Serdar Yatır

Serdar Yatır
@Baker221b
Kıbrıs Konfederasyonu önerisi 1 eylül 1998
"Cumhurbaşkamı Rauf R. Denktaş'in Kıbrıs'ta kaheı bir çözüm için yaptığı 'Kıbrıs konfederasyonu' önerisinin tam metni: Kıbrıs'ta müştereken kabul edilebilecek kalıcı bir çözümü sağlamaya yönelik nihai bir çaba kapsamında, aşağıdaki düzenlemeler temelinde bir Kıbrıs Konfederasyonu' tesis edilmesini öneriyorum: 1-Türkiye ile KKTC arasında yapılacak anlaşmalarla özel ilişki tesis edilecektir. 2- Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi arasında simetrik anlaşmalar yoluyla benzer bir özel ilişki kurulacaktır. 3- Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi arasında Kıbrıs Konfederasyonu' tesis edilecektir. 4- 1960 garanti sistemi muhafaza edilecektir. 5- Kıbrıs Konfederasyonu', iki tarafın ortak mutabakatı olduğu takdirde, AB'ye katılım politikası izleyebilecektir. Türkiye'ye, AB'ye tam üyeliği gerçeklesene kadar, özel bir düzenleme ile Kıbrıs Konfederasyonu'na ilişkin olarak AB üyesi ülkelere tanınan tüm hak ve yükümlülükler aynen tanınacaktır. Müzakerelerin nihai hedefini, iki halktan ve iki devletten müteşekkil konfederal bir yapun öngören, iki anavatan ile garantör devletler arasında akdedilecek simetrik anlaşmalarla desteklenen bir ortaklık çözümü teşkil edecektir. Konfederasyona devredilmeyen tüm hak ve yetkiler konfederedevletlerde kalacaktır. Müzakereler sonucunda varılacak berhangi bir çözüm, onay için ayrı ayrı referanduma sunulacaktır. Bu amaçla yapılacak müzakerelere katılmakla taraflar. Kibrıs Rum ve Kıbrıs Türk tarafının iki egemen ve eşit devlet olduğunu, her birinin, kendi halkının siyasi eşitliğini ve iradesini temsil eden ve işlerliği olan demokratik kurumları ve yetkileri haiz bulunduğunu kabul etmiş olacaklardır. Ayrıca, bir tarafın makamlarının diğerini temsil etmeyeceğini de kabul etmiş olacaklardır. Ancak böyle bir yapılanma ile: a)
Sayfa 240·Kitabı okudu
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Rumların AB ye başvurursa yapacağız dediklerimiz
"Türkiye ile gümrük birliğine gideceğiz' dedik o tarihte. Onu da yapamadık 'Maraş'ı yerleşime açacağız dedik, hatırlayınız, onu da yapamadık. Sonrasında bir şey daha söyledik. Onu yaptık. Neydi o söylediğimiz? Pasaport işini kaldıracağız, kimlikle girişleri serbest bırakacağız. Onu yaptık. Sanki o yaptığımız Rum'a zarar verecekti. Kendi kendimize zarar verdiğimizi de artık herkes kabul ediyor bu ülkede.
Sayfa 146·Kitabı okudu
Ecevit in KKTC özerklik anlaşması görüşü
Ecevit eşi ile birlikte KKTC'ye geldi. Bu ziyaret sırasında Ecevit. bir süredir gündeminde bulunan bir görüşünü de seslendirmek .Ecevit, Rum tarafının AB'ye girerek Yunanistan'la ihtiyacını duydu. birleşme yoluna gideceğine göre, KKTC'nin de Türkive ile üzerklik anlaşması imzalayarak buna yanıt vermesi gerektiğini önermekteydi. Bu öneriye göre, KKTC iç işlerinde bağımsız olacak, savunma ve dış işlerinde Türkiye'ye bağlanacaktı. Türkiye, KKTC'nin savunmasını ve yabancı ülkelerle ilişkilerini üstlenecek, bu volla KKTC'ye gelecek baskılar da Türkiye tarafından karşılanmış olacaktı. İşin gerçeği şuydu ki, aslında KKTC içiyle, dışıyla Türkiye'ye zaten bağımlı bir haldeydi. Bunun adına "özerklik vs." dense de durumun değişeceği yoktu. Bu öneri bekleneceği gibi, UBP ve DP tarafından olumlu, TKP ve CTP tarafından olumsuz olarak değerlendirildi. Benim bu konuda sorulan soruya karşılık söylediğim şuydu: "Asıl olan, varılacak bir anlaşmadan sonra Türk ve Rum tarafının Avrupa Birliği'ne girmesidir. Bunun için KKTC her yönden güçlendirilmeli, Türkiye'ye olan bağımlılığı azaltılıp, kendi ayakları üzerinde duracak hale getirilmelidir. Özerklikten sonraki adım Türkiye've ilhaktır."33 Aradan yaklaşık iki av gectikten sonra, Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası Yönetim Kurulu kararı ile Ecevit'in KTÖS lokalinde 1974 öncesinden beri asılı bulunan fotoğrafı indirildi. KTÖS bu kararı alrken, Ecevit'le gerek Kıbrıs sorunu gerekse diğer konularda var olan görüş birliğinin artık kalmadığını belirtti. Bu kararın alınmasında Ecevit'in özerklik önerisinin önemli bir rolü olduğunu düşünüyorum.
