Aşka ve Kadınlara Dair (Aşkın Metafiziği)Arthur Schopenhauer

·
Okunma
·
Beğeni
·
4.534
Gösterim
Adı:
Aşka ve Kadınlara Dair (Aşkın Metafiziği)
Baskı tarihi:
Haziran 2017
Sayfa sayısı:
80
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754686210
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Über die Weiber(Parerga und Paralipomena II); Metaphysik der Geschlechtliebe ( Die Welt Als Willle und)
Çeviri:
Ahmet Aydoğan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Say Yayınları
Baskılar:
Aşka ve Kadınlara Dair (Aşkın Metafiziği)
Aşka ve Kadınlara Dair (Aşkın Metafiziği)
Bir şey ne kadar soylu ve mükemmel ise onun olgunluğa erişmesi de o kadar geç ve yavaştır. Erkek akli melekesinin ve ruhi kabiliyetlerinin olgunluğuna yirmi sekizinden önce nadiren ulaşır; kadınlar ise henüz on sekiz yaşlarında; fakat kadınların durumunda bu çok zayıf ve dar sınırlar dahilinde gerçekleşir. Bu sebepten ötürüdür ki kadınlar bütün hayatları boyunca çocuk kalırlar, çünkü her zaman içinde bulundukları anı sıkı sıkıya bağlı kalarak sadece kendilerine en yakın olanı, olmak üzere olanı görürler, gerçek yerine bir şeyin görünüşüne teslim olurlar ve en önemli işlere karşı önemsiz şeyleri tercih ederler. Eski zamanlarda Almanların yaptığı gibi, güç ve nazik meselelerde kadınlara danışmak hiçbir surette hafife alınacak bir mevzu değildir; çünkü onların meseleleri kavrayış ve değerlendiriş şekli bizimkinden oldukça farklıdır.
- A. Schopenhauer
(Tanıtım Bülteninden)
Arthur Schopenhauer etkinliğini düzenleyen Quidam 'a teşekkürler..

Müslüm Babadan Arthur Amcaya gelsin,

https://www.youtube.com/watch?v=l-KmnqbT3ZA

KADIN-ERKEK MESELESİ ÜZERİNE BİR TAKIM TESPİTLER KİTABI

İnsanlık tarihinin üzerine kurulu olduğu bu kadim mesele ile ilgili Arthur amca kendince yorumlar getirmiş ve bilmeceye yeni sorular katmıştır.

Özetle kadının ve erkeğin tabiatı üzerine kafa yormuş ve her şeyin aslında neslin devamı meselesinden ibaret olduğu sonucuna varmıştır, haksız da sayılmaz.
Kadınların aynı zamanda annelik misyonunu da hesaba katarak, erkekten nasıl farklılaştığını da incelemiş. Aşktır meşktir falandır filandır fazla da takılmayın diyor yani. Erkeğin kadına olan bağımlılığı ile kadının erkeğe olan bağlılığı arasındaki farklar hani.

Biraz da arabesk yaklaşmış mevzuya , iyi de etmiş. Nice filozoflar da açıklamaya çalışmış yüzyıllarca ne iştir bu işler diye.. Mesela Spinoza’dan bir örnek var kitapta,

“Aşk, bir dış sebebin tasavvuru eşliğinde ortaya çıkan bir iç ürpermesidir” demiş Spinoza. Benim bugüne kadar gördüğüm en güzel aşk tanımı sanırım bu, yani varsa tabi böyle bir duygu ki aslında var olup olmadığı da belli değil demeye getirmiş bence Spinoza.

İlk kafa yoran Arthur amca değil yani, son da olmayacak. Pek çok kişi gibi o da bu ilişki biçimini türün devamı, soyun ilerlemesi gibi temel bir nedene bağlamış. Bu sayede, bu çekim sayesinde nesiller devam etmiş diye açıklamış ve cinsel dürtülerle de bir güzel bağlamış.

