Davranışların aşırıya kaçtığı anlarda insanın şiddetle gerilen doğası öyle trajik bir ifadeye bürünür ki bunu genellikle ne bir resim ne de bir söz yıldırım düşmesine benzer bir güçle aktarabilir.
Yalnızca tutkunun ne olduğunu hiç bilmeyen insanlar,nadiren bu duyguyu tattıklarında,belki de bu kadar çığ gibi ani,kasırgaya benzer tutku patlamaları yaşıyorlar.
İnsanların çoğu sınırlı bir hayal gücüne sahiptir.duyumlarını uyaracak ölçüde yakınlarında gerçekleşmeyen bir olaya ilgi göstermek pek içlerinden gelmez ama aynı şey gözlerinin önünde,doğrudan duygularına dokunma mesafesinde gerçekleşirse,bu olay önemsiz bile olsa hemen aşırı bir duyarlılık gösterirler.