Zehra Seyfi

Zehra Seyfi
.وانت يا حبيبى انت كل الحياة
Üçüncü Cin-İnsanlara azap cehennemde bize de buz kuyularındaymış. Kabahatimiz ateşten yaratılmış olmak. Düşünün buz kuyularını! Birinci Cin- Toprağın çaresine ateşte, ateşin çaresine de buz kuyularında bakarlar.
Sayfa 46 - Büyük Doğu yayınları·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
GENÇ KIZ-Gökler o kadar derin ki, gökler... Gökler sanki beni büyüledi. Artık gözlerimi bir daha kurtaramam gibi geliyor mavilikten.
Sayfa 26·Kitabı okudu
Kalmamış bir nokta-i muzlim çeşm-i dil erbâbına, Sanki âyâtın Hüdâ nur ile tahrir eylemiş. Bak, ne mu'ciz-i hikmet, iz'an-rübâ-yı kâinat, Bak, ne âli bir temâşâdır feza-yı kâinat. Dinle de yıldızları, şu hutbe-i şirinine, Nâme-i nurîn-i hikmet bak ne takrir eylemiş. Hep beraber nutka gelmiş, hak lisanıyla derler: Bir Kadîr-i Zülcelâlin haşmet-i sultanına, Birer burhan-ı nurefşânız vücub-u Sânie; hem vahdete, hem kudrete şahitleriz biz. Şu zeminin yüzünü yaldızlayan nazenin mu'cizâtı çün melek seyranına, Bu semânın arza bakan, Cennete dikkat eden, binler müdakkik gözleriz biz. Tûbâ-yı hilkatten semâvât şıkkına, hep kehkeşan ağsânına, Bir Cemîl-i Zülcelâlin dest-i hikmetiyle takılmış binler güzel meyveleriz biz. Şu semâvât ehline birer mescid-i seyyar, birer hane-i devvar, birer ulvî âşiyâne, Birer misbah-ı nevvar, birer gemi-i Cebbar, birer tayyareyiz biz. Bir Kadîr-i Zülkemâlin, bir Hakîm-i Zülcelâlin birer mu'cize-i kudret, birer harika-i san'at-ı Hâlıkane, Birer nadire-i hikmet, birer dâhiye-i hilkat, birer nur âlemiyiz biz. Böyle yüz bin dille yüz bin burhan gösteririz, işittiririz insan olan insana. Kör olası dinsiz gözü görmez oldu yüzümüzü. Hem işitmez sözümüzü. Hak söyleyen âyetleriz biz. Sikkemiz bir, turramız bir, Rabbimize musahharız, müsebbihiz abîdâne Zikrederiz, kehkeşanın halka-i kübrâsına mensup birer meczuplarız biz. RNK-Asâ-yı Mûsâ/196
Evet hudûs hakikati kâinatı istilâ etmiş. Çoğunu göz görüyor, diğer kısmını akıl görüyor. Çünkü, gözümüzün önünde her sene güz mevsiminde öyle bir âlem vefat eder ki, herbirisinin hadsiz efradı bulunan ve herbiri zîhayat bir kâinat hükmünde olan yüz bin nevi nebatat ve küçücük hayvanat, o âlemle beraber vefat ederler. Fakat o kadar intizamla bir vefattır ki, haşir ve neşirlerine medar olan ve rahmet ve hikmetin mu'cizeleri, kudret ve ilmin harikaları bulunan çekirdekleri ve tohumları ve yumurtacıkları baharda yerlerinde bırakıp, defter-i a'mâllerini ve gördükleri vazifelerin programlarını onların ellerine vererek Hafîz-i Zülcelâlin himayesi altında, hikmetine emanet eder, sonra vefat ederler. Ve bahar mevsiminde, Haşr-i Âzamın yüz bin misali ve nümune ve delilleri hükmünde olarak, o vefat eden ağaçlar ve kökler ve bir kısım hayvancıklar, aynen ihya ve diriliyorlar. RNK-Asâ-yı Mûsâ/170
Bedevî bir kavim ve ümmî bir muhitte, hayat-ı içtimaiyeden ve efkâr-ı siyasiyeden hâli ve kitapsız ve fetret asrının karanlıklarında bulunan ve pek az bir zamanda en medenî ve malûmatlı ve hayat-ı içtimaiyede ve siyasiyede en ileri olan milletlere ve hükümetlere üstad ve rehber ve diplomat ve hâkim-i âdil olarak, şarktan garba kadar cihan-pesendane idare eden ve Sahabe nâmıyla dünyada namdar olan cemaat-ı meşhurenin, ittifakla, can ve mallarını, peder ve aşiretlerini feda ettiren bir kuvvetli imanla tasdikleridir. RNK-Asâ-yı Mûsâ/159