Aslında şunu da söylüyor Arthur, keşke sevgiyle bağlansaydık da birbirimize, araya bunca dünya telaşını katmasaydık. Yüreğimizin sesini dinleseydik de gerçekten sevebilseydik birbirimizi. Fakat ne mümkün! İlle de uyumluluk peşine düşmeliydik ve boş vermeliydik duygulara..

Kimileri de bu kitaptan şunu çıkarıyor, Arthur amca kadınları doğurgan varlıklar ve cinsel obje olmaktan ibaret görerek kadını aşağılamıştır. Haklılar mı yoksa ? Arthur da istemez miydi kadınlarla sağlıklı seviyeli güzel ilişkiler kurmayı? Ama becerememiş işte adamcağız ne yapsın yani, bir tek onun derdi miydi bu ? Hayır. Belki çirkin bir adamdı, uyumsuzdu, çaresizdi belki de..

Suçu doğaya atmış biraz da. Normal bir adam olamamış hayatı boyunca neylesin.. Kadınların bu kadar gücün peşinden gitmelerini hem içine sindirememiş hem de kabullenmiş.

Kadınları yerden yere vuruyormuş gibi görünse de çoğu zaman , aslında içten içe onlara bir türlü ulaşamayışının yasını tutmuş ve deliye dönmüştür. Dünyaya eli yüzü düzgün sağlam bir çocuk getirmek uğruna iki yetişkinin neden kendilerini heder ettiklerini de çözmeye çalışmıştır.

Hayatı bu kadar ciddiye almak neden demiş ve bir yerden sonra da koyvermiştir. Kimseye kalmayan dünya bize mi kalacak demiştir de sözünü dinletebilmiş midir ?

Kimsenin çözemediği kadın bilmecesini çözmek Arthur amcaya mı kalmıştır? En azından yola çıkmıştır, galiptir bu yolda mağlup misali uğraşmıştır.

Pek anlatamadım sanırım, neyse okumak isteyen okusun bu kitabı, iyi okumalar..
Kitap yer yer ağır eleştirilerde bulunsa da bazı eleştirileri bana göre çok yerinde ve doğru. Şimdi bunları burada sıralayıp da ne kimsenin kalbini kırmalı ne de uzun uzun tartışmaya girmeli. :) Lakin çalıştığım yerde de bir ablama bu kitabı hediye etmiştim vakti zamanında. Zaten bu ikinci okuyuşum. Dün de bu kitabı okurken beni gördü tekrar mı okuyorsun muhabbetinden sonra "Evet abla. Sana da vermiştim. Beğendin mi?" diye sordum. "Evet. Çok beğendim" diye yanıtladı. Şaşırdım. Çünkü bayanlara karşı çok ağır eleştiriler bulundurduğu için yazara saldıracağını zannetmiştim. Ona da şaşırdığımı söyleyince " Haklı ama " deme cesaretinde bulundu.. Ve ona saygım bir kat daha arttı. Yani bayan arkadaşlara demem o ki kitap da size karşı -bana göre tabi- ağır eleştirilerde bulunsa da her kadın/erkek ferdin okuması gerektiğini düşünüyorum. Özeleştiri yaparken eminim faydası olacak ve eksiklerinize daha geniş açıdan bakma imkanı bulabileceksiniz. İyi günler dilerim.
  • Dönüşüm
    8.2/10 (7.882 Oy)8.168 beğeni26.088 okunma632 alıntı127.075 gösterim
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (14.132 Oy)17.531 beğeni39.585 okunma2.136 alıntı165.855 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (8.500 Oy)8.443 beğeni22.918 okunma1.460 alıntı106.052 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.077 Oy)7.346 beğeni19.873 okunma3.252 alıntı116.967 gösterim
  • Yabancı
    8.3/10 (3.995 Oy)3.511 beğeni11.744 okunma1.020 alıntı47.891 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (6.843 Oy)7.376 beğeni20.680 okunma691 alıntı80.008 gösterim
  • Yeraltından Notlar
    8.7/10 (3.037 Oy)3.092 beğeni9.459 okunma4.080 alıntı85.590 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.246 Oy)8.169 beğeni24.045 okunma1.935 alıntı102.848 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.023 Oy)12.506 beğeni31.824 okunma2.818 alıntı132.926 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (5.542 Oy)5.827 beğeni15.277 okunma2.269 alıntı78.831 gösterim
Aşka farklı bir bakış açısıyla yaklaşılmış ve biyolojik temele indirgenmiş. Kadınlarla ilgili yorumlarında üslubunu pek beğenmedim. Kitabın yazarı Schopenhauer değil de başka biri olsaydı sanırım bu kitap fazla ilgi görmezdi..
Aşk ve kadınlara dair adlı kitapta kadınların nasıl mutlu edilebileceği kadınların neler istediklerini kadınların aşka karşı düşüncelerinin yansıtılmış olduğu son derece muhtazam bir kitap eserdir.
Kadınlar ne mi ister :
Sevgi
ilgi
aşk
korkusuz
yiğit biri
kıskanan


