Çağdaş Amerika’yı en iyi tanıyanlardan biri olan Arthur Miller,
bunalım çağı çocuklarının suça temayülü üzerinde dururken, şöyle
diyor: “Suçluların müşterek bir vasfı vardır: Boğulurcasma can sıkıntısı içinde bulunuyorlar... Etrafta maksatsız dolaşmak ve hiçbir şey beklememek, ölmeye çok yakındır... Gençlerin suç işleme temayülü yalnız büyük şehirlerin problemi değildir; kırsal bölgeleri
de ilgilendirir. Sırf kapitalizmin değil, aynı zamanda sosyalizmin de problemidir; yalnız yoksulluğa ait olmayıp, bolluğa da aittir. Sadece bir ırk veya yeni göçmenlik meselesi ya da sadece Amerikanın bir problemi de değildir. Ben inanıyorum ki, şimdiki şekliyle bu, insanın
kendi başına bir değer olduğu anlayışım yok eden teknolojinin bir mahsulüdür... Kısacası, ruh yok olmuştur.
Uygarlıkta kumar da aynı şekilde “ilerliyor” ve alkolizm, pornografi, sahte sanat ve kıymetsiz adî neşriyat gibi belâlalarla beraber
umumî sefahatin seyrini takip ediyor. Dünyanın en büyük kumarhaneleri en uygar bölgelerde bulunmaktadırlar: Doville, Monte Carlo,
Macao, Las Vegas, vs. Atlantic City’de 6000 kumarcıyı bir tek salona alabilecek dev bir kumarhane yapılmaktadır. Bildirildiğine göre
Fransızlar 1965 senesinde kumarda 115 milyar frank, Amerikalılar ise 1977’de 15 milyar dolar (Amerikan hükümetinin verdiği bilgiye
göre) sarfetmişlerdi. Her üç Macar’dan biri lotto oynamaktadır.
Adam başına sarfedilen paralara göre hesap edilecek olursa, kumara en büyük ilgi İsveç’te gösterilmektedir. İsrail ve Danimarka da
onu takip etmekte. Bir eğri ki uygarlık seviyesi eğrisinden, ancak, çok
ufak farklarla ayrılmakta...
New York polisinin raporlarına göre, 1963’te New York’ta eroin ve diğer kuvvetli narkotik maddeleri kullanan 23 binden fazla genç
resmen kaydedilmiş bulunuyordu. Tahminlere göre ise, bu rakam yüzbini aşmaktadır. New York’taki Hanter kolejinde talebelerin ya-
nsının marihuana kullandığı tespit edilmiştir. Marihuana daha kuvvetli narkotiklere geçiş yolunda umumiyetle ilk adım sayılır.
Çağımızda alkolizm, bilhassa zengin ve tahsilli çevrelerin problemidir. Eğer alkol (veya narkotik) bir ilticagâh veya müdafaa meka-
nizmalarından biri ise, o zaman zenginler ve tahsilliler, acaba, hangi
şeylerden sığınak arıyor ve hangi şeylerden kaçıyorlar?
Eskiden alkol düşkünlüğü yoklukla geri kalmışlığa bağlanıyordu ve ümitli idik.
Şimdi ise müşkülümüz büyüktür: “Tespiti ve adlandırılması güç olan
sebeplerden dolayı bu sosyal belâların alametleri İsveç’te herhangi
başka bir ülkeden daha bariz bir şekilde ortaya çıkmakta,” diye yazı-
yor bir İsveçli uzman. Her onuncu İsveçlinin (erkek veya kadın) müz-
min alkolik olması gerçeğiyle karşılaşan İsveç hükümeti, alkollü iç-
kilere önemli miktarda vergi artışları yaparak kurtuluş aramış, fakat
bu önlemin tesiri büyük olmamıştır.
İstikbal ve pratik İnsanî çabalar bakımından İslâm, bedenen ve ruhen ahenk içinde bulunan insanları yetiştirmek ve kanunları ile
sosyo-politik müesseseleri bu ahengi muhafaza edecek şekilde kurulmuş olan bir toplumu meydana getirmek için yapılan bir çağrıdır.