İncelemelerimi genellikle spoilersız yapacağım ve bu kitabın kesinlikle büyüsünü kaçırmak istemem.
Kitabı ingilizce okuduğum için Türkçe çevirisi nasıl bilmiyorum bu yüzden bu konuda bir şey söyleyemem çünkü çeviri çok etkiliyor.
Öncelikle kitabın baş karakteri olan kızımız Jude, karakter ve karakter gelişimi olarak beni oldukça tatmin etti. Benim güçlü kadın denilince aklıma şansla elde edilmiş bir gücü nasıl kullanacağını bilmeyen ve daima birilerinin kurtarmasına ihtiyaç duyan kadınlar gelmiyor. Aksine gücü ve güçlü olmanın ne demek olduğunu bilen, buna açlık duyan ve elde etme yolunda her şeyi yapabilecek kadınlar geliyor. Jude da tam öyle bir kadın işte bu yüzden severek, hayran olarak okudum.
Kitabı okumaya ilk başladığınızda karakterler ve evren çok yabancı geliyor ama ilerledikçe alışıyorsunuz ve kitabın ortalarında artık olayların içine girmeye başlıyorsunuz. Karakter gelişimleri öyle çok hızlı ilerlemiyor, yavaş yavaş, politika ve strateji üzerine ilerliyor ama ilmek ilmek işlenmiş diyebilirim.
Hikayede ilerledikçe, bir puzzle'ın parçaları gibi bir şeyleri birleştirip neler olduğunu anlamak çok keyifliydi.
Ben genel olarak yazarın kalemini, evrenin kurgusunu, karakterleri ve onlarla bağ kurabilmeyi sevdim. Ters köşelerin bolca olduğu güzel bir seri başlangıcı. İkinci kitabından hikayeye kaldığım yerden devam edeceğim.
Buraya kadar okuduğunuz için teşekkür ederim :)
The Wicked King incelemesinde görüşmek üzere ;)