Neeeee!
O nasıl bir son öyleee!
Yazarın kalemini , anlatımını zaten beğeniyordum bu kitaptada çok güzel işler başarmış gerçekten.
Daha Demir’in aklındaki, yarattığı İnferno’yu aşabilmiş değilim. İnferno’yu düşünüp , yaratması İlahi Komedya’dan ilham alıp tasarlaması, dışarıdan bakılınca gökdelen gibi durması ama içinin bambaşka bir dünya olup dokuz çemberden oluşması , kumarhanedeki oyunları bile kendi buluşu şahane bir olay.
Helen’in kardeşi Alin’i bulmak için İnferno’ya girip Demir’e kafa tutması Helen’in dik başlı , özgüvenli ,gözü kara bir karakter olması takdire şayandı.
Ama sadece Helen ve Demir’in havada kalan geçmişleri birbirlerine bir türlü yakınlaşamamaları fazla uzatılmıştı. Helen’in sürekli bir darbe alması ama o darbenin havada asılı kalması sıkıcıydı. Demir’in geçmişi ile alakalı tam olarak net değiliz boşlukta kaldık kitap bitti ama maalesef Demir’in geçmişini tam öğrenemedik havada asılı kaldı ama merakla 2. Kitabı bekliyorum
Alin için bir şey düşünemiyorum çünkü yeri geldi çok sinir oldum yeri geldi üzüldüm gibi. Dâhi olması ve aklının çok farklı çalışmasını beğendim ama burnunu nasıl bir halta bulaştırdığını da merak etmiyor değilim açıkçası umarım 2. Kitap biran önce gelir.