AR DUYGUSU:
Utanma anlamına gelen bir kelimedir.
Utanma kusurlu duruma düşmekten veya kendini öyle durumda görmekten ileri gelen eziklik duygusudur.
Bu kelimeyi biraz incelediğimizde anlam bakımından türk boylarından Oğuzlara kadar uzanan bir kavramdır.
Mili bayramı olmayanın dini bayramı olmazmış derler ya, kültürünü unutanında mili görüşleri yok olmaya yüz tutar ne yazık ki.
Kültür eğitimi ilk önce ailede başlar. Bunlar, temel ihtiyaçlarımızı karşılama, hayata adapte olma, sosyalleşme gibi durumları ilk aileden öğreniriz.
Utanma duygusu bize aileden gelen terbiye ölçüsüdür.
Büyüklerin karşısından konuşmak, olmadık yerde alakasız sözler sarf etmek, bu günkü adıyla yüz kızartan işler yapmak utanmayı öne çıkaran konulardır.
Utanma duygusu bu gün kabahatler kanununda bir çok madde ilede karşımıza çıkmaktadır.
Utanmayı ele alan gerek üstü kapalı, gerekse alenen bahsedilen bu tür konuları ele alan bir çok kitap yazılmıştır.
Bunlar görücü usulü evlilikler, açlıktan yapılan hırsızlıklar, haksız kazançlar gibi konulardan bahsedilir ve anlatılan pişmanlıklar utanma duygusuna verilen bir örnektir.
Ar duygusu olan insan yapılan hata karşısında yüzü kızarır, sesi titrer, mahçubiyetini bu şekilde fiziksel olarak belirtir.
Günümüzde ne yazık ki, kapitalizmin ile bu güzel duygularda zarar görmüştür. Televizyon, sosyal medya ve mecmualarla önce yavaş yavaş dejenere edilmiş ve zamanla yok edilmeye çalışılmıştır.
Bu gün dimdik ayakta dura biliyorsak, atalarımızın bize anonim olarak öğrettikleriyle ve kendi kattıklarımızla yaşamımızı sürdürüyoruz.
"Akıl akıldan üstündür" derler ya hakikatten de öyledir. İnsan ilk beslenmeyi atalarından avlanarak öğrenmiş, tarım devrimiyle yerleşik düzene geçmiş, sanayi devrimi ilede alet edevatla tanışmış ve bu gün ise yapay zekayla insan