Hayatta hiçbir şey ona kıymetli görünmemiş , peşinden koşmak , erişmek , sahip olmak arzusunu vermemişti. Etrafına daima bir yabancı gözüyle bakmış , hiçbir yere bağlanmak arzusu duymamış, bu yalnızlığın gururu içinde memnun olmaya çalışmıştı.Şimdi ilk defa bir şey istiyor , hem de korkunç bir şiddetle istiyordu.Fakat niçin bu istek bir imkansızlıkla beraber gelmişti? Niçin hayatının en büyük arzusunu, şimdiye kadar belki yine içinde , fakat en gizli yerlerde saklı duran bu arzuyu, hapsedildiği yeri parçalayarak ortaya çıkar çıkmaz, öldürmeye mecbur kılıyordu? Niçin ? Kimin için ?
Bu kocaman gecenin içinde, yapayalnızdı.Düşüncelerini hangi istikamete koşturursa koştursun , karşısına kimse çıkmıyordu. Şuanda bu koskoca dünya üzerinde kendisini düşünen bir tek kişi bile mevcut olmadığına o kadar emniyeti vardı ki , acı bir kabadayılıkla kendisi de hiç kimseyi düşünülmeye layık bulmuyor ;fakat bundan sebebini anlayamadığı bir üzüntü duyuyordu. Acaba onu sahiden hiç düşüneni yok muydu ve o hiç kimseyi düşünmemekte , kendini yanlız bulmakta bu kadar haklı mıydı?