Kıskanmak aslında güzeldir. Kıskanmayan insan nasıl sevebilirki
aslında sevmek için en önemli faktör ilk önce kendini sevmelisin.kendini sevmeyen insan kimseyi sevmez aşık oluğunu sanar ama canı yanar karşındakinin bunu farkedemez.
“ Kadınlar, yalan söylemeye karşı iflah olmaz bir temayüle sahiptirler, Nadiren karşılaşılan istisnalar dışında bütün kadınlar savurganlığa meyyaldir, Kadınlar zihinsel olsun, bedensel olsun, büyük işler için yaratılmamışlardır, Kadınlar, çocuk ile gerçek anlamda bir insan olan yetişkin erkek arasında bir orta nokta, bir ara aşamadırlar.” Kadınlar hakkında en masum cümlelerinden bir kaç tanesi.
Okurken, bir insan ne yaşar da kadınlar hakkında bu kadar kötü ve aşağılayıcı yazabilir diye düşünmeden edemiyorsunuz. Hayat hikayesine şöyle bir göz attım. Annesiyle geçmişinde anlaşmazlıklar yaşamış, özellikle babasının ölümünden sonra Schopenhauer, annesiyle iyi ilişkiler kuramamış.
Annesinin Schopenhauer’a yazdığı mektuplardan biri, bu durumu açıkça ortaya koyuyor: “Tahammül edilir şey değilsin, başına bela oluyorsun insanın, seninle birlikte yaşamak güç; ukalalığın bütün iyi taraflarını gölgede bırakıyor, başkalarında kusur bulmadan edemediğin için, o iyi yönlerinin dünyaya hiçbir faydası yok.”:) Ağzına sağlık annesi, duygularıma tercüman oldun:))Okurken bu kadar rahatsızlık duyduğum başka bir kitap olmadı. Ne diyim ki sana Schopenhauer:))
Kadınların okumaması gereken bir kitap :) Hiç tavsiye etmiyorum.

"Kadınların zihinsel olsun bedensel olsun, büyük işler için yaratılmamış olduklarını anlamak için görüntülerine bakmak yeterlidir. Onlar hayatın cefasını yaptıklarıyla
değil katlandıklarıyla çekerler. Borçlarını doğum sancı­larıyla, doğurdukları çocuğu bakıp büyütmeleriyle, sabırlı ve neşeli bir yoldaş olmaları gereken erkeğe itaatleriyle öderler. Onlar için değildir en yoğun ıstıraplar ve neşeler, büyük güç ve metanet gösterileri değildir onların payına düşen. Onların hayatı erkeğinkinden daha sakin, daha yumuşak ve daha önemsiz bir şekilde sürmeli ve esas itibariyle ne çok fazla mutlu ne çok fazla mutsuz olmalılar."

İşte Schopenhauer'un kadınlar hakkında genel görüşü budur.