Sayfa 127·Kitabı okudu
AB nin Kuzey Kıbrıs ihracat belgelerini tanımama kararı
Güven Artırıcı Önlemler kapsamında Lefkoşa Havaalanı ve kapalı Maraş konusu da ölüme terkedildi. Bu arada Kıbrıslı Türkler acısından çok olumsuz bir gelişme daha oldu. Kısacası ABAD olarak dlandırılan Avrupa Birliği Adalet Divanı 5 Temmuz'da aldığı bir kararla, özellikle narenciye ve patates ihracatında kullanılan kuzey Kıbrıs belgelerini geçersiz saydı ve ayrıca diğer ihraç ürünlerine o güne kadar uyguladığı tercihli tarifeyi yürürlükten kaldırdı. Buna göre, özellikle konfeksiyonda yapılan ihracata ek %14'lük bir vergi getirildi. AB üyesi ülkeler için bağlayıcı olan bu karar, öncelikle Birlesik Krallık tarafından uygulamaya sokuldu. Londra pazarı ihracatımızda önemli bir paya sahip olduğu için, bu durum kuşkusuz ki çok olumsuz bir etki yarattı. O günlerde, bir önceki UBP hükümetinin mahkeme sürecini yeterince takip edip müdahil olmadığı çok tartışıldı. Haklı yanı da elbette olabilir; ama asıl mesele uluslararası hukuk dışında kalan KKTC'nin, Kıbrıs sorunu çözülmedikçe bu gibi sorunlardan kurtulamayacağıydı. KKTC'nin ilanından sonra da ihracat yapılırken, Mağusa limanında kullanılan Kıbrıs Cumhuriyeti mühürleri KKTC mühürüne dönüştürülünce ve bu yoldan tanınma sağlanacağı hayali kurulunca, ABAD sürecine giden yol da açılmıştı. ABAD kararı üzerine, her zamanki bilindik tepkisel politika yine gündeme geldi. 28 Ağustos Meclis Kararı da bu tepkisel politikanın bir sonucu olarak alındı. Olay sıcakken Denktaş yaptığı açıklamada "gerekirse ürünlerimizi Atatürk Meydanı'na yığar yakarız" diyordu.31
Sayfa 125·Kitabı okudu
Alıntı
Maraş ın verilmesi
O günlerde DSP Genel Başkanı Ecevit, Türkiye'yi yönetenleri Rauf Denktaş'ı arkasından bıçaklamakla suçlarken, ANAP lideri Mesut Yılmaz, Maraş'ı kimsenin Rumlara veremeyeceğini söylemekteydi. O sıralarda yeniden açılan CHP'nin Genel Başkan Yardımcısı konumunda bulunan İsmail Cem ise, Özal'ın ölümü ile onun yerine Cumhurbaşkanlığı'na seçilen Demirel'in Güven Artırıcı Önlemler Paketi'ne (GAÖ) desteğini eleştirmekte ve şöyle demekteydi: "Rahmetli Özal dış politikaya karışıyor diye başta Sayın Demirel, hepimiz ayağa kalkmıştık. Ama bugün cumhurbaşkanı Maraş'ın Rumlara verilmesi konusunda Denktaş'a etki yapıyor. Kimin toprağını kime vermekteyiz?" Yine o günlerde KKTC Cumhuriyet Meclisi heyeti ile birlikte Ankara'ya giden Serdar Denktaş ise Anadolu Ajansı haberine göre "Türkiye ille de Maraş'ın verilmesini istiyorsa, cevabımız (siz aldınız, siz veriniz) olur. Maraş Türk askerinin kanı ile sulanarak alındı. Şehitlerimizin kanına biz saygılıyız. Tam bir karşılık almadan taviz vermek sehitlerimizin hatıralarına saygısızlık olur" şeklinde konuşmaktaydı. Kıbrıs sorununun çözümü ve bunun zorunlu bir sonucu olarak toprak konusu gündeme geldiğinde "Ecevit'in aldığını bunlar verdi" suçlamasından her zaman çok çekindiği bilinen Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in bu gelişmeler karşısında daha ileri gidemediğini düsünmek yanlış olmaz. Bunun yanında Güven Artırıcı Önlemler Paketi'nin Kıbrıs Türklerine sağlayacağı yararın farkında olan Erdal inönü'nün, Denktaş'ın TBMM'deki konuşmasından son derece kırgın olduğu ve başbakan vekilligi yaptığı hükümetin ağır elestirilere maruz bırakılmasından çok rahatsızlık duyduğu bilinen bir gerçektir. Bu konuda Türk hükümetinin. muhalefeti karşısında Denktaş tarafından zor durumda bırakıldığını düşündüğünü anlamak mumkündü. Cünkü öneeleri GAÖ konusunda
Sayfa 93·Kitabı okudu