biz insankarıncalar mıyız kendi umutlarına kendileri tüküren ? Tarafını seç nasıl olsa iki ucu … değnek…

Yaşar Kemal her şeye rağmen umudumuzu kaybetmememizi söylüyor , kitabın sonunda. Benim de içim sonbaharda yapraklarını dökmek yerine yemyeşil oluyor, yeniden açıyor. Ne güzel metaforlar, şiirler kurulu umut üstüne. Kullansak ya azıcık! Çünkü umutsuz insan hareketi bırakıp, var olan düzende yeni şartlar oluşturmaya bakar. Yaşamaya –en aşağı bir şekilde- çalışır. Ve en kötü olan yanı da buna şükreder. Tatlı komşu Ayşe teyze bile yapar bunu…

Biz hep “Güzel günler göreceğiz, güneşli günler!” buna inanalım.
Roman biter bitmez içimden geçen bir şarkının bir sözünü ve şarkıyı da buraya bırakayım.
“Yare ulaşmadan düşersen eğer, yarına sesinin yankısı kalır.” Yankılarda değil, gür seslerde buluşalım.
https://www.youtube.com/watch?v=o3QGBG569aY
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (15.909 Oy)19.826 beğeni45.389 okunma3.494 alıntı191.868 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.901 Oy)9.173 beğeni30.081 okunma922 alıntı146.066 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.747 Oy)8.359 beğeni23.894 okunma947 alıntı95.199 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (9.702 Oy)9.649 beğeni27.097 okunma1.995 alıntı125.448 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (11.092 Oy)13.898 beğeni36.007 okunma3.759 alıntı153.006 gösterim
  • Kuyucaklı Yusuf
    8.5/10 (5.200 Oy)5.651 beğeni18.164 okunma1.138 alıntı63.553 gösterim
  • Simyacı
    8.6/10 (8.213 Oy)9.202 beğeni27.474 okunma2.920 alıntı121.078 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.895 Oy)6.004 beğeni20.547 okunma913 alıntı106.715 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (6.260 Oy)6.614 beğeni17.591 okunma2.935 alıntı89.991 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.879 Oy)9.417 beğeni26.495 okunma1.791 alıntı135.197 gösterim
Umut diyor yazar: her koşulda her yerde vardır, yeter ki yeryüzünün bütün karıncaları birleşsin!!

Alegorik bir eserde bu kadar çok incelik ve gerçekler olur mu demeyin. Söylenen sözler yapılan şeyler ne kadar da tanıdık.
Yok etmeye önce dilden başlanılır bu her yerde böyledir. Sonra umudu kırmaya ve ardından her koşulda itaat etmeleri istenilir!!

Kendilerine taht kurmak isteyen filler, karıncaların önce dillerini yok etmeye, onları kendi dilleriyle kendi türküleriyle beslemeye başladılar. Sonra da karıncaların umutlarını yok ettiler.
Büyüklüklerine güvenip onlara zulüm etmeye, yıkmaya yok etmeye çalıştılar.
Okullar açıp kendi dillerini öğretmeye, onları küçük filler olduklarını inandırmaya ve yüzyıllardır fillere hizmet ettiklerine inandırdılar.
Sonra onları kendi içlerinde ayrıştırmaya başladılar. Çünkü filler karıncaların birleşince ne kadar güçlü olduklarını biliyorlardı. Büyüklük karıncaların gözünü o kadar korkutmuş ki kendi güçlerinin farkında değiller. Ah bir birleşse yeryüzünün tüm karıncaları filler bu dünyada yaşayabilirler mi?

Bu söylediğim şeyler hepinize tanıdık geldi değil mi? Çünkü yüzyıllardır biz de insanfiller tarafından bu şekilde ayrıştırıldık, unutulduk, yok edildik.
Dilimizi unutturdular önce çünkü en korktukları şey kendi anadilimizdi, sonra bunu konuşan insanları birer birer cezalandırıp korkutmaya çalıştılar. Bu da yetmedi dediği gibi okullarda sadece bu dili konuşup bu dille düşünmeyi öğrettiler.
Çünkü farklı olmak, farklı düşünmek büyük bir tehlikeydi insanfiller için.

Kitabı okurken yapılan yok etme politikası aklıma Orwell'ın 1984 kitabını getirdi. Yok etmek için bazı kavramları unutturmak gerekiyor ve bazı şeyleri de sürekli tekrarlamak.
Bizi düşünmeye alıştırmamışlar diyor ya yazar. Tam da böyle düşünmemek için ellerinden gelen her şeyi yapıp en önemli işin insanfiller için çalışmak olduğuna inandırmışlar yıllarca.

Neden bu düzenin bize sunduğu şeyleri kabul ediyoruz? Neden kendi dilimizi unutturmaya çalışanlara karşı birleşemiyoruz? Neden umudumuzu, inancımızı kıran bu insanlara karşı sağır dilsiz geziyoruz? İnsanfillerin yaptıkları neden hep en güzel en iyi şeylermiş gibi gösteriliyor?

Bu sorulara çözüm bulunmadığı sürece söylenenler hep havada kalacak ve insanfiller bu dünyanın düzenini bozmaya, yıkıp yakmaya, tek tipleştirmeye devam edecekler.

Oysa umudumuz olsa bu düzen böyle olur mu?
Yaşar Kemal olur da umut biter mi hiç?
Sonsuz bir umut var onda.
Okuyunca içim müthiş umutla doldu. Bu düzen böyle olmaz dedim kendi kendime. Yeryüzünün tüm karıncaları birleşip bu düzeni değiştirebilir.

https://youtu.be/58vGQcSJ2aU
İçimden şu şarkıyı mırıldanıyorum biliyorum ki karıncalarda bu şarkıyla içlerini umutla doldurmuşlardır.

İçimde kırmızı sakallı topal karınca gibi baş kaldırma gücü olduğuna inandıran ve beni bu kitapla tanıştıran https://1000kitap.com/rastafaryan_papaz 'ye sonsuz teşekkürler.

İçinizdeki umudun ve baş eğmeyen kırmızı sakallı topal karıncaların çoğalması dileğiyle.
Bir ipek böceği tırtılı nasıl kelebek olmak için etrafına koza örüyor ise Yaşar Kemal de bizim etrafımıza öylece umudu örüyor. O yüzdendir ki umudum yazarıdır, şairidir, ozanıdır.

Bilinçli kötülük nasıl yapılıyor, ne için yapılıyor tek tek ele almış ve gücü kötüye kullananları ifşa ederek bizi uykumuzdan uyandırıyor. Ders olarak okutulması gereken bir kitap ama bilinçli kötülüğün olduğu yerde okutulması imkansız olduğu için elden ele dolaştırmak gerekir.

Umudumuzu koruyalım ve büyütelim.
Yine harika bir kitap, ve kitabın incelemesi ile karşınızdayım. :)
Kitabı bir aydan fazla bir süre zarfında okumamın sebebi, bu kitabı haftanın belli günlerinde, -okuma ödevi olarak- okuma derslerinde okumam. Onun dışında kitaba laf söz yok, üstat harika yazmış...
Spoiler: :)
Kitabın konusu, hayvanlar arası (Filler ve karıncalar çoğunluk olmak üzere) bir üstünlük başlamıştır. Filler, maddi açıdan zarar verebilecek bir yapıya sahiptir. Karıncalar ise, fillere üstünlük gösteremeseler de çalışkanlıkları ile tanınırlar. Filler sultanı, karıncaları ezerek ve güç gösterisinde bulunarak karıncaları kendisi için çalıştırmaya başlar. Karıncalar ne zaman baş kaldırmaya görsünler, filler onlara çektirir de çektirir...
Peki, bu kitap fabl şeklinde olmasaydı ne olurdu? Filler birer güçlü insan, karıncalar ise aslında birer zayıf insandır. Filler iradenin kendilerinde olduğunu bilirler. Karıncalar ise güçlünün yanında ezilmemek için boyun eğerler. Fillerin -güçlülerin- eline çoğu zaman fazla şey geçer. Ama onları zayıflarla paylaşmak yerine, har vurup, harman savururlar. Bir diğer deyişle 'yakarlar'.
Kitap, aslında tamamen günümüzü anlatmış. Güçlü güçsüzü ezer durumunu...
Ama filler beyinlerini sadece "güç uygulayarak zayıfları ezebiliriz" kavramına odaklamışlardır. Zayıf ama çalışkan karıncaların bir birlik olduktan sonra onları yenebileceklerini düşünmemişlerdir...
Kitabın içinde neler yoktu ki? Fillerin kandırıp bazı sarıca karıncaları karıncalar arasına gönderip, karıncaları birbirine düşürmekle görevli -ajan- karıncalardan tutun, gerçeğin farkında olan, dünyasına gerçeği açıklamaya çalışan karıncalar da yok değildi.
Bunu yıllar öncesinden fark etmiş olan Yaşar Kemal, biz insanları doğru yoldan ayırmamak için bu kitabı yazmış. Umarım geriye dönüp baktığımızda, yapılan haksızlıkları görmezden gelmediğimizi görürüz...
İncelememi okuduğunuz için teşekkür ederim. :)
Gözümün seçtiği hiçbir karınca artık sadece birer karınca değil. Renklerini ve boylarını inceliyorum. Bacakları tam m? Ne taşıyor o güçlü çeneleri arasında? Karınca gibi karınca mı? Hangi fil-efendiye hizmet ediyor?

''Bu hayvanlar nelerin replikaları?'' diye sora sora kitap yarılanıyor ve çok güzel bir taşlama gözler önüne seriliyor. Yer yer insanlara laf dokunduruluyor ve hiçbir hayvanın insanlar kadar kötü olamayacağı dile getiriliyor.

Bir ara ''George Orwell - 1984'' kitabına dönen beyin yıkama seansları ve içerilerde fark edilen; medya ve yöneticilerin dayattığı algı insanın canını sıkıyor.

Hainlerin her zaman çıkabileceği ve onların toplumu onlarca kutba ayırıp birbirine düşürebileceğini karıncalar üzerinden çok etkin bir dille gösteriyor Yaşar Kemal.

Yoksulluk ile bıçak kemiğe dayanınca tahayyül dahi edilemeyen davranışların soğuk kanlılıkla ne kadar basit yapılabilirliği olduğunu apaçık görebiliyoruz.

Sermaye sahiplerinin, erk sahiplerinin hiç bir zaman doyuma ulaşamayacağını; bizlere türlü vaatler ile bizleri köleleri olarak tebaasına entegre ettiklerini filler ve karıncalar üzerinde gözlemliyoruz.

''Bizim etimiz ne, budumuz ne?'' demeyip altın kaselerde çorba içenler gibi sefahat düşleyip, boş çabalar içinde elimizdeki bulgurdan olabileceğimizi ve sefahat düşlerken, sefalete sürüklendiğimiz: ''Filler gibi ağaçlara kıçlarını sürterek kaşımak ve müptelası olmak; bu sebeple bütün gün esas vazifelerden kaytarmak ve belaya sürüklenmek gibi özetlenebilir.'' bir metafor yaratıp bize sunuluyor.

Okumaktan büyük keyif aldığım bir eserdi. Asla geç değildir. Umar aramaktan yılmamak başlıca görevimiz olup, motivasyon William Wallace'ınki gibi ''Özgürlük!'' olmalıdır.

Sevgiyle kalın!

Oğuz Beyiniz
Öncelikle Yasar Kemal gibi bir ustanın hemşehrisi olmak,onun eserlerindeki dilini gördükçe tanıdık geldiğini,yadirgamadigimi görmek çok hoş.1K Adana okuma etkinliği kapsamında okuduğum bu kitabı edebi yönünden çok içerdigi mesajlar açısından değerlendirmek daha doğru olacaktır. Kahramanlarımız filler,karıncalar ve hüdhüd kuşları,bunların birer simge olduklarını anlamak kitabin başında bile zor gelmiyor. Mevcut dünya düzeninde güçlünün,zenginin, zalimin, sömürüyle güçlenen Bati'nin gerçek yüzünü görmek mümkün. Her bir kitabında ayri ayrı dersler veren,gerçeği kurguyla zenginlestirip okurda bir değişim yaratmak isteyen Yaşar Kemal,neden çağımız Türk ve dünya romanciliginin seçkin kisilerinden biri olduğunu bize apaçık belli ediyor.Spoiler içersin istemediğim için eser hakkında detay vermemekle birlikte,diğer eserlerinde kullandığı dil kalıplarını ve yöresel sözcükleri bolca görüyoruz bu kitapta da. Masalimsi tadıyla okuyucuya verdiği mesajlar bence her şeyin ötesinde güzeldi. Herkese iyi okumalar
"İnsanfiller, insankarıncalara tıpkısını yapıyorlar, onların içlerindeki umudu çürütüyorlar." (syf.168)

Bu cümleyi okuduktan sonra, yazmak istediğim birkaç cümle olduğunun farkına vardım. Kitapla alakalı merak ettiğim başlıca sorular var aklımda. Yaşar Kemal'in okumuş olduğum ikinci kitabı ve ilkine nazaran bunu çok daha severek, benimseyerek okuduğumu belirtmeliyim. Ilk basımı 1977 senesinde yapılmış. Günümüz senesini düşünürsek kırk bir senedir güncelliğini yitirmemiş. Okurken sanki şu anı yansıttığını düşünmekten kendimi alamadım. Şimdi bir kitap yazmaya kalksam, kendimi Yaşar Kemal yerine koysam kırk bir sene sonraki nesile ulaşabilme kısmının ne kadarını hayal edebilirim ki?

Ulukepez, karınca ülkesi ve filler sultanı arasındaki elçi. Hem karıncalarla dostluğunu koruyan hem de filler sultanına yaranmaya çalışan bir kuş. Kötü olan şu ki, Ulukepez'i dost elçisi zanneden karıncalar bilmiyorlardır ki, Ulukepez karıncalarla ilgili tüm bilgileri filler sultanına iletiyordur. Nasıl sömüreceklerini, ne hamlede bulunurlarsa karıncaların boyun eğeceklerini...

Ilk atılacak adım, karıncaları korkunun esiri haline getirmek olacaktır. Karınca ülkesini yerle bir etmek ve belli kısmını öldürmek, güçlünün güçsüzü zalimce eziş misalinin örneği. Filler sultanı karıncaları karşısına alıp savaşı onların başlattığını, denilenlerin yapılmadığı takdirde kalanların da öleceğini söyler ve kendisi için verdiği ilk emir görkemli, büyük bir saray inşasıdır.

Ikinci işlenen sömürü politikası, O. Hançerlioğlu'nun da dediği üzere "Dillerini yitiren uluslar, ulusal bilinçlerini de yitirirler." benzetmesiyle filler sultanının karıncalara, karınca dilini yasaklamasıyla hayat bulur. Gerekli fil okulları açar ve karınca dilini bir kez bile kullanmanın cezasını yine ölüm ile eşdeğer tutar.

Yozlaştırılmaya başlanan ve iyice alıştırılan karıncalar bu sefer birbiri içinde kavgaya düşerler, düşürülüyorlardır. Bu kışkırtmayı sağlayan karınca ülkesindeki en tembel, çalışmayan sarı karıncalardır. Yaşar Kemal'in benzetmeyle birlikte anlatmaya çalıştığı toplum eleştirisi. Karınlarını doyurmak için diğer karıncalar hakkında, içlerinde ne oluyorsa filler sultanına söylemek için anlaşma yaparlar.

Diğer bir sömürü hali de karıncaların yaşam biçimini, kültürünü onlara unutturmak ve neye inanmaları gerektiğini onların akıllarına ve düşüncelerine yer ettirmektir. Düşünmeden, düşünce kabul ettirmektir. Kitabın içeriğinden bahsederken burada bir parantez açmak istiyorum.

Düşünmeye izin vermeden, belli şeyleri kabul ettirmek... Hatta bırakın kabul ettirmeyi kökten düşünmeyi engellemek bütünüyle. Kitapta bol bol yer edinen bir tema, bir sömürge adımıyken bana başka şeylerden de bahsetmem gerektiğini söylüyor sanki. Örnegin en basitiyle, içinde bulunulan eğitim sistemi. Bunun saçmalığı ile alakalı bir sürü şey söylemeyeceğim tabiki. Birçok kişi farkındadır diye düşünüyorum. Ama birebir başka benzetmeyle yazılmış halini okuyunca, o kadar olağan hale benzettim ki... Standart hayat şartlarına ulaşımı zorlayarak insanları düşünmekten alıkoymak. O yolda giden, insanın ufkunu açacak her şeyi uzaklaştırmak. Âdeta, işi makina sistemine getirerek, söylenilenleri yaptırmak, fikir beyan ettirmeden, saçmalığını kültüre olan aykırılığını sorgulatamadan yapmak bunu. İşte eğitim değil bu noktada önemli olan. Aydın kişilik yetiştirebilmekte. Eğitim denilen olgunun sonucu, aydın kişilikler vermiyorsa artık, bunun öneminin tartışılmasına ihtiyaç yoktur diye düşünüyorum. Gerçek bir eğitim vermiyoruz çünkü. Tabi hakkını verebilen kesimi haricen tutarak belirtiyorum bu düşünceleri. Farkındalığı aşılamak, olması gerekeni değilde istenileni yaşamak ve düşünceyi özgürlüğün anahtarı olarak kullanmayı öğretmeyi hedefleyen, kırk bir sene öncesinde kaleme almayı başarmış bir Yaşar Kemal diyelim. Açmış olduğum fikir parantezini kapatarak, kitap içeriğine devam ediyorum.

En baştan beri kişiliğini belli eden kırmızı sakallı topal karınca, filler sultanına boyun eğmemiş sürekli okuyup araştırmış ve filler sultanı ile başa çıkabilmenin yollarını aramıştır. Umutsuzluğun, direnişin körlüğü içinde itaat eden diğer karıncalar bir gün kendi dillerinde bir türlü duyarlar. Bu türkü, mazlumun yüreğinden gelen sesin, dağa taşa ağaca suya yansımasıdır. Köşesine çekilmiş olan kırmızı sakallı topal karıncaya umudun sesi olan bu türkü, bütün karıncaları fikir ayrılığına düşürmeden bir noktada birleştirir. Yeşermiş umudun öncülüğünde filler sultanına boyun eğmekten kurtulup özgürlüklerine yeniden kavuşurlar.

Sona doğru Yaşar Kemal'in bu yazmış olduğu Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal Karınca kitabı için söylediği birkaç cümle var;
"Doğanın en büyük hayvanı olan fili sömürücü olarak aldım. Sömürülenlerin çokluğunu, çalışkanlığını yaratıcılığını göstermek için de karıncayı. Birçok halk hikayesinde de bu böyledir." der ve ekler, "Neye üzülüyorum biliyor musunuz, bu kitabı okuyanlar özellikle de çocuklar filleri belki hiç sevmeyecekler, bu bana çok dokunuyor..."


Herkese keyifli okumalar dilerim.
Geçmişten bu yana neredeyse her dönemde halkın emeğini, düşüncelerini, duygularını, inançlarını, emeğini sömüren otoriteler kendini göstermiştir. Bu otoriteler ellerinde bulundurdukları siyaset ve medya gibi güç unsurlarını kendi menfaatleri doğrultusunda kullanarak kimi zaman insanların sırtından geçinmiş, kimi zaman da bu menfaatlere uygun tek tip halklar yaratmaya çalışmışlardır.

Eşitliğin, sevginin, adaletin ve barışın hakim olduğu bir dünyada yaşamakken hepimizin amacı; ne yazık ki adaletsizlik ve zulüm dünyanın üzerine bir kara bulut gibi çökmüştür. Filler Sultanı'nın da dediği gibi 'insanlar insan olmaktan çıktığı için' dünya gün be gün daha zalim insanların insafına kalmaktadır.

Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal Karınca, okuyucuya hayvanlar üzerinden insanların dünyaya ve canlılara verdikleri zararları ironik bir biçimde anlatmaktadır. Filler Sultanı'nın zalimce davranışları ve adalete susamış karıncaların mazlum halleri, hepsi kendi türümüzün acımasızlığına ayna tutmaktadır. Kitapta karıncalara yapılan zulümler, onların asimile edilerek kendilerini fil olarak algılamalarını sağlamaları yönündeki uğraşlar, emeklerinin sömürülmesi, aptal yerine konulmaları vs aslında bizim dünyamızda ne kadar da aşina olduğumuz unsurlar.

Kitapta geçen her satırın sonu yaşadıgımız şu günlere getiriyor insanı. Zira günümüzde de siyasiler kendi çıkarları için her şeyi yapmakta ve insanların düşüncelerini, emeklerini hiçe saymaktadır. Zulüm her zaman fiziksel bir tepki olmak zorunda değildir. İnsanların hak ettikleri hedeflere birtakım torpil unsurları yüzünden ulaşamamaları, hayatlarını idame ettirmek adına uğraş verdikleri şeylerin karşılığını hak ettikleri halde alamamaları, canlarının dahi bir paçavra gibi kenara fırlatılması da zulümdür.

İşte Yaşar Kemal kitabında yer verdiği her hayvana semboller yükleyerek, insanlara atıf yapmıştır. Daha açık söylemek gerekirse bizlere tabir-i caizse 'Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla' diyerek durumun vehametini anlatmaya çalışmıştır. Her ne kadar İnce Memed, Ortadirek, Yer Demir Gök Bakır vs gibi daha ciddi bir hava barındırmamasına rağmen masalsı bir havada ilerleyen, güzel bir kıssadan çarpıcı bir ibrete götüren, Yapı Kredi Yayınlarının kalite farkıyla sayfalar arasında resimlere yer verilen hoş bir eserdi.
Beni çok etkileyen bu eser ile ilgili ne yazsam az gelecek ve kitabın anlatmak istediklerini anlam olarak daraltacak gibi hissediyorum ve bir parça bunun korkusu ile yazıyorum. Alıntı yapmaya başlasaydım sayfalar alacaktı o yüzden hiç alıntı yapmadım. Her insanın baş ucunda kitaplar olur, benim düşündüğüm ve hissettiğim şudur ki bu eseri okuduktan sonra sürekli elinizin altında olmasını isteyip gözünüzün önünde bir yere koyacaksınız.
Kitabı dün bitirdim ama hemen inceleme yazmak istemedim ve bugüne bıraktım. Çünkü kitabın güzel büyüsünün, hoşluğunun hemen kaybolmasını istemedim. Masal türünde yazılmış bu kitap. Filler ve karıncalar üzerinden biz insanları eleştirmiş bir bakıma. Bunu kitabın çokça yerinde de ifade ediyor Yaşar Kemal. Ayrıca bu kitap bir değil birden fazla temayı ela alıyor. Bunların başında da tabi ki UMUT geliyor her zaman olduğu gibi. Bunun dışında güç, tembellik, çalışkanlık, yönetme, baskı kurma, asimile etme gibi temalar geliyor.

Birazda kitabın içeriğine değinmek gerekirse, tembellikleriyle nâm salmış fillerin, çalışkan olan küçük boyutlu karıncaları kendi etkileri altına almaları anlatılıyor. Tabi yardakçıları hüdhüd kuşlarının yardımı ile. Bunu yaparken de karıncalara kendi benlikleri unutturulup ''her karınca bir fildir, karıncalar fillerin atalarıdır, eğer daha çok çalışıp fillere hizmet ederlerse onlara fillik bahşedilecektir tekrardan'' politikası izleniyor. Karıncalara kendi dilleri olan karınca dili unutturulup, fillerin dilleri olan filce dışında başka bir dille konuşmaları yasaklanıyor. İnsanlardan getirilen (çalınan) televizyon, gazete, radyo gibi icatlarla ile de onlara düşünmeyi, sorgulamayı unutturmaya çalışıyor -Tıpkı insanlarda olduğu gibi- . Ayrıca savaşlarla ile ilgili de çokça eleştiriler yapılmıştı, savaşların kötülüklerine dair. Kitapta çokça altını çizdiğim yerler oldu ve okurken de gerçekten çok zevk aldım. Ayrıca şunu da belirteyim çok da kolay okunabilen bir kitap. Burda incelememi bitiriyor ve sizlere keyifli pazarlar diliyorum, hoşçakalın =))
"Umutsuzluk tutsaklığın gıdasıdır. Umutsuzluk köleliğin anasıdır. Umutsuzluk yüreğin yıkımıdır."
Önce karıncaları on beş, yirmi, kırk, bin parçaya bölmeli, sonra da her bölüğü ötekine can düşmanı etmeliydi. Bölünmüş karıncalar, hiçbir zaman bir güç olamazlar, sonuna kadar da tutsak kalırlardı.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Filler Sultanı İle Kırmızı Sakallı Topal Karınca
Baskı tarihi:
Nisan 2017
Sayfa sayısı:
208
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750806735
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Filler Sultanı İle Kırmızı Sakallı Topal Karınca
Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal Karınca
Türkiye'nin evrensel yazarı Yaşar Kemal YKY'de... Yaşar Kemal Anadolu'nun binlerce yıllık kültüründen beslenerek yazdığı büyük ve modern romanlarla, ABD'den İngiltere'ye, İtalya'dan Tunus'a, Norveç'ten Kanada'ya, dünyanın dört bir yanında tanındı. Yazdıkları doğu ile batı arasında köklü bir kültürün ve verimli bir coğrafyanın yarattığı, çağlar ötesi gür ses olarak kabul edildi, sevilerek okundu; okunuyor. 15 Ocak'ta okurla buluşacak 40 olağanüstü kitabın tasarımında Abidin Dino'dan Avni Arbaş'a, Turan Erol'dan Bedri Rahmi Eyuboğlu'na kadar pek çok Türk ressamın resimleri ve Ara Güler'in fotoğrafları kullanıldı. "Türkiye"nin Evrensel Yazarı. Yaşar Kemal tüm Yapıtlarıyla karşınızda.

Tadımlık

Filler Sultanı'nda bir halk masalından yola çıkılarak güç ve haklılık arasındaki ilişki ele alınmıştır. Filler Sultanı gücüne güvenerek karıncalara savaş açar. Haklı ya da haksız olmak onun için önemli değildir. Gücünü kendinden milyonlarca kez küçük karıncalar üzerinde denemektir niyeti. Ancak karıncalar birleşir ve haksızlığa boyun eğmeden filler sultanlığını devirirler.

"Eğer insan soyunun bu en zaliminin simgesini, benzerini hayvanlar arasında arayacak olsaydım, belki timsahları bulurdum, boa yılanlarını bulurdum. Yok yok, sanmıyorum ki yeryüzünde bu zalimleri simgeleyecek korkunçlukta bir hayvan türü bulabilelim..."
Yaşar Kemal

"Korkusuz bir toplum eleştiricisidir Yaşar Kemal. Ve eşsiz bir şair. Onu okuyan herkes büyüleyici, güçlü anlatım yeteneğine hayran kalır."
Dagens Nyheter, (İsviçre)

"Yaşar Kemal'in özgün, becerikli ya da bilge bir anlatıcıdan çok daha başka bir şey olduğunu kabul etmek gerekir bir kez daha. Kişileriyle anlattıkları arasında hiç mesafe olmaması, belki de yazarlığının sözlü halk edebiyatıyla ilişkili olarak doğmasından kaynaklanır."
Journal de Centre, (Fransa)

Kitabı okuyanlar 687 okur

  • Mihmandar
  • Pinokyo
  • Büşra
  • Adem Kara
  • wc
  • Aysu
  • gonca kaya
  • ROJBİN
  • kuslar ulkesi
  • Cemre Buse Hardal

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4.1
14-17 Yaş
%7.6
18-24 Yaş
%16.3
25-34 Yaş
%38.4
35-44 Yaş
%21.5
45-54 Yaş
%6.4
55-64 Yaş
%0.6
65+ Yaş
%5.2

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%54.8
Erkek
%45.2

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%48 (141)
9
%23.5 (69)
8
%17 (50)
7
%6.1 (18)
6
%2.4 (7)
5
%0.3 (1)
4
%0
3
%0.7 (2)
2
%0.3 (1)
1
%0

Kitabın sıralamaları