Hayyam’m takvimi bugün kullanılmakta olan Gregoryen takviminden daha doğrudur. Müellifi muhtemelen İbrahim El Zarkalî olan ve gezegenlerin hareketleriyle ilgili bulunan Toledo cetvelleri Avrupa’da uzun zaman astronomiye esas olarak kullanılıyordu.
El - Bîrunî göğün değil, Arzın kendi ekseni etrafında döndüğü hipotezini ortaya atmıştı. İbn Bâcce, gezegenlerin yörüngelerinin dairevî
olmayıp eliptik olduğu ihtimaline bile işaret ediyordu vs. vs.
Meselâ, temizlik emri veya alkol yasağı bunlardandır. Böyle emirlerin kaynağı din değildir. Çünkü haricî, fizikî veya sosyal hayata gösterilen ehemmiyetten ileri gelmektedirler. Onlar kültürün bir parçası da değildir; onların ehemmiyeti ancak medeniyette meydana
çıkar. Bugünkü çok nüfuslu büyük şehirler, şahsî olsun kamu adına
olsun hıfzıssıhha olmadan düşünülemez; alkolizm ise bilhassa teknik ve şehirleşme çağında en büyük problem olarak kendini göstermektedir.
Avrupa’daki “kilise edebiyatı” gibi bir edebiyat türü İslâm’da yok-
tur, sırf dünyevî olanın da mevcut olmadığı gibi. Her müslüman dü-
şünürü aynı zamanda teologtur,9 her hakikî İslâmî hareketin siyasî bir hareket oluşu gibi.
9 Emest Bloch, «hemen hemen bütün Arap din adamlarının aynı zamanda
hekim olduklan»nı ilave ediyor (E.B. Prirodno pravo, i ljudsko dostojans-
tvo, Belgrad, 1977, S. 58). Felsefe-ilahıyat-hukuk-tıp çizgisi seziliyor.
Siz hem
Tanrı ya hem Mammona (para ve servet) hizmet edemezsiniz.”
(Matta, 6/24). Bu düşünceyi Tolstoy şöyle ifade etmektedir: “İnsan aym zamanda hem kendi ruhuyla hem de dünyevi işlerle uğraşamaz. Eğer dünyevî menfaat istiyorsan, ruhunla uğraşmaktan vazgeç; fakat eğer ruhunu korumak istiyorsan, o zaman dünya işlerini bırak. Yoksa kendini mahvederek ne buna ne de şuna sahip olacaksın.” Ve devam eder: “İnsanlar bedeni köstekleyen ve her istediğini yapmaktan meneden herşeyden kendilerini ve bedenlerini korumak suretiyle hürriyete kavuşmak isterler. Bedenin himayesi için kullanılan şeyler -zenginlik, yüksek mevki, nam gibi- arzu edilen hürriyeti temin etmez; bilakis daha fazla köstekler. Daha geniş hürriyete kavuşmak isterken, insanlar, günah, rezalet ve hurafelerinden bir zindan yapar ve kendilerini içine hapsederler...”