Ahlakın sistemleştirilmediği, yani yasa kavramının bulunmadığı bir kültürde, halk ozanlarının hikâyeleri, insanın günlük yaşamı için standartlar ve hedefler sunar. Cesaret, güç, yetenek, zekâ, sadakat, her türlü yaşam biçimine saygı, ahlaki sorumluluk ve konukseverlik, temel değerler, zafer ve onur kazanmak ise ana hedeflerdir.
Hep böyle değil miyiz, süreğen ve inatçı bir inandırılma ihtiyacıyla başkalarının gözlerine merak ve inançla bakarak savrulup durmaz mıyız beşikten mezara?