Yazarın bu kitabı beni çok etkiledi. Açıkcası bu kadar sürükleyici, etkili bir anlatım beklemiyordum. Karakterleri, anlatmak ve mesaj vermek istediği konularda çok başarılı simgelemiş. Mesela Lennie Small karakteri, sevgiyi, dostluğu, saflığı, çocuk kalbi masumiyetini simgeliyor. Irgatlık yaparak geçimini sağlayan ve kendisi gibi kimsesiz, evsiz olan Lennie’ye yoldaşlık eden George Milton ise zekasıyla Lennie’yi kontrol altına almaktadır. Çünkü Lennie zeka özürlü birisidir. Lennie çok güçlüdür ve çok iyi niyetli olmasına rağmen aklı yetmediği için gücünü yerinde ve zamanında kullanamadığı, yeterli dozda ayarlayamadığı için ikisinin de başı istemeden derde girmektedir.
Bu iki çiftçi yoldaşın kendilerince hayalleri vardır.
George, mutlu olsun diye Lennie’nin tavşan besleme hayallerine destek çıkar. Ama Lennie’yi sürekli denetler ve özgürlüğü kısıtlanır.
Birinin beden gücü, diğerinin akıl gücü birbirini tamamlar.
Çalışmak için gittikleri çiftlikteki patron Curley, baskıcı, astığı astık, kestiği kestik, ‘benim dediğim olur ‘ havasında bir karakter olması totaliter rejimi akıllara getiriyor.
Aynı zamanda işçilerden biri olan Carlson da Candy’nin ihtiyar köpeğini, koktuğu ve işe yaramadığı düşüncesiyle öldürmesi, yaşama hakkının dahi elinden alınabilen totaliter yönetimin bir simgesidir.
Aynısını George, arkadaşı Lennie’ye yapmıştır.
Burada dostluğa ihanet etmeyen, itaatkâr olan tek karakter Lennie’dir.
Zaten sonuna doğru “Sakın….yoksa….”diyerek ama bir taraftan da yazar ters köşe yapar belki umuduyla okusam da ‘korktuğum başıma geldi’
dediğim bir sonla bitti kitap. Öylece kalakaldım.
Lennie ve hayalleri…
“Can yoldaşı oluruz birbirimizin.Bizi umursayan bir can var, işte ondan,” diye bağırdı Lennie zafer kazanmış gibi.
George ‘un dediklerine harfiyen uyması, aklından kötülük