Genellikle bu kitabında kadın doğası üzerinde yoğunlaşır yazar. Bunu belli başlı çözümlemelerle dile getirip kadınla erkek ilişkileri üzerinde bir uzlaşıya gitmeyi amaçlar. Aslında düşünüldüğü zaman haklı olduğu çok konu var ama bir erkek olarak kadınlar hakkında ne kadar konuşsa da onları sadece kendi gözünde tutarsız bir değerlendirmeden öteye gidemez.
Bu kitabinda, kadınları eleştiren Schopenhaur kadınları; akıl eksiği, gülünç, savurgan, gözetim altında olması gereken, ölçüsüz, hiçbir işe yaramayan kişiler olarak tarif etmiş. Schopenhaur'a göre, kadınların erkeklerin onda biri kadar degeri yoktur.

Aşka ve Kadınlara Dair, bu eserde anladığım kadarıyla Schopenhaur kadınlara düşmandır ve onları zevk aracısı olarak görüyor.

İlk sayfalarından itibaren düsünceler kadın okuyucuyu rahatsız edebilecek düzeyde. Feminizm'e karşıt bir eser.
Hayretler içinde okudum, ruh halini anlamaya çalıştım. ''Bir insan kadınları bu kadar küçük görmesine sebep olan ne yaşamış olabilir'' diye kendi kendime sordum durdum. Sonuç: Karoline sendromu. Schopenhauer bu sendromu atlatamamış. Kendi atlatamamış birde bunu Nietzsche'ye aşılamış. Nietzshe'nin kitaplarında da ( bunun kadar değil ) kadın düşmanlığı görmek mümkün. Neyse, bu adam bir düşünür ve düşüncelerini aktarmış, bize de okuyup eleştirmek düşer. Her şeye rağmen akıcı, okuması kolay bir kitap.
Arthur Schopenhauer'ın kadınları yerden yere vurduğu kitabı. Kendisi her ne kadar bir "düşünür" olarak anılsa da bu kitabı yazarken pek düşünememiş! Kadının bir birey olduğunu fark edemeyen, cinsiyeti sebebiyle insanları aşağılayıp, yerden yere vuran birine "düşünür" demek gerçek düşünürlere hakarettir. Ayrıca kendisi çok eşliliği de savunur. Kadınları "kafası fazla çalışmayan, sadece erkekleri eğlendirmek için varolan, çocuk doğurup büyütmesi gereken, savurgan, miras hakkından mahrum olmaları gereken, erkekle aynı hakları almaya layık olmayan" canlılar olarak tanımlamış kendisi. Bugün "yobaz" dediğimiz insanları bile aşmış düşünceleri.
(Bu kitabına özel.) Dili ağır değil diye başladım okumaya. Ön yargılı bir insan değilim, her türlü fikre açığım lakin, böyle evladım olsa eldivenle severim. O derece.
Lan oglum bu kadınlar ne etti sana. Bu kadar kadın düşmanı bir düşünce yapısı görmedim. Bana katacağı bir şey olmadığı için, yarıda bıraktım.
Din Üzerine kitabını da almıştım uzun bir süre ertelerim sanırım okumayı.
Arthur Schopenhaur okuma etkinliği düzenleyen Quidam'a teşekkürlerimi sunmak istiyorum.
Uzun süredir okuma isteği duyduğum felsefi kitapların başında Schopenhaur'un yazıtları da aklımda yer ediniyordu.
#29220221

Schopenhaur'un Aşka ve Kadınlara Dair (Aşkın Metafiziği) eserinde yoğun bir şekilde üzerinde durduğu kadın metaforu bulunuyor. "Kadınlar erkeklerden daha fazla şimdiki zamanda yaşarlar ve eğer içinde bulundukları bu an tahammül edilebilirse çok daha keskin ve kararlı bir şekilde onun tadını çıkarırlar." Sayfa 11'de aslında günümüzde pek yerini bulmayan ve eleştirileri olumsuz olarak görülüyor olsa da bazı mısraların Kadın fıtratını yoğun bir şekilde tasfir etme eğiliminde olduğunu görüyoruz. Yukarıdaki mısrasında aslında Erkeklerin de eksiliğinden bahsettiği bulunduğu anın içinde yoğun bir yaşama duygusu Kadınlara has bir nitelik olarak belirtiliyor, ancak erkeklerin geçmiş ve gelecek kaygısı içine olduğu fikri daha etkin olduğu hissini yaşıyorum. Bu konuda Kadının tamamlayıcı bir varlık olarak sunulmuş olması kitabın açık kesitlerinden.
Ayırca, Schopenhaur'un diğer sayfalarda isek Kadınların hakkında "Dolayısıyla, ikiyüzlülük yahut riyakarlık kadınlarda doğuştandır ve neredeyse kurnaz kadının olduğu kadar ahmakların da ayırt edici özelliğidir." diye belirtiği kısımlar Kadınların sığınıacağı asıl benlikleridir. Bu vazgeçilemez ve bir savunma mekanizması haline gelmiş bulunuyor. Kadınlar üzerine yapmış olduğu tespitler hakkında daha çok tartışılır ama bana kattığı çok farklı yönleri var. Tespitleri olağan ve günümüze uyarlanacak kalite de olduğu için daha etkili.
İyi okumalar dilerim.
.
Aşka dair söylenecek ne kadar az ve ne kadar çok söz var değil mi?
Ezelden ebede kadar var olacak bu karmaşık, namütenahi kavram(aşk) hayatlarımızın önemli bir bölümünü işgal etmekten geri durmaz. Öyle ya da böyle herbirimize isabet etmesi kaçınılmaz olan bir oktur kimine göre. Kimine göre "Aşk, karşılıklı bir yanlış anlamadır."
Schopenhauer'a göre ise "Ne kadar yüksek ve ulvi görünürse görünsün, ne var ki her türlü aşk bütünüyle cinsiyet güdüsünden kaynaklanır."
Yani özetlemek gerekirse, türün devamı için gereken içgüdüsel hareketler bütünü; demek istemiş Schopenhauer abimiz.
Eee Schopenhauer diyorsa doğrudur deyip geçelim mi o zaman?
-Ey Schopenhauer, sen kimsin ya!
Şaka bir yana kitapta, yazar büyük oranda haklı bulduğum ifadelerle açıklamış aşk kavramını. Bizi, yani kadınlar ve erkekleri, birbirine çeken şey büyük ölçüde bu cinsel içgüdülerimiz. Türümüzü devam ettirmek için bu anlamsız ve vakit israfı telâşın içine girmemiz kaçınılmazın ta kendisi. Bunun için de işte güzel, sağlıklı kadınlara çekim gücü hissederiz falandı filandı. Ha bunun dışında, yani fiziksel görünüm dışında, "Kadınlar, irade sağlamlığı, kararlılık, cesaret ve belki de dürüstlük ve iyi kalplilikten büyülenirler."miş. (Kadınların bu kitaptaki dürüst ifadelerden pek de büyülenmeyeceğini düşünüyorum açıkçası)
Ama bunun aşkın sadece bir yönü olduğunu söylemeden geçmek istemiyorum. Aşk, sadece kadınlar ve erkekleri cinsi münasebete sürükleyen biyolojik bir olgu değil. Aşk, tutkunun ötesinde evrensel bir kimlik bunalımı.
Kitabımızın diğer kısmının sujesi, Kadınlar...
Kadınlara dair öylesine çarpıcı ve yerinde saptamalarda bulunmuş ki Schopenhauer, bu tespitlerin kadınların hoşuna gitmemesini oldukça tabii görmek gerek. Ha tabi birazcık da, Schopenhauer'ın kaba ifadelerinin de bunda etkisi olduğunu söyleyebilirim.
Özetle asırlardır büyük manâlar yüklediğimiz değerlere farklı bir bakış sunan bu kitap benim bakış açımla pek de bağdaşmıyor. Her ne kadar yukarıda tespitlerin için yerinde desem de bu böyle Schopenhauer reis.
Sonuç olarak, kadın-erkek, herkesin okumasını tavsiye ediyorum.
Diğer taraftan , kadınlar adalet , dürüstlük ve vicdanla ilgili meselelerde erkeklerden daha aşağıdadır.
Arthur Schopenhauer
filozof olmuş ama adam olamamışsın terbiyesiz
Eski zamanlarda Almanların yaptığı gibi, güç ve nazik meselelerde kadınlara danışmak hiçbir surette hafife alınacak bir mevzu değildir, çünkü onların meseleleri kavrayış ve değerlendiriş şekli bizimkinden oldukça farklıdır.
Öncelikle âşık olan bir erkek, doğası gereği hercai (kararsız, sebatsız, vefasız, dönek, mütelevvin) buna karşılık bir kadın, vefakar olmaya eğilimlidir. Bir er­keğin aşkı belli bir dönemden sonra, yani tatminine eriştikten sonra hissedilebilir derecede azalır; neredeyse başka her kadın onu sahip olduğu kadından daha fazla cezbeder, değişikliği arzular, halbuki bir kadının aşkı karşılık gördüğü andan itibaren artar.
kadınlar ; Ne müzik ne şiir ne de güzel sanatlar için gerçek anlamda duygu ve duyarlılığa sahiptirler onlar ; hoşça vakit geçirme arayışlarına yardımcı olsun diye eğer böyle bir şeye soyunacak olsalar bu her ne ise onu alaya yahut hafife almaktan asla öteye geçmez.
Her aşık , sonunda eristiği hazzın ardından fevkalade büyük bir düşkırıklığına uğrayacak ve böylesine büyük bir arzuyla istediği şeyin diğer bütün cinsi tatminlerden hiç de farklı bir tarafının olmadığına hayret edecektir..

