Sorun şu ki Tanrım, gömleğim önden yırtıldı. Gömleğim önden yırtıldı ve artık hiç kimseye masumiyetimi ispat edemiyorum. Bu bir kaza sadece ve sonucu değiştirmiyor.
Bir yağmur böylesine nasıl savurabilir bir insanı?
Yağmur değil sevgilim, gözlerinden aktığımdan bu yana darmadağın üstüm başım. Saçlarında biriken kelebek kanatlarını talan ettiklerinden beri bu yana utanç kemiriyor kalbimi.
Saçlarını işgal ettiklerinde kaçtığım sokaklarda düşürdüm şah damarımı.
Sana söyleyecek bir şeyim kalmadı. Artık hiç bir cümleyi tamamlayacak gücüm yok. Belki utanç, belki yılgınlık bütün kelimelerimi alıp götürüyor. Böyle zamanlarda hayat, saçları kökünden kazınmış müntehir bir travestinin bileklerinden sızan sımsıcak kandır, kimsenin el sürmediği.