Gerçek, göze en güzel gündüzleyin görünen bir inciye benzetilebilir belki, ama bu inci, alcalı ışıklarda en güzel görünüşünü kazanan pırlanta ile yakutun çok gerisinde kalır.
Aziz ülkemize gelince, ille de bir şeye benzetecekseniz, her budağından sürgün atan salkım saçak bdir böğürtlen çalısına benzeteceksiniz Türkiye'yi. Bir sürgünü çiçeğe dururken, diğerinin kurumakta, ötekisinin meyve vermekte olduğunu görün. Tek bir sürgüne takılıp kalmayın, bütüne bakmayı âdet edinin. Unutmayın ki, düz akılla anlaşılmaz, pergele, cetvele gelmez,kendisine has bir kimliği vardır Türkiye'nin. Batmaz. Batarsa, okyanuslar taşar.
Alakalı delillerin bütününe vâkıf olmadığında aklının çıkarımlarına güvenmeyeceksin. Akıl her daim gerekli, velakin her daim yeterli değil, çünkü 21. yüzyılda birden fazla "gerçek" yaşanıyor. Hâkim "gerçek" ne ise, endişelerimizi o formatlıyor. "Her şeyi aklıyla değerlendirmeye kalkan, öfkeden ölmeyi göze alır" demeleri de bundan.