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Aşka ve Kadınlara Dair (Aşkın Metafiziği)
Baskı tarihi:
Haziran 2017
Sayfa sayısı:
80
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754686210
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Über die Weiber(Parerga und Paralipomena II); Metaphysik der Geschlechtliebe ( Die Welt Als Willle und)
Çeviri:
Ahmet Aydoğan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Say Yayınları
Baskılar:
Aşka ve Kadınlara Dair (Aşkın Metafiziği)
Aşka ve Kadınlara Dair (Aşkın Metafiziği)
Bir şey ne kadar soylu ve mükemmel ise onun olgunluğa erişmesi de o kadar geç ve yavaştır. Erkek akli melekesinin ve ruhi kabiliyetlerinin olgunluğuna yirmi sekizinden önce nadiren ulaşır; kadınlar ise henüz on sekiz yaşlarında; fakat kadınların durumunda bu çok zayıf ve dar sınırlar dahilinde gerçekleşir. Bu sebepten ötürüdür ki kadınlar bütün hayatları boyunca çocuk kalırlar, çünkü her zaman içinde bulundukları anı sıkı sıkıya bağlı kalarak sadece kendilerine en yakın olanı, olmak üzere olanı görürler, gerçek yerine bir şeyin görünüşüne teslim olurlar ve en önemli işlere karşı önemsiz şeyleri tercih ederler. Eski zamanlarda Almanların yaptığı gibi, güç ve nazik meselelerde kadınlara danışmak hiçbir surette hafife alınacak bir mevzu değildir; çünkü onların meseleleri kavrayış ve değerlendiriş şekli bizimkinden oldukça farklıdır.
- A. Schopenhauer
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 350 okur

  • Züleyha
  • Emrah Kara
  • Akıl  Defteri
  • Mari
  • Oğuzhan Aktaş
  • Deniz Çağlar Ünal
  • VOLKAN DEMİR
  • A
  • Mert Kızılkaya
  • berke özgüder

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.9
14-17 Yaş
%0.8
18-24 Yaş
%22.5
25-34 Yaş
%34.9
35-44 Yaş
%24
45-54 Yaş
%7.8
55-64 Yaş
%2.3
65+ Yaş
%3.9

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%41.5
Erkek
%58.5

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%13.8 (15)
9
%14.7 (16)
8
%25.7 (28)
7
%19.3 (21)
6
%12.8 (14)
5
%2.8 (3)
4
%1.8 (2)
3
%2.8 (3)
2
%0.9 (1)
1
%4.6 (5)