Müge Akçayoğlu

"Bizim zamanımızda insanlar bu kadar yalnız değildi; şimdi ise herkes kendi seçtiği hikayenin içinde kaybolmuş durumda."
Sayfa 286 - Eriken Yayınları
Reklam
"Bana sorarsanız, intihar tam bir saçmalık. Burası, annemin 'Bazı şeyleri ancak büyüyünce anlarsın.' diye yanıt vereceği nokta. Oysa ben aslında şimdi anlıyorum. Belki ileride daha az anlayacağım. Başkalarının düşünceleri, herkesin ortak fikirleri benim düşüncelerimi aşındıracak..."
Sayfa 195 - Eriken Yayınları
Puan vermedi·592 syf.·
2026 29. kitabı
Londra'lı Angela Lamb kırklı yaşlarını sürmekte olan bir yazardır. Önce Amerika'ya, ardından da Virginia Woolf konulu bir konferans için İstanbul'a seyahat edecektir. Çok yoğun çalıştığı ve belgeseller çeken eşi sürekli iş seyahatinde olduğu için kızını yüksek ücretli bir yatılı okula yerleştirmiş, seyahatlerini tek başına yapmaktadır. Ancak Amerika'da kütüphanede iken ansızın birisi karşısına çıkar. Kendisinin doğumundan otuz yıl önce kendi isteğiyle hayata veda etmiş olan Virginia Woolf karşısında durmaktadır. Yüz yıl sonra tekrar dünyaya gelen, hiçbir şeyin bıraktığı gibi olmadığını gören, geride kalan sevdiği insanların kendisinden sonraki akibetlerini merak eden, meraklı ve muzip Virginia, Angela'ya seyahatlerinde eşlik etmek ister. Belki şimdi aşkı bulacak, yarım kalan yaşanmışlıkları nihayete erdirebilecektir. Çok keyifli bir kitap okudum. Anne kız sorunları, eşle yaşanan sorunlar, geçmişten bugüne bakış, bugünden geçmişe bir göz atış derken Mine Özyurt Kılıç'ın şahane çevirisiyle su gibi aktı kitap. Kitap kapağında kullanılan tasarımda, ressam Elif Okur Tolun'un iki ayrı çalışması bir arada kullanılmış. Sonuç harika Kitabı okurken ben geçmişten hangi yazarla bir arada olmak isterdim diye düşündüm. Abdülhak Şinasi Hisar'ın bugünün İstanbul'u hakkında yorumlarını duymak, Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın da hicivli anlatımından günümüze dair yorumlarını dinlemek pek keyifli olurdu
Virginia Woolf Manhattan'daMaggie Gee · Eriken Yayınları · 20264 okunma
Puan vermedi·286 syf.·
2026 28. kitabı
On iki yaşındaki Minâ ve ikiz erkek kardeşi Binâ, İran'ın başkenti Tahran'a yakın bir köyde şahane gümüşler işleyen hakkak babaları ve birbirinden nefis halılar dokuyan annelerinin yanısıra büyükbaba ve babaanneleri ile yaşamaktadırlar. Babalarının hastalığı gelirlerinde azalamaya neden olmuştur, zor günler geçirmektediler. İkiz kardeşler İran'daki modernleşmenin izlerinin köylerinde de ulaşmasından memnun, hem ailelerine yardım etmek, hem de egitimlerine devam etmek istemektedirler. Aileleri çocuklarına yapmak istedikleri her konuda desteklemekle birlikte maddi imkanları sınırlıdır. Fakat ikizler çaresizliğin içinde keskin zekalariyla öyle bir çıkış yolu bulurlar ki tüm aile refaha kavuşur. Canlarpa bu ayki yazarımız Cahit Uçuk idi. Ben de oğlumun okulu olan Kadıköy Anadolu Lisesi'nin şahane kitaplarla dolu kütüphanesinden yazarın imzalı birkaç kitabı arasından bu kitabını seçip okudum. İran İslam devrimi öncesinde yazılmış olan bu harika kitapta aile birliği, çalışmanın önemi, kadın erkek eşitliği, eğitime verilen değer, gelişen dünyaya uyum sağlamak gibi çok önemli konulara değiniliyor. Çocukların okumak için büyük şehirlere gidip eğitim aldıktan sonra memleketlerine geri dönüp orayı kalkındırmak için çalışmaları ile ilgili verilen mesaj çok kıymetli idi. Biz küçükken bu tarz kitaplarla büyüdük, böylesi mesajlar alt metinde verilirdi hep. Bir çocuk kitabı olan 286 sayfalık İran İkizleri'ni ben çok severek okudum. Kütüphanede başka çocuk kitapları da var Cahit Uçuk'un. Türk İkizleri'ni de ödünç alıp okuyacağım. Keşke şimdi de baskıları olsa bu kitapların
İran İkizleriCahit Uçuk · Uçuk Yayınları · 19731 okunma