Beyza Ayas

Beyza Ayas
Kitap,Film,Makale,Video,Gezi,Haber... İlgimi çeken,beğendiğim ne varsa başta kendim için ilgilenenlere de faydalanmaları amacıyla paylaşmak içindir sayfam
...Sonra Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem vefat etti. Ancak onların hayatlarında canlı, kalplerinde diri, gözlerinin aydınlığı olarak kalmaya devam etti. Onlardan her birinin Resulullah ile yaşadıkları, silinip unutulamayacak hatıraları vardı. Onun hakkında konuştuklarında hayali önlerinde beliriyor, gözleri adeta onu görür gibi oluyordu...
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Resûlullah'ın günlük hayatını okurken ne kadar dolu bir yaşam geçirdiğini, hayat ile ne kadar canlı bir irtibat kurduğunu gördüğünde, Resûlullah'ın başına gelen ancak onlara rağmen hayata devam ettiği musibetleri de hatırlamalısın;hayata gözlerini ilk açtığında karşılaştığı yetimlik, peygamberlik görevinden sonra çekmiş olduğu eziyetler, insanlar arasında en çok sevdiği hanımı Hatice'nin vefatıyla yaşadığı acı, oğullarının ve kızlarının vefatı, en sevdiği şehirden ayrılmak zorunda kalıp oradan hicret etmesi, Uhud Savaşı'nda akrabalarının ve arkadaşlarının şehit olmaları, İfk olayının verdiği derin üzüntü ve bunun dışında hayatında başına gelen hastalıklar ile musibetler. Ancak Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bütün bunlara rağmen pek güçlü ve ilginç bir kararlılık ile bu olumsuz duyguları dindiriyor, üstün bir başarı ile bu acılara bir virgül koyup hayatın her anıyla olumlu bir iletişim kuruyor. Oysa bu günlük hayatı okurken ne kadar dolu dolu geçtiğini gördüğünde Resûlullah'ın hiçbir zorlukla karşılaşmadığını ya da hiçbir belaya maruz kalmadığını zannedersin. Annem ve babam ona feda olsun;bilakis birçok zorlukla karşılaşmıştı. Ancak bu acıların üstesinden geldi ve sürekli onları hatırlayıp geri durmadı. Onun hayatında her an yapılacak bir görev, bir iş yahut yaşanacak bir neşe vardı. Onun hayatı olması gerektiği gibi canlı ve sürekli yenilenen bir hayattı.
Resûlullah'ın günlük hayatını okurken ne kadar dolu bir yaşam geçirdiğini, hayat ile ne kadar canlı bir irtibat kurduğunu gördüğünde, Resûlullah'ın başına gelen ancak onlara rağmen hayata devam ettiği musibetleri de hatırlamalısın;hayata gözlerini ilk açtığında karşılaştığı yetimlik, peygamberlik görevinden sonra çekmiş olduğu eziyetler, insanlar arasında en çok sevdiği hanımı Hatice'nin vefatıyla yaşadığı acı, oğullarının ve kızlarının vefatı, en sevdiği şehirden ayrılmak zorunda kalıp oradan hicret etmesi, Uhud Savaşı'nda akrabalarının ve arkadaşlarının şehit olmaları, İfk olayının verdiği derin üzüntü ve bunun dışında hayatında başına gelen hastalıklar ile musibetler. Ancak Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bütün bunlara rağmen pek güçlü ve ilginç bir kararlılık ile bu olumsuz duyguları dindiriyor, üstün bir başarı ile bu acılara bir virgül koyup hayatın her anıyla olumlu bir iletişim kuruyor. Oysa bu günlük hayatı okurken ne kadar dolu dolu geçtiğini gördüğünde Resûlullah'ın hiçbir zorlukla karşılaşmadığını ya da hiçbir belaya maruz kalmadığını zannedersin. Annem ve babam ona feda olsun;bilakis birçok zorlukla karşılaşmıştı. Ancak bu acıların üstesinden geldi ve sürekli onları hatırlayıp geri durmadı. Onun hayatında her an yapılacak bir görev, bir iş yahut yaşanacak bir neşe vardı. Onun hayatı olması gerektiği gibi canlı ve sürekli yenilenen bir hayattı.
Resûlullah'ın yaşamında,hayatının lezzetlerini tattığını, gördüğü şeylerin güzelliklerini hissettiğini, tattıklarının lezzetini aldığını, Allah'ın sunmuş olduğu bu nimetlere karşı ona nasıl minnet duyduğunu görürsün. Nitekim Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in içtiği bir yudum içecekte,yediği bir tutam lokmada aldığı zevki Allah-u Teala'ya duyduğu büyük şükran ile yaşar: "Allah'ım, sana tertemiz, bereketli ve pek çok hamd ile hamd ederiz. Tüm ihtiyaçlarımızı gideren, susuzluğumuzu gideren, nimetini bolca veren ve herkesin O'na muhtaç olduğu Allah'a nankörlük etmeyerek hamd ederim.Allah'ım!Yedirdin, içirdin, zenginleştirdin, ihtiyacımızı giderdin, doğru yola erdirdin, hayat verdin. Allah'ım!Bütün bu verdiklerin için sana hamd olsun." Bitkin düşmüş gözlerinin ihtiyaç duyduğu uykusundan sağlık ve canlılık ile uyanınca, kendisine bu nimeti bahşeden Rabbini hatırlıyor:"Bizi öldürdükten sonra dirilten Allah'a hamd olsun. Dönüş ancak O'nadır." Hayatın akışı içerisinde pek sıradan görülen uyku ve yemek nimetine böyle şükür gösteriyorsa, bir de yenilenen ve ardı ardına daha fazla gelen nimetlere karşı gösterdiği şükrü bir düşün. Her nimette durup bu nimetin tadını alıp sonra da Allah'ın nimetini derin derin hissettiğini görürsün. Hatta Rabbine şöyle seslendiğini duyar gibi olursun: "Bana nimet ihsan edip nimetini artıran, fazlasıyla karşılık veren Allah'a hamd olsun. Her halükarda Allah'a hamd olsun." Böylece Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem artık alıştığımız ve aslında ne kadar önemli olduğunu dahi hissetmediğimiz şu nimetlere dikkatimizi çekiyor: Güvenli bir ev, günlük yemek ve sağlıklı bir beden. Nitekim Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyuruyor:"Kim evinde güven içinde, bedeni sağlıklı, o günün yemeği de hazır olarak sabahlarsa o, tüm dünyaya
Bu günlük programda namazların vakitler arasındaki bağlantı noktaları gibi olduğu görülür. Yani bir gün namaz vakitlerine göre bölümlere ayrılır.