Derin bir hasretle devam ettim okumaya:
“Vedalaşırken verdiğin defteri yanımdan hiç ayırmıyorum. Mevlana’nın Şems’e yazdığı şiirleri ezberledim artık. Satır satır deneyimliyorum. Güzel yangınlardan geçtim sayende..
“Güneşim, ayım geldi.
Gözüm, kulağım geldi.
O altın madenim geldi.
Başımın sarhoşluğu geldi
Gözümün nuru geldi.
Bir dileğim olmuşsa
işte o dilediğim geldi.
Dün gece mumla aradığım dost
bugün bir gül demeti gibi yoluma çıkageldi.”
– Mevlana
Nâzım Hikmet’in Bursa Cezaevi’nde yattığı yıllarda Vera için yazdığı bir şiir:
“Bizi esir ettiler
bizi hapse attılar
beni duvarların içinde
seni duvarların dışında.
Ufak iş bizimkisi.
Asıl en kötüsü
bilerek, bilmeyerek
hapishaneyi insanın kendi içinde taşıması.”