Bunca çeşitli nesne arasında, bu telaşlı insan kalabalığında, böylesine karmaşık ilişkiler içinde insan kendini kaybedebilir diye düşünüyorum.Sıkıca tutuyorum kendimi şehre karışmaktan alıkoymaya.
Biz yaşayanlar, yani şu satırları yazan kişi, bu satırları okuyan kimse hep başkalarının ölümüne tanık olduğumuzdan olacak, yalın bir gerçeği hep unutuyoruz sanıyorum : bu dünya bugün bize kalmıştır.
Müslüman, İslam yalnız kendi şahsıyla ve yalnız kendi yaşayışıyla kaimmiş, yeryüzünde kalan son Müslüman birey kendisiymiş gibi bir bilinci öne almak zorunda. İslam'ın yaşanması hususunda böyle bir öncülüğü dışında her çeşit mütalaa ve dilek, hedefsiz ve muhatapsız boş fanteziden ibaret kalır.
Dünyanın omurgasına işleyen bir kelâm olmalı. O kelâmla konuşmalı. O kelâm da yalancı avuntuya, aldatıcı bir söyleme yer bırakılmamalı. Öyleyse doğruyu, yalnızca ve yalın halde doğruyu söylemeli. Ölümün yanıbaşında olduğunu, ummadığı bir anda gelip döşüne çökeceği anlatılmalı. Yaşama sevincini bu hakikatte araması gerektiği bildirilmeli.