İlgili eser, modern insanın en temel sorularından biri olan “bilinç nedir?” meselesini felsefi, psikolojik ve ezoterik bir derinlikle ele alıyor. Yazar, okuru yalnızca teorik bir tartışmaya değil, aynı zamanda kendi şuurunun katmanlarını keşfetmeye davet ediyor. Kitapta, bilincin otomatik işleyişi, dikkat ve farkındalık düzeyleri, “uyanış” ihtiyacı gibi kavramlar özellikle öne çıkıyor.
Ouspensky, insanın sandığı kadar “uyanık” olmadığını, günlük yaşamda çoğu eyleminin otomatik bir mekanizma gibi gerçekleştiğini vurgularken, okuyucuya rahatsız edici ama aynı ölçüde özgürleştirici bir gerçek sunuyor: Hakiki bilinç, çaba ve kendini gözlemle inşa edilebilir. Bu noktada eser, yalnızca bir okuma değil, aynı zamanda bir uygulama rehberi niteliği taşıyor.
Benim açımdan kitap, insan zihninin kendi kendine kurduğu yanılsamaları fark ettiren ve bu yanılsamaları aşmak için içsel disiplin öneren güçlü bir çalışma. Şuurun araştırılması, bir “entelektüel uğraş” olmanın ötesinde, yaşamın bizzat merkezine yerleştirilmiş bir yolculuk olarak resmediliyor.
Özellikle felsefe, psikoloji ve ezoterizmle ilgilenenler için derinlikli ve sarsıcı bir eser. Ouspensky’nin dili yer yer yoğun olsa da sunduğu perspektifler, insanın kendine ve dünyaya bakışını köklü biçimde değiştirecek türden.