Ümit guder

İletişim bozukluğu: Yazılarımı takip edenlere öncelikle teşekkür eder eleştirilerini her zaman beklediğimi belirtmek isterim. Konularımda toplum sorunlarına kendimce çözüm aradığımdan önceki yazdıklarımdaki ile cümle benzerlikleri olabilmektedir. İletişim karşılıklı mesajların olumlu şekilde anlaşılması davranış şeklidir. Ülkemizdeki bu sorun vücudumuzdaki kan akışı kadar çok önemli bir hal almiştır. Gözlemlerime göre iletişim problemlerini yaşantımızın her yerin de görebiliyoruz bunlara biraz değineceğim dilim döndüğünce. Bebek anne ilişkisinden başlamak istiyorum. Bir bebek sürekli ağlıyor anne çoçuğunun derdini bilmiyor, arkasından annede oturup ağlıyor, çünkü çocukla iletişim kuramıyor. İletişim kurabilse acıktığını, altını pislettiğini veya gazının oldunu anlayacaktır. Ama kuramadığından sorun büyüyor ve bahşedilemez bir hal alıyor. Aile çoçuk iletişimi: aile çoçuktan ne istediğini bilmiyor, çocukta aileden ne istediğini. Bu durum huzursuzluk kavga sevgi arayışına neden oluyor. Okul iletişimsizliği öğretmen öğrenciyle, öğrenci öğretmenle iletişim zorlukları yaşıyor. Arkadaş arkadaşı ile iletişim kurmakta zorlanıyor. Karı koca yani aile arasındaki ilişkilerde aslında iletişimsizlikten anlayışsızlıktan çok yuvalar yıkılıyor. Hasta doktor iletişimsizlikleri tedavinin zorlaşmasına neden olup, iyileşme süresini uzatıyor. Kültürden uzaklaşmak bunun ne gibi etkisi var derseniz, bizim kültürümüzde birlik beraberlik vardır. Sorun üretmez sorunlara çare bulunur, bu da geriden gelenleri tecrübe sahibi yapar. Yani eğitimle alamadığımızı kültürle tamamlamış oluruz. Önceleri insanların okuma yazma oranları azken aile büyüklerinden gördükleri ile tecrübe kazanmışlardır. Teknolojinin ilerlemesi ile kültür kavramı bilerek yada bilmeyerek zedelenmeye başlamıştır.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
İnce Mehmet serisini bitirdin sade akıcı türk sineması tadında Osmanlı yönetimi döneminden cumhuriyet doneminin ilk yılları arasında yaşananları tarihi romanlarla anlatmış büyüklerimizden duydunuz eşkıya dağda gezen eşkıyalar anlatilmis
Yine bir alıntı safiye Sultan kitabından hadimlar harem sultanları çarşaflı olduğu için onları surundukleri kokulardan tanirlarmis
BÜYÜK MİLLET OLDUĞUMUZU DÜNYAYA GÖSTERİYORUZ. 1071 yılı Malazgirt Şavaşıyla Anadolu'ya doğru yerleşik bir düzene geçen atalarımız verdikleri mücadele sonunda bugün vatan diyebildigimiz bu eşsiz coğrafyayı bizlere hediye etmişlerdir. Kuruluşundan günümüze kadar gösterdiğimiz bu mücadele duygusu damarlarımızdaki asil kandan gelmektedir. Sorunlar karşısında bir olarak hareket edebilen toplum olma özelliğimiz yine ceddimizin bizlere mirasıdır. Şu günlerde Dünyanın başına bela olan ve ilerleyişi durdurulamayan corona virüsüne karşı zaten telakkuz halinde olan devletimiz 3 Mart 2020 itibariyle görülen ilk vaka tesbitinin devamında önlemlerini artırmıştır. Fakat ne kadar mücadele edilse de ölümlerin önüne gecilememiştir. Şimdi tek amaç, topyekûn birlikte hareket etmek ve bu illetten en az kayıpla kurtulmak olduğunu idrak eden milletimizin göstermiş olduğu tutumda taktire şayandır. Yaşadıklarımız ne kadar zor ve can kayıplarımız olmasına rağmen gösterdiği özveri karşında bu milletle gurur duymamak elde değildir. Keza millet olarak sadece bu değildir birlikteliğimize örnek. Bilindiği üzere ülkemiz riskli deprem bölgesi olan bir coğrafya üzerindendir. Bu nedenle bir çok topluluğa göre doğal afetlerle daha sık karşılaşan ve can acısı ceken bir milletiz. Her türlü krizi başarıyla yöneten bir devlet ve onunla birlikte hareket eden bir millet karşısında hiç bir güç ve sorunun aşılması her ne kadar zaman alsada imkansız degildir. Bir söz duyarım her daim "Türk'ün türkten başka dostu yoktur" diye. Bırakın olmasın, biz bize yeteriz. Zorda olana koşan, kendisi darda iken aman dileyenede yetmeye çalışan bu milletin kazandıkları yanında kaybettiği nedir ki. Belkide bekleyen değil, beklenilen olmak asıl lütfüdur Yaradanın Şu sancılı günlerde topluma önderlik ve hizmet eden birimler
Egoistleşmeye giden toplum Egoist temeli bencilliğe dayanan yaşam biçimidir. Son zamanlarda insanlarımızda en çok görülen kişilik bozukluğudur, dahada açacak olursam takıntı da diye biliriz. Bu durum davranışlarımızın ve düşüncelerimizin harekete geçme olayıdır. Yüce allah her şeyi o kadar inceliklerle yaratmıştır ki, sebep sonuca varalım diye. Birde neyi düşünmüşümdür biliyor musunuz? Psikologlar her zaman kişinin çocukluk hatıralarına bakmak isterler. Geçmişte acı bir iz bırakan ruh halini incelemek için. Yazılarımı yazarken çocuk kavramından başlayarak dönem dönem ilerleyerek yazıyorum. Bencilliğin başlıca nedenlerinden biri yaşadıkları zorluklardan dolayı kişi kendini koruma ve güvende hissetme veya çevresinde gördüğü sevgisizlikten kaynaklanan sevgi ve ilgi arayışıdır. Mesela kalabalık bir ortam da sürekli konuşarak başkalarının konuşmasına müsade etmeden konuşan kişinin sözünü kesip konuşmaya çalışarak üzerine ilgi toplamak istemesi de bir örnektir. Aslın da iki tip insan vardır. Dünya da kendini aşmış sorunlara çare bulan kimselerdir. Bunu yazarken bir arkadaşımın anlattığı bir mevzu geldi aklıma, ünlü bir yazar yazılarını sakin zinde bir şekil de yazabilmek için Ege de sakin bir semte gider, burada sabaha kadar yazar, gündüzleri uyurmuş. Evinin karşısındaki okulda bir kısım öğrenciler okul çıkışı ellerinde teneke çalarlarmış. Yazar bu konuya bir çare arar ve çocukların yanına gider. Çocuklar çok güzel teneke çalıyorsunuz gelin hepinize birer lira versem benim kapım önünde de çalabilir misiniz der. Çocuklar teklifi kabul eder. Her gün yazarın kapısın da çalmaya başlarlar. Aradan on onbeş gün geçer yazar tekrar çocukların yanına gider. Çocuklara kapısının önünde teneke çaldıkları için artık bir lira değil elli kuruş verebileceğini söyler.