Vatan ki, hala erkeklerimiz manasını bilmiyor, kadınlarımız adını işitmemiş!
Kibir say, gurur say, delilik say, her ne sayarsan say; ben o vatanı sana bana muhtaç görüyorum!
Allah’ın adaletine, büyüklüğüne yakışır mı ki seni beni dünyadan alarak o fikrin de, fikir sahiplerinin de varlığını anlamsız bırakmak!
Kader öyle zulümlerden uzaktır.
-Git beyim! Ben vatanı bilirim. Fakat iki kalbi birbirinden koparır sanmazdım!
Meğer koparırmış. Beni unut, dünyayı da unut. Bir mektubunu istemem. İnşallah sağ salim gelirsin. O zaman burda bir kul bulursun.
Yok eğer…
-Eğer vatanım için şehit olacak bahtım varsa, o zaman sen de istediğin adama gönül verebilirsin.
-Alemleri aşk üzerine yaratan Allah’ın bin bir isimine yemin ederim ki, dünyada da ahirette de seninim.
-Allah aşkına biraz kuvvet bırak ki veda edebileyim.
-Gideceğim!
-Önce beni öldür!
-Gideceğim!
-Sen de o kadar erkeklik yoksa ben kendimi öldürürüm!
- Nasıl olur ki vatan sevgisi bugün her şeyden kutsal olsun da ben yalnız senin sevginle uğraşayım!
Vatan uğruna ölmeyeceksem, ya ben ne için doğdum?
Ben adam değil miyim?
Vatanımı sevmeyeyim mi?
Vatanını sevmeyen adamdan sana sevgi duymasını nasıl beklersin.
Sen can, ben vücut!
Sen sevgi, ben gönül!
Sen güzellik, ben aşk!
Sen, güneş gibi, yüzüne baktıkça gözlerimi yaş içinde bırakıyorsun.
Ben gölge gibi, yalnız senin ayağının altında sürünüyorum!
Biz birbirimizden burada ayrılsak, ötede birleşiriz.