Filler Sultanı İle Kırmızı Sakallı Topal KarıncaYaşar Kemal

·
Okunma
·
Beğeni
·
4.654
Gösterim
Adı:
Filler Sultanı İle Kırmızı Sakallı Topal Karınca
Baskı tarihi:
Nisan 2017
Sayfa sayısı:
208
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750806735
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Filler Sultanı İle Kırmızı Sakallı Topal Karınca
Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal Karınca
Türkiye'nin evrensel yazarı Yaşar Kemal YKY'de... Yaşar Kemal Anadolu'nun binlerce yıllık kültüründen beslenerek yazdığı büyük ve modern romanlarla, ABD'den İngiltere'ye, İtalya'dan Tunus'a, Norveç'ten Kanada'ya, dünyanın dört bir yanında tanındı. Yazdıkları doğu ile batı arasında köklü bir kültürün ve verimli bir coğrafyanın yarattığı, çağlar ötesi gür ses olarak kabul edildi, sevilerek okundu; okunuyor. 15 Ocak'ta okurla buluşacak 40 olağanüstü kitabın tasarımında Abidin Dino'dan Avni Arbaş'a, Turan Erol'dan Bedri Rahmi Eyuboğlu'na kadar pek çok Türk ressamın resimleri ve Ara Güler'in fotoğrafları kullanıldı. "Türkiye"nin Evrensel Yazarı. Yaşar Kemal tüm Yapıtlarıyla karşınızda.

Tadımlık

Filler Sultanı'nda bir halk masalından yola çıkılarak güç ve haklılık arasındaki ilişki ele alınmıştır. Filler Sultanı gücüne güvenerek karıncalara savaş açar. Haklı ya da haksız olmak onun için önemli değildir. Gücünü kendinden milyonlarca kez küçük karıncalar üzerinde denemektir niyeti. Ancak karıncalar birleşir ve haksızlığa boyun eğmeden filler sultanlığını devirirler.

"Eğer insan soyunun bu en zaliminin simgesini, benzerini hayvanlar arasında arayacak olsaydım, belki timsahları bulurdum, boa yılanlarını bulurdum. Yok yok, sanmıyorum ki yeryüzünde bu zalimleri simgeleyecek korkunçlukta bir hayvan türü bulabilelim..."
Yaşar Kemal

"Korkusuz bir toplum eleştiricisidir Yaşar Kemal. Ve eşsiz bir şair. Onu okuyan herkes büyüleyici, güçlü anlatım yeteneğine hayran kalır."
Dagens Nyheter, (İsviçre)

"Yaşar Kemal'in özgün, becerikli ya da bilge bir anlatıcıdan çok daha başka bir şey olduğunu kabul etmek gerekir bir kez daha. Kişileriyle anlattıkları arasında hiç mesafe olmaması, belki de yazarlığının sözlü halk edebiyatıyla ilişkili olarak doğmasından kaynaklanır."
Journal de Centre, (Fransa)
Devler , cüceler, peri padişahları ve onların güzeller güzeli kızları, üç başlı ejderhalar, çıngıraklı ,zehirli yılanlar, pireler, filler sultanı, kırmızı sakallı topal karınca…

Masallar niçin yazıldılar? Sadece çocukları eğitmek için mi? Hayır.

Masallar eski zamanlardan beri insanların zulümlere karşı seslenişi olmuştur. İnsanlar simgeler dünyasının güvenli kapıları ardından masallar aracılığıyla düzene karşı çıkmışlar, benliklerini savunmuşlar, kendinden sonra gelecek olanlara öğütler vermişler, ezen kişiyi masalda bir yaratığa dönüştürüp ona cezalar vermişler, hatta direnişlerin , devrimlerin simgesi olmuşlardır. Masallar dünyanın her yerinden zulüm gören insanların öcünün aktarımıdır. Çoğu zaman da anonimdir. Yaşar Kemal bunu çok iyi bilen , benimseyen bir yazar. Bunu kitabında açıkça ve ustalıkla işlemiş.

Kitap Komünist Manifestonun meşru şekli haline gelmiş adeta. Çok güzel metaforlarla , örneklerle anlatmış nasıl sömürüldüğümüzü, asimile olduğumuzu, kendimizi kaybettiğimizi ve yöneten aklı…

“Yeryüzünün bütün karıncaları birleşin.” Onlar birleşmeden önce karıncaların nasıl ayrıldıklarına bir göz atalım.
Filler karıncaları önce güçleriyle korkuttular, cüsseleriyle , ölümle korkuttular. Korku karıncaların ellerinden önce özgürlüklerini aldı. Ardından filler karıncaları kendilerine benzetmeye çalıştılar. Sabahtan akşama kadar aynı sesleri onlara tekrar ettirdiler. “Biz filiz.” Tekrarların beynimizde ne gibi etkiler bıraktığını, siyasetçilerin ve reklam firmaların tekrarlardan nasıl yararlandığını bir kez daha hatırlattı bana bu kısım.

Ardından fil okulları açıldı, karıncalara karınca dili unutturuldu. Fil gibi karıncalar ortaya çıktı. Tıpkı bizim Avrupa’nın bilimi hariç her türlü özelliğine özenmemiz gibi. İçi boş , özgün değil , özenti olan , yaratmayan , üretmeyen, hazır sevici bir kitle ortaya çıkarıldı. “Özgün “ kelimesi sadece sözlüklerde ve birkaç sohbette geçer oldu , belki anlamı bile bilinmeden.
Filler karıncaların elinden her şeyi aldı. Onlara ölüme sürükledi. Kendi emeğiyle topladıkları yiyecekler onlara açlıktan ölmemelerini sağlayacak miktarda verilince minnet etmeyi öğrendiler karıncalar. Çünkü emeğini çaldıranlar , kendi emeklerini başkasının verdiği bir lütuf olarak görürler. Minnet ederler bu da bir nevi avunuş şeklidir. Bu minnet duygusu da sorgusuz sualsiz biat etmeye dönüşür.

Bitti mi ? Tabii ki hayır.

Ayrıştırma politikası tüm hızıyla devreye girdi. Karıncaları birbirleri arasında ayırıp , onların asla bir araya gelemeyeceğini garanti altına aldılar. Türkler, Kürtler, Sünniler, Aleviler, Lazlar, Çerkezler… Sahi biz neden yıllarca ayırdık birbirimizi. Yoksa biz de Filler Sultanına uyan karıncalar mıyız? İnsankarıncalar…
En sonda umutlarını aldılar karıncaların elinden , hoop, diye. Bir güzel mideye indirdiler umutları. Biz asla filleri yenemeyiz diyen ulaklar ortaya çıktı bir anda. Biz insankarıncalarda umut nerde? Çevremde gördüğüm hep bir boş vermişlik, “Amann, böyle gelmiş , böyle gider!” sözleri. “Dünyayı sen mi değiştireceksin.” Saçmaları. Siz insanfiller misiniz acaba biz karıncaların umutlarına tüküren ? Yoksa biz insankarıncalar mıyız kendi umutlarına kendileri tüküren ? Tarafını seç nasıl olsa iki ucu … değnek…

Yaşar Kemal her şeye rağmen umudumuzu kaybetmememizi söylüyor , kitabın sonunda. Benim de içim sonbaharda yapraklarını dökmek yerine yemyeşil oluyor, yeniden açıyor. Ne güzel metaforlar, şiirler kurulu umut üstüne. Kullansak ya azıcık! Çünkü umutsuz insan hareketi bırakıp, var olan düzende yeni şartlar oluşturmaya bakar. Yaşamaya –en aşağı bir şekilde- çalışır. Ve en kötü olan yanı da buna şükreder. Tatlı komşu Ayşe teyze bile yapar bunu…

Biz hep “Güzel günler göreceğiz, güneşli günler!” buna inanalım.
Roman biter bitmez içimden geçen bir şarkının bir sözünü ve şarkıyı da buraya bırakayım.
“Yare ulaşmadan düşersen eğer, yarına sesinin yankısı kalır.” Yankılarda değil, gür seslerde buluşalım.
https://www.youtube.com/watch?v=o3QGBG569aY
#Yaşar Kemal'in kitaplarını her okuduğumda içimde yeniden umutlar filizleniyor. Gerçekleri anlatıyor, zulmü ve haksızlıkları ama asla umutsuzluğa suruklemiyor. Gerek yaşadığımız doneme, gerek tabiata karsı yeni bir göz ediniyorum gibi hissediyorum, eserin kapağını kapadıktan sonra.

#Yaşar Kemal'in yazmış olduğu bu alegorik eser sanırım dünyada haksızlıklar bitmedikçe evrensel kalacak. Filler sultanı karıncalara kafayı takar. Onları ezmek için bazen şiddete başvurur, bazen sinsi yöntemler kullanır. Filler sultanından daha kötü olan birileri varsa, onlarda hüdhüd kuşları. Sıradan birinin mevki sahibi olunca etrafında türeyen kraldan daha kralcı tayfa, onun egolarını daha da güçlendirip halkı ezme planlarını birlikte yaparlar.

#Bir de kırmızı sakallı topal karınca vardır, demirci, sözünü esirgemeyen bir emekçi. Şanı iktidarı her ne kadar şatafatlı olsa da filler sultanının aklından bu topal karınca hiç çıkmaz. Her zaman diğerlerini uyandırabileceği fikri, ona hiç rahat vermez.

#Hüdhüd kuşu Ulukepez ile filler sultanı, karıncaların kendi öz benliklerini unutmaları için pek çok yola başvurur. Bunların başında, karıncaların dillerini yok etmek gelir. Dilleri ellerinden alınan karıncalar, kendilerini fil sanmaya baslar çünkü... Asimilasyon politikalarının en ünlüsü dil üzerine oynanan oyunlardır. Yaşar Kemal bunu çok güzel işlemiş.

#Bir de sarıca karıncalar var. Karınca görünümlü işbirlikçiler... Diğerlerinin arasına sızıp, fillere bilgi taşırlar. Yurtsever görünümlü karıncalar aslında kendi sınıfının en büyük düşmanı...

#Kitapta bulabilecek daha pek fazla motif var. Hepinize keyifli okumalar dilerim. Yasar Kemal'in yaydığı sıcacık iyimserlik hepinizi sarsın.
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (14.079 Oy)17.463 beğeni39.442 okunma2.109 alıntı165.159 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (7.844 Oy)8.133 beğeni25.972 okunma620 alıntı126.483 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (9.992 Oy)12.458 beğeni31.704 okunma2.777 alıntı132.354 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (8.453 Oy)8.400 beğeni22.795 okunma1.446 alıntı105.384 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (6.811 Oy)7.348 beğeni20.568 okunma690 alıntı79.396 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.215 Oy)8.133 beğeni23.940 okunma1.903 alıntı102.279 gösterim
  • Kuyucaklı Yusuf
    8.5/10 (4.588 Oy)4.938 beğeni15.718 okunma815 alıntı54.273 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.248 Oy)5.353 beğeni18.120 okunma686 alıntı92.141 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (6.961 Oy)8.352 beğeni23.201 okunma1.127 alıntı112.698 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (5.525 Oy)5.801 beğeni15.218 okunma2.212 alıntı78.454 gösterim
Bir ipek böceği tırtılı nasıl kelebek olmak için etrafına koza örüyor ise Yaşar Kemal de bizim etrafımıza öylece umudu örüyor. O yüzdendir ki umudum yazarıdır, şairidir, ozanıdır.

Bilinçli kötülük nasıl yapılıyor, ne için yapılıyor tek tek ele almış ve gücü kötüye kullananları ifşa ederek bizi uykumuzdan uyandırıyor. Ders olarak okutulması gereken bir kitap ama bilinçli kötülüğün olduğu yerde okutulması imkansız olduğu için elden ele dolaştırmak gerekir.

Umudumuzu koruyalım ve büyütelim.
Yine harika bir kitap, ve kitabın incelemesi ile karşınızdayım. :)
Kitabı bir aydan fazla bir süre zarfında okumamın sebebi, bu kitabı haftanın belli günlerinde, -okuma ödevi olarak- okuma derslerinde okumam. Onun dışında kitaba laf söz yok, üstat harika yazmış...
Spoiler: :)
Kitabın konusu, hayvanlar arası (Filler ve karıncalar çoğunluk olmak üzere) bir üstünlük başlamıştır. Filler, maddi açıdan zarar verebilecek bir yapıya sahiptir. Karıncalar ise, fillere üstünlük gösteremeseler de çalışkanlıkları ile tanınırlar. Filler sultanı, karıncaları ezerek ve güç gösterisinde bulunarak karıncaları kendisi için çalıştırmaya başlar. Karıncalar ne zaman baş kaldırmaya görsünler, filler onlara çektirir de çektirir...
Peki, bu kitap fabl şeklinde olmasaydı ne olurdu? Filler birer güçlü insan, karıncalar ise aslında birer zayıf insandır. Filler iradenin kendilerinde olduğunu bilirler. Karıncalar ise güçlünün yanında ezilmemek için boyun eğerler. Fillerin -güçlülerin- eline çoğu zaman fazla şey geçer. Ama onları zayıflarla paylaşmak yerine, har vurup, harman savururlar. Bir diğer deyişle 'yakarlar'.
Kitap, aslında tamamen günümüzü anlatmış. Güçlü güçsüzü ezer durumunu...
Ama filler beyinlerini sadece "güç uygulayarak zayıfları ezebiliriz" kavramına odaklamışlardır. Zayıf ama çalışkan karıncaların bir birlik olduktan sonra onları yenebileceklerini düşünmemişlerdir...
Kitabın içinde neler yoktu ki? Fillerin kandırıp bazı sarıca karıncaları karıncalar arasına gönderip, karıncaları birbirine düşürmekle görevli -ajan- karıncalardan tutun, gerçeğin farkında olan, dünyasına gerçeği açıklamaya çalışan karıncalar da yok değildi.
Bunu yıllar öncesinden fark etmiş olan Yaşar Kemal, biz insanları doğru yoldan ayırmamak için bu kitabı yazmış. Umarım geriye dönüp baktığımızda, yapılan haksızlıkları görmezden gelmediğimizi görürüz...
İncelememi okuduğunuz için teşekkür ederim. :)
Öncelikle Yasar Kemal gibi bir ustanın hemşehrisi olmak,onun eserlerindeki dilini gördükçe tanıdık geldiğini,yadirgamadigimi görmek çok hoş.1K Adana okuma etkinliği kapsamında okuduğum bu kitabı edebi yönünden çok içerdigi mesajlar açısından değerlendirmek daha doğru olacaktır. Kahramanlarımız filler,karıncalar ve hüdhüd kuşları,bunların birer simge olduklarını anlamak kitabin başında bile zor gelmiyor. Mevcut dünya düzeninde güçlünün,zenginin, zalimin, sömürüyle güçlenen Bati'nin gerçek yüzünü görmek mümkün. Her bir kitabında ayri ayrı dersler veren,gerçeği kurguyla zenginlestirip okurda bir değişim yaratmak isteyen Yaşar Kemal,neden çağımız Türk ve dünya romanciliginin seçkin kisilerinden biri olduğunu bize apaçık belli ediyor.Spoiler içersin istemediğim için eser hakkında detay vermemekle birlikte,diğer eserlerinde kullandığı dil kalıplarını ve yöresel sözcükleri bolca görüyoruz bu kitapta da. Masalimsi tadıyla okuyucuya verdiği mesajlar bence her şeyin ötesinde güzeldi. Herkese iyi okumalar
Kitabı dün bitirdim ama hemen inceleme yazmak istemedim ve bugüne bıraktım. Çünkü kitabın güzel büyüsünün, hoşluğunun hemen kaybolmasını istemedim. Masal türünde yazılmış bu kitap. Filler ve karıncalar üzerinden biz insanları eleştirmiş bir bakıma. Bunu kitabın çokça yerinde de ifade ediyor Yaşar Kemal. Ayrıca bu kitap bir değil birden fazla temayı ela alıyor. Bunların başında da tabi ki UMUT geliyor her zaman olduğu gibi. Bunun dışında güç, tembellik, çalışkanlık, yönetme, baskı kurma, asimile etme gibi temalar geliyor.

Birazda kitabın içeriğine değinmek gerekirse, tembellikleriyle nâm salmış fillerin, çalışkan olan küçük boyutlu karıncaları kendi etkileri altına almaları anlatılıyor. Tabi yardakçıları hüdhüd kuşlarının yardımı ile. Bunu yaparken de karıncalara kendi benlikleri unutturulup ''her karınca bir fildir, karıncalar fillerin atalarıdır, eğer daha çok çalışıp fillere hizmet ederlerse onlara fillik bahşedilecektir tekrardan'' politikası izleniyor. Karıncalara kendi dilleri olan karınca dili unutturulup, fillerin dilleri olan filce dışında başka bir dille konuşmaları yasaklanıyor. İnsanlardan getirilen (çalınan) televizyon, gazete, radyo gibi icatlarla ile de onlara düşünmeyi, sorgulamayı unutturmaya çalışıyor -Tıpkı insanlarda olduğu gibi- . Ayrıca savaşlarla ile ilgili de çokça eleştiriler yapılmıştı, savaşların kötülüklerine dair. Kitapta çokça altını çizdiğim yerler oldu ve okurken de gerçekten çok zevk aldım. Ayrıca şunu da belirteyim çok da kolay okunabilen bir kitap. Burda incelememi bitiriyor ve sizlere keyifli pazarlar diliyorum, hoşçakalın =))
Beni çok etkileyen bu eser ile ilgili ne yazsam az gelecek ve kitabın anlatmak istediklerini anlam olarak daraltacak gibi hissediyorum ve bir parça bunun korkusu ile yazıyorum. Alıntı yapmaya başlasaydım sayfalar alacaktı o yüzden hiç alıntı yapmadım. Her insanın baş ucunda kitaplar olur, benim düşündüğüm ve hissettiğim şudur ki bu eseri okuduktan sonra sürekli elinizin altında olmasını isteyip gözünüzün önünde bir yere koyacaksınız.
"İnsanfiller, insankarıncalara tıpkısını yapıyorlar, onların içlerindeki umudu çürütüyorlar." (syf.168)

Bu cümleyi okuduktan sonra, yazmak istediğim birkaç cümle olduğunun farkına vardım. Kitapla alakalı merak ettiğim başlıca sorular var aklımda. Yaşar Kemal'in okumuş olduğum ikinci kitabı ve ilkine nazaran bunu çok daha severek, benimseyerek okuduğumu belirtmeliyim. Ilk basımı 1977 senesinde yapılmış. Günümüz senesini düşünürsek kırk bir senedir güncelliğini yitirmemiş. Okurken sanki şu anı yansıttığını düşünmekten kendimi alamadım. Şimdi bir kitap yazmaya kalksam, kendimi Yaşar Kemal yerine koysam kırk bir sene sonraki nesile ulaşabilme kısmının ne kadarını hayal edebilirim ki?

Ulukepez, karınca ülkesi ve filler sultanı arasındaki elçi. Hem karıncalarla dostluğunu koruyan hem de filler sultanına yaranmaya çalışan bir kuş. Kötü olan şu ki, Ulukepez'i dost elçisi zanneden karıncalar bilmiyorlardır ki, Ulukepez karıncalarla ilgili tüm bilgileri filler sultanına iletiyordur. Nasıl sömüreceklerini, ne hamlede bulunurlarsa karıncaların boyun eğeceklerini...

Ilk atılacak adım, karıncaları korkunun esiri haline getirmek olacaktır. Karınca ülkesini yerle bir etmek ve belli kısmını öldürmek, güçlünün güçsüzü zalimce eziş misalinin örneği. Filler sultanı karıncaları karşısına alıp savaşı onların başlattığını, denilenlerin yapılmadığı takdirde kalanların da öleceğini söyler ve kendisi için verdiği ilk emir görkemli, büyük bir saray inşasıdır.

Ikinci işlenen sömürü politikası, O. Hançerlioğlu'nun da dediği üzere "Dillerini yitiren uluslar, ulusal bilinçlerini de yitirirler." benzetmesiyle filler sultanının karıncalara, karınca dilini yasaklamasıyla hayat bulur. Gerekli fil okulları açar ve karınca dilini bir kez bile kullanmanın cezasını yine ölüm ile eşdeğer tutar.

Yozlaştırılmaya başlanan ve iyice alıştırılan karıncalar bu sefer birbiri içinde kavgaya düşerler, düşürülüyorlardır. Bu kışkırtmayı sağlayan karınca ülkesindeki en tembel, çalışmayan sarı karıncalardır. Yaşar Kemal'in benzetmeyle birlikte anlatmaya çalıştığı toplum eleştirisi. Karınlarını doyurmak için diğer karıncalar hakkında, içlerinde ne oluyorsa filler sultanına söylemek için anlaşma yaparlar.

Diğer bir sömürü hali de karıncaların yaşam biçimini, kültürünü onlara unutturmak ve neye inanmaları gerektiğini onların akıllarına ve düşüncelerine yer ettirmektir. Düşünmeden, düşünce kabul ettirmektir. Kitabın içeriğinden bahsederken burada bir parantez açmak istiyorum.

Düşünmeye izin vermeden, belli şeyleri kabul ettirmek... Hatta bırakın kabul ettirmeyi kökten düşünmeyi engellemek bütünüyle. Kitapta bol bol yer edinen bir tema, bir sömürge adımıyken bana başka şeylerden de bahsetmem gerektiğini söylüyor sanki. Örnegin en basitiyle, içinde bulunulan eğitim sistemi. Bunun saçmalığı ile alakalı bir sürü şey söylemeyeceğim tabiki. Birçok kişi farkındadır diye düşünüyorum. Ama birebir başka benzetmeyle yazılmış halini okuyunca, o kadar olağan hale benzettim ki... Standart hayat şartlarına ulaşımı zorlayarak insanları düşünmekten alıkoymak. O yolda giden, insanın ufkunu açacak her şeyi uzaklaştırmak. Âdeta, işi makina sistemine getirerek, söylenilenleri yaptırmak, fikir beyan ettirmeden, saçmalığını kültüre olan aykırılığını sorgulatamadan yapmak bunu. İşte eğitim değil bu noktada önemli olan. Aydın kişilik yetiştirebilmekte. Eğitim denilen olgunun sonucu, aydın kişilikler vermiyorsa artık, bunun öneminin tartışılmasına ihtiyaç yoktur diye düşünüyorum. Gerçek bir eğitim vermiyoruz çünkü. Tabi hakkını verebilen kesimi haricen tutarak belirtiyorum bu düşünceleri. Farkındalığı aşılamak, olması gerekeni değilde istenileni yaşamak ve düşünceyi özgürlüğün anahtarı olarak kullanmayı öğretmeyi hedefleyen, kırk bir sene öncesinde kaleme almayı başarmış bir Yaşar Kemal diyelim. Açmış olduğum fikir parantezini kapatarak, kitap içeriğine devam ediyorum.

En baştan beri kişiliğini belli eden kırmızı sakallı topal karınca, filler sultanına boyun eğmemiş sürekli okuyup araştırmış ve filler sultanı ile başa çıkabilmenin yollarını aramıştır. Umutsuzluğun, direnişin körlüğü içinde itaat eden diğer karıncalar bir gün kendi dillerinde bir türlü duyarlar. Bu türkü, mazlumun yüreğinden gelen sesin, dağa taşa ağaca suya yansımasıdır. Köşesine çekilmiş olan kırmızı sakallı topal karıncaya umudun sesi olan bu türkü, bütün karıncaları fikir ayrılığına düşürmeden bir noktada birleştirir. Yeşermiş umudun öncülüğünde filler sultanına boyun eğmekten kurtulup özgürlüklerine yeniden kavuşurlar.

Sona doğru Yaşar Kemal'in bu yazmış olduğu Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal Karınca kitabı için söylediği birkaç cümle var;
"Doğanın en büyük hayvanı olan fili sömürücü olarak aldım. Sömürülenlerin çokluğunu, çalışkanlığını yaratıcılığını göstermek için de karıncayı. Birçok halk hikayesinde de bu böyledir." der ve ekler, "Neye üzülüyorum biliyor musunuz, bu kitabı okuyanlar özellikle de çocuklar filleri belki hiç sevmeyecekler, bu bana çok dokunuyor..."


Herkese keyifli okumalar dilerim.
Geçmişten bu yana neredeyse her dönemde halkın emeğini, düşüncelerini, duygularını, inançlarını, emeğini sömüren otoriteler kendini göstermiştir. Bu otoriteler ellerinde bulundurdukları siyaset ve medya gibi güç unsurlarını kendi menfaatleri doğrultusunda kullanarak kimi zaman insanların sırtından geçinmiş, kimi zaman da bu menfaatlere uygun tek tip halklar yaratmaya çalışmışlardır.

Eşitliğin, sevginin, adaletin ve barışın hakim olduğu bir dünyada yaşamakken hepimizin amacı; ne yazık ki adaletsizlik ve zulüm dünyanın üzerine bir kara bulut gibi çökmüştür. Filler Sultanı'nın da dediği gibi 'insanlar insan olmaktan çıktığı için' dünya gün be gün daha zalim insanların insafına kalmaktadır.

Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal Karınca, okuyucuya hayvanlar üzerinden insanların dünyaya ve canlılara verdikleri zararları ironik bir biçimde anlatmaktadır. Filler Sultanı'nın zalimce davranışları ve adalete susamış karıncaların mazlum halleri, hepsi kendi türümüzün acımasızlığına ayna tutmaktadır. Kitapta karıncalara yapılan zulümler, onların asimile edilerek kendilerini fil olarak algılamalarını sağlamaları yönündeki uğraşlar, emeklerinin sömürülmesi, aptal yerine konulmaları vs aslında bizim dünyamızda ne kadar da aşina olduğumuz unsurlar.

Kitapta geçen her satırın sonu yaşadıgımız şu günlere getiriyor insanı. Zira günümüzde de siyasiler kendi çıkarları için her şeyi yapmakta ve insanların düşüncelerini, emeklerini hiçe saymaktadır. Zulüm her zaman fiziksel bir tepki olmak zorunda değildir. İnsanların hak ettikleri hedeflere birtakım torpil unsurları yüzünden ulaşamamaları, hayatlarını idame ettirmek adına uğraş verdikleri şeylerin karşılığını hak ettikleri halde alamamaları, canlarının dahi bir paçavra gibi kenara fırlatılması da zulümdür.

İşte Yaşar Kemal kitabında yer verdiği her hayvana semboller yükleyerek, insanlara atıf yapmıştır. Daha açık söylemek gerekirse bizlere tabir-i caizse 'Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla' diyerek durumun vehametini anlatmaya çalışmıştır. Her ne kadar İnce Memed, Ortadirek, Yer Demir Gök Bakır vs gibi daha ciddi bir hava barındırmamasına rağmen masalsı bir havada ilerleyen, güzel bir kıssadan çarpıcı bir ibrete götüren, Yapı Kredi Yayınlarının kalite farkıyla sayfalar arasında resimlere yer verilen hoş bir eserdi.
Ne kadar şanslıydık hep güzel kitaplarla büyüdük. Küçük Prens başlangıçtır benim için sonra Şeker Portakalı gelir. Şimdi Yaşar Kemal okurken onu düşündüm meğer nasıl bir insan olacağımızı kitaplar belirliyormuş. Ve ne şanslı biriymişim ki bu kitapları erkenden hayatımın en başında okuyabilmişim. Okuyun bence zengin olmasanız bile insan olursunuz.
"Yeryüzündeki bütün karıncalar birleşiniz."

1977 yılında 'çocuk romanı' olarak basılan “Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal Karınca” adlı hikayede, bir halk masalından yola çıkılarak, güç ve haklılık arasındaki ilişki ve savaşım ele alınmış. Çocuk romanı demişsem de (kitabın tanıtımında da çocuk romanı geçiyor) oraya fazla takmayın bence. Nihayetinde Küçük Prens’te bir çocuk romanıdır ancak ifade ettikleri her yaştan kişiyi büyüler.
Emek sömürüsünün giderek arttığı günümüzde Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal Karınca, uyku öncesi okunan masalların aksine bir uyanma, bir uyanış, bir başkaldırı hikayesidir aynı zamanda. Bir yanda gücüne güvenip karıncalara savaş açan, onların emeklerini, yaratıcılıklarını sömürerek rahat bir hayat sürdürmeyi amaç edinen filler ve onların dalkavukluğunu yapan hüdhüdler, diğer yanda ise yaratıcı, çalışkan, kendi aslını koruma ve varolma mücadelesi veren karıncalar…
Son bir şey daha söyleyeyim. Filler sultanının karıncaları idare ederken yaptıkları, kullandığı yöntemler gerçek hayattan aklınıza, aklımıza gelen örneklerle bire bir örtüşüyor. Okuduğunuzda bana hak vereceğinize inanıyorum. Çok geç okuduğum için büyük pişmanlıklar içinde olduğum bir başyapıt. Ve de modern zamanın en acımasız eleştirilerinden de biri bence.
Yaşar Kemal ile tanışma kitabım bu kitap oldu. Öyle beğendim ki "İyi ki bu kitapla Yaşar Kemal'i tanımaya başladım." dedim.

Kitabı ilk alacağım zaman araştırma yaparken 1977 senesinde bir çocuk romanı olarak yayımlandığını öğrenmiştim. Ama kitabın içeriğine bakınca her yaşta okunması gereken bir roman olduğunu düşünüyorum.

Masalsı tadında aslında her devirde yaşanan olayları anlattığı için insanı hiç sıkmıyor. Hatta kitap bitince "Eee şimdi ne olacak?" diye boş boş duvarı izleyebilirsiniz. Ben öyle yaptım. Kitaba öyle bir kapılıp gitmişi ki gerçekliğe dönmek beni zorladı. Gerçi kitap masalsı havasına rağmen gerçekliği öyle bir insanın yüzüne çarpıyor ki "Evet bu devirde de bunlar aynen yaşanıyor." dedirtiyor.

Kitabı okurken gerçek hayatta olan bazı olaylar aklınıza gelecek. Okuduğunuzda sizler de benim gibi düşüneceğinize neredeyse eminim. Bence her yaşta en az bir kere yeniden okunması gereken kitaplar arasında yerini almalı.

George Orwell'ın Hayvan Çiftliği gibi bir başyapıtın daha da güzelini bir Türk yazarın kaleminden okumak beni çok gururlandırdı. Hatta okurken aklıma Hayvan Çiftliği gelmesine rağmen bu kitabın çok daha iyi olduğunu daha ilk sayfalardan anlamıştım. Yaşar Kemal'in kullandığı edebi dil, o akıcı kalem gerçekten takdir edilmeli.

Hiçbir zaman kendi benliğimizi unutmamamız, umudumuzu asla kaybetmememiz ve kimsenin bizi yönlendirmesine izin vermememiz gerektiğine dair yazılmış bu muhteşem eseri herkese tavsiye ederim.
"Umutsuzluk tutsaklığın gıdasıdır. Umutsuzluk köleliğin anasıdır. Umutsuzluk yüreğin yıkımıdır."
"Bu ülkelerin, bu kentlerin, bu kirginin öcunu senden alacağız, ey zalim, ey ahmak, ey sersem sultan. Bu yaptığın yanına kalmayacak, eeey tepeden tırnağa kana batmış, sen eey kocaman, kör gözlü zulüm dağı. "
Benden başka kimse ağzına eşitlik, özgürlük, barış sözcüklerini alamayacaktır. Benim sultanlığımda kimse kimseyi, o kırmızı sakallar gibi sömürmeyecektir. Bu dünyayı tutsak eden, bu dünyada özgürlük, eşitlik, barış, kardeşlik düşmani olan o alçak kırmızı karıncalardır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Filler Sultanı İle Kırmızı Sakallı Topal Karınca
Baskı tarihi:
Nisan 2017
Sayfa sayısı:
208
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750806735
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Filler Sultanı İle Kırmızı Sakallı Topal Karınca
Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal Karınca
Türkiye'nin evrensel yazarı Yaşar Kemal YKY'de... Yaşar Kemal Anadolu'nun binlerce yıllık kültüründen beslenerek yazdığı büyük ve modern romanlarla, ABD'den İngiltere'ye, İtalya'dan Tunus'a, Norveç'ten Kanada'ya, dünyanın dört bir yanında tanındı. Yazdıkları doğu ile batı arasında köklü bir kültürün ve verimli bir coğrafyanın yarattığı, çağlar ötesi gür ses olarak kabul edildi, sevilerek okundu; okunuyor. 15 Ocak'ta okurla buluşacak 40 olağanüstü kitabın tasarımında Abidin Dino'dan Avni Arbaş'a, Turan Erol'dan Bedri Rahmi Eyuboğlu'na kadar pek çok Türk ressamın resimleri ve Ara Güler'in fotoğrafları kullanıldı. "Türkiye"nin Evrensel Yazarı. Yaşar Kemal tüm Yapıtlarıyla karşınızda.

Tadımlık

Filler Sultanı'nda bir halk masalından yola çıkılarak güç ve haklılık arasındaki ilişki ele alınmıştır. Filler Sultanı gücüne güvenerek karıncalara savaş açar. Haklı ya da haksız olmak onun için önemli değildir. Gücünü kendinden milyonlarca kez küçük karıncalar üzerinde denemektir niyeti. Ancak karıncalar birleşir ve haksızlığa boyun eğmeden filler sultanlığını devirirler.

"Eğer insan soyunun bu en zaliminin simgesini, benzerini hayvanlar arasında arayacak olsaydım, belki timsahları bulurdum, boa yılanlarını bulurdum. Yok yok, sanmıyorum ki yeryüzünde bu zalimleri simgeleyecek korkunçlukta bir hayvan türü bulabilelim..."
Yaşar Kemal

"Korkusuz bir toplum eleştiricisidir Yaşar Kemal. Ve eşsiz bir şair. Onu okuyan herkes büyüleyici, güçlü anlatım yeteneğine hayran kalır."
Dagens Nyheter, (İsviçre)

"Yaşar Kemal'in özgün, becerikli ya da bilge bir anlatıcıdan çok daha başka bir şey olduğunu kabul etmek gerekir bir kez daha. Kişileriyle anlattıkları arasında hiç mesafe olmaması, belki de yazarlığının sözlü halk edebiyatıyla ilişkili olarak doğmasından kaynaklanır."
Journal de Centre, (Fransa)

Kitabı okuyanlar 509 okur

  • Fatih Yıldırım
  • İlknur Samur
  • Ezren Yeliz Başaran
  • Hilal
  • Eylem Aktaş
  • Aydın Beyhan
  • Laptus'
  • Mehmet Balaman
  • Hayriye Ç.
  • Atila Görkem Özdemir

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4.1
14-17 Yaş
%7.6
18-24 Yaş
%16.3
25-34 Yaş
%38.4
35-44 Yaş
%21.5
45-54 Yaş
%6.4
55-64 Yaş
%0.6
65+ Yaş
%5.2

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%54.8
Erkek
%45.2

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%48.8 (106)
9
%25.8 (56)
8
%14.3 (31)
7
%6.9 (15)
6
%2.8 (6)
5
%0.5 (1)
4
%0
3
%0.5 (1)
2
%0.5 (1)
1
%0

Kitabın sıralamaları