Geri Bildirim

Aşka ve Kadınlara Dair (Aşkın Metafiziği)Arthur Schopenhauer

·
Okunma
·
Beğeni
·
4.029
Gösterim
Adı:
Aşka ve Kadınlara Dair (Aşkın Metafiziği)
Baskı tarihi:
Haziran 2017
Sayfa sayısı:
80
ISBN:
9789754686210
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Über die Weiber(Parerga und Paralipomena II); Metaphysik der Geschlechtliebe ( Die Welt Als Willle und)
Çeviri:
Ahmet Aydoğan
Yayınevi:
Say Yayınları
Bir şey ne kadar soylu ve mükemmel ise onun olgunluğa erişmesi de o kadar geç ve yavaştır. Erkek akli melekesinin ve ruhi kabiliyetlerinin olgunluğuna yirmi sekizinden önce nadiren ulaşır; kadınlar ise henüz on sekiz yaşlarında; fakat kadınların durumunda bu çok zayıf ve dar sınırlar dahilinde gerçekleşir. Bu sebepten ötürüdür ki kadınlar bütün hayatları boyunca çocuk kalırlar, çünkü her zaman içinde bulundukları anı sıkı sıkıya bağlı kalarak sadece kendilerine en yakın olanı, olmak üzere olanı görürler, gerçek yerine bir şeyin görünüşüne teslim olurlar ve en önemli işlere karşı önemsiz şeyleri tercih ederler. Eski zamanlarda Almanların yaptığı gibi, güç ve nazik meselelerde kadınlara danışmak hiçbir surette hafife alınacak bir mevzu değildir; çünkü onların meseleleri kavrayış ve değerlendiriş şekli bizimkinden oldukça farklıdır.
- A. Schopenhauer
(Tanıtım Bülteninden)
Arthur Schopenhauer etkinliğini düzenleyen https://1000kitap.com/SinestezikMuz/Duvar/ 'a teşekkürler..

Müslüm Babadan Arthur Amcaya gelsin,

https://www.youtube.com/watch?v=l-KmnqbT3ZA

KADIN-ERKEK MESELESİ ÜZERİNE BİR TAKIM TESPİTLER KİTABI

İnsanlık tarihinin üzerine kurulu olduğu bu kadim mesele ile ilgili Arthur amca kendince yorumlar getirmiş ve bilmeceye yeni sorular katmıştır.

Özetle kadının ve erkeğin tabiatı üzