Resûlullah'ın yaşamında,hayatının lezzetlerini tattığını, gördüğü şeylerin güzelliklerini hissettiğini, tattıklarının lezzetini aldığını, Allah'ın sunmuş olduğu bu nimetlere karşı ona nasıl minnet duyduğunu görürsün. Nitekim Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in içtiği bir yudum içecekte,yediği bir tutam lokmada aldığı zevki Allah-u Teala'ya duyduğu büyük şükran ile yaşar:
"Allah'ım, sana tertemiz, bereketli ve pek çok hamd ile hamd ederiz. Tüm ihtiyaçlarımızı gideren, susuzluğumuzu gideren, nimetini bolca veren ve herkesin O'na muhtaç olduğu Allah'a nankörlük etmeyerek hamd ederim.Allah'ım!Yedirdin, içirdin, zenginleştirdin, ihtiyacımızı giderdin, doğru yola erdirdin, hayat verdin. Allah'ım!Bütün bu verdiklerin için sana hamd olsun."
Bitkin düşmüş gözlerinin ihtiyaç duyduğu uykusundan sağlık ve canlılık ile uyanınca, kendisine bu nimeti bahşeden Rabbini hatırlıyor:"Bizi öldürdükten sonra dirilten Allah'a hamd olsun. Dönüş ancak O'nadır."
Hayatın akışı içerisinde pek sıradan görülen uyku ve yemek nimetine böyle şükür gösteriyorsa, bir de yenilenen ve ardı ardına daha fazla gelen nimetlere karşı gösterdiği şükrü bir düşün. Her nimette durup bu nimetin tadını alıp sonra da Allah'ın nimetini derin derin hissettiğini görürsün. Hatta Rabbine şöyle seslendiğini duyar gibi olursun:
"Bana nimet ihsan edip nimetini artıran, fazlasıyla karşılık veren Allah'a hamd olsun. Her halükarda Allah'a hamd olsun."
Böylece Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem artık alıştığımız ve aslında ne kadar önemli olduğunu dahi hissetmediğimiz şu nimetlere dikkatimizi çekiyor:
Güvenli bir ev, günlük yemek ve sağlıklı bir beden.
Nitekim Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyuruyor:"Kim evinde güven içinde, bedeni sağlıklı, o günün yemeği de hazır olarak sabahlarsa o, tüm dünyaya