Kendimi hiçbir şehire ait hissetmiyordum. Kökten dostluklarım, bağlandığım mekânlar, yerler olmamıştı. Dünya'da evim diyerek benimseyebileceğim bir yer yoktu. Önümde tüketilmesi gereken bir zaman vardı ve o zamanı acı çekmemeye çalışarak tüketmeli, huzur içinde ölmeliydim ..
"Hep böyle!"
Evlilik, 'hep böyle'lere alışmak ve onların izini sürmek değil mi? Alışkanlıklar yaratmak, alışkanlıklardan kopamamak... Sırf o alışkanlıkları kaybetmemek için o zoraki kurumu olabildiğince sürdürmeye çalışmak...
"Ben de senin gibiydim," demişti, "insanlardan kaçarak bir yerlere varılacağını sanıyordum. İnsanlar olmadan yaşanmadığını anlamam için çok zaman geçmesi gerekmedi."