Kökleri 13.yüzyılda Bacon’a kadar uzanan pozitivist felsefenin amacı Aristotelesci metafiziği insan bilgisinden dışlamak ve bilimsel deneyin gücünü artırmaktı.
Aydınlanma, bilimi de nesnel ile öznelin kesin sınırlarla birbirinden ayrılması ve nesnelin üstünlüğü temelinde tanımlamıştır. Bilim ayrıca mantığın duyguya egemen olması ve aklın bedeni incelemesidir.
Bu nedenle de, feminist iktisadın, iktisadın toplumsal cinsiyetini ortaya çıkarabilmek amacıyla sorduğu sorularla, postmodernist bakışa sahip iktisatçıların, iktisada egemen bilim anlayışının sınırlarını ortaya koymayı hedefleyen soruları büyük ölçüde örtüşmektedir.
Bu tespitlerin ardından feminist iktisatçılar, iktisadın bu eril yapısından kurtarılarak nasıl geliştirilebileceği sorusunun yanıtını aramaya koyulduklarında. aslında yanılın tespitlerinin içerimlerinde yattığının farkına vardıklarını; bu bağlamda da çözümün, modernist bilim anlayışının tanımladığı sınırlara hapsolunan iktisadın, öncelikle bu sınırlarından kurtarılmasıyla mümkün olabileceğini keşfettiklerini ifade ediyorlar. Bu nedenle de feminist iktisadın yukarıdaki soruya yanın, daha önceki yöntemlerin reddedilerek yerine yenilerinin konulması biçiminde değil, yöntem (bilim)sel sınırların kaldırılması şeklinde oluyor.
Öncelikle amaç, ‘ekonomide kadın’ı değil, ‘kadın bakış açısını da içerecek bir biçimde’ ‘ekonomi’yi incelemektir. Şöyle ki, iktisat yazının daki mevcut yaklaşımlar ve özellikle de egemenliğini ‘anaakım’ nitelemesiyle ilan etmiş olan, bu bağlamda da iktisat disiplininin adeta sınırlarını tanımlayan neoklasik iktisat, eril toplumsal cinsiyetçi bir bakışla kadını ve kadın deneyimlerini disiplinin sınırları, marjları dışına itmektedir, tşte fe minist iktisadın hedefi, bu sınırların ardındaki ideolojiyi (yapısızlaştırarak) açığa çıkarmak ve iktisadı bu sınırlarından kurtararak marj dışındakiler-marj içindekiler ayrımını anlamsız kılmaktır.