Tekrar iş aramak için oradan oraya koşmak, el etek öpmek, en ağır hakaretlere boyun eğmek lazım gelecek... Geç vakit ellerim boş, midem boş, ayakkabılarım su içinde köprünün ayazında vapur beklerken tekrar karanlık suları seyretmek, kendimi bir türlü ölüme razı edemeyerek dakikalarca kararsızlıktan mahvolmak lazım gelecek... Sonra gece yarısına doğru, mağlup ve ümitsiz, cehennemin kapısını çalmak...
Onlar ismini asla öğrenemeyeceğim bir çocuğun dokuduğu bir hikâyeyle bağlılar birbirlerine. Benim hiçbir zaman uyduramadığım bir hikâyeyle.
Dairenin içi tamamen karanlık. Birbirimizin içinde uyuyoruz...