Kadınların zihni- fikri mülahazalardan değil , bütünüyle başka bir şeyden yani içgüdüden etkilenmeleridir. Evlilikte aranan şey , zihni-fikri bakımından hoşça vakit geçirme değil, çocukların dünyaya getirmesidir. Zira evlilik bir kafa birlikteliği değil bir gönül birlikteliğidir.
Kadınlar , irade sağlamlığı, kararlılık, cesaret ve belki de dürüstlük ve iyi kalplilikten büyülenirler. Buna mukabil zihni- fikri niteliklerin kadınlar üzerinde doğrudan yahut iç güdüsel olarak bir etkisi yoktur, bunun sebebi çünkü bunlar babadan devralınan nitelikler değildir. Erkekteki zeka eksikliğinin kadınlara bir zararı dokunmaz doğrusu fevkalade bir zihni üstünlük hatta deha , anormallik olarak kadınlar üzerinde olumsuz bir etki bile doğurabilir. Bu sebepten ötürüdür ki kadınların sık sık budala , çirkin ve kaba sava bir erkeği iyi eğitilmiş zihni nitelikleri yüksek , nazik bir erkeğe tercih ettiklerini görürüz.
Burnun hafifçe yukarı aşağı eğikliği çoğu kez bir çok genç kızın hayat boyu mutluluğunu belirler ve buda sebepsiz değildir, çünkü tehlikede olan türün tipidir.