Zehra Seyfi

Zehra Seyfi
.وانت يا حبيبى انت كل الحياة
Tanınmış marksist yazar olan Henri Lefebvre bu konuya temas ederken, marksist görüşte çalışmanın ahlâkî olarak değil, üretim faktörü olarak sözkonusu olduğunu açıklamaya ihti- yaç duyuyor (Cenevre’de yapılan uluslararası bir toplantıda verilen bir tebliğde). Avrupa’da çalışma kültü aslen protestant kaynaklıdır, umumiyetle sanıldığı gibi sosyalist kaynaklı değildir. Din, nisandan neticenin nasıl olacağım düşünmeden çalışmasını ister. Uygarlık ise sadece neticeyi göz önünde tutarak, mümkün olduğu kadar başka- larım, eski çağlarda köleleri, yeni çağda makinaları kullanmak suretiyle çalışmanın kendisini dışlamak ister.
Sayfa 291·Kitabı okudu
Reklam
Hz. Muhammed’in birçok hadisi şerifinde aşırılıklar reddedilmektedir. “İki şeyden nefret ediyorum; Dindar cahil ve imansız alim.” (Bu hadisi R.W. Emerson “Conduct of Life” adlı kitabında kaydediyor). Hazreti Muhammed şüphesiz başka birçok şeyden de nefret ediyordu. Meselâ, güçsüz müminler ve imansız güçlüler; ruhen temiz, fakat bedenen kirli olanlar; kudretsiz adalet ve adaletsiz iktidar... Zenginlik ve refaha karşı değildi, fakat fazilet zenginliğini kesin olarak talep ediyordu. Ne var ki güçsüz, himayesiz, yalın fazilete pek ehemmiyet atfetmiyordu.
Sayfa 287·Kitabı okudu
“Tanrıya ait olanı Tanrıya, hükümdara ait olam ise hükümdara ver” diyen parolaya göre Batılı insana özel hayatında Hristiyan, resmî şa- hıs veya iş adamı olarak ise makyavelist olabileceği öğretilmiştir. Bu çatışmayı çözemeyen veya ona tahammül edemeyen kimse nevrozun kurbanı olur. Müslüman dünyasını tanıyanlar fertle muhit arasındaki fevkalâde ahengin üzerlerine yaptığı tesir hakkında; ferdin toplumla bütünleşmesi hakkında, sunî, haricî, siyasî ve hukukî olmayan, aksine dahilî, organik bir bağlılığın varlığı hakkında hemfikirdirler. Bu gerçek, yoksulluk ve geri kalmışlığa rağmen bile mevcuttur.
Sayfa 287·Kitabı okudu
İslâm, apaçık müslümanın insan ola- rak ve vatandaş olarak terbiyesinin aynı olmasını istemektedir. Zira adalet aym zamanda hem şahsî hem de sosyal bir fazilettir (Aristoteles bunu “siyasî fazilet” olarak vasıflandırıyor).
Sayfa 286·Kitabı okudu