Kapıyı çaldı. Ayak sesleri duydu: Kapıyı karısı açtı. Kocasını birdenbire karşısında
görünce korktu. Fakat kocası yumuşak bir şekilde ona sarıldı, birlikte içeri girdiler. Hiç konuşmadılar. İkisi de mutluluktan sarsılıyordu.
Cüzdanını çıkardı, içindeki son banknotları aldı, sedyedeki yaralının yanına koydu; sonra cebinden celbi çıkarıp bir kez daha yavaş yavaş ve bilinçle okudu, ardından yırtıp parçalarını rayların üzerine atti.
İnsanlar ona deliymiş gibi bakıyorlardı. Fakat o artıkutanç duymuyordu. Tek bir şey hissediyordu: İyileşmişti.
Ve onu yere düşürdü. Hıçkırarak sedyenin önüne yığıldı. İnsanlar koşup geldiler. Sara nöbeti geçirdiğini sanmışlardı. Bir doktor aceleyle yardıma koştu. Fakat o kalkmıştı bile, yardımları reddetti. Yüzünde sakin bir mutluluk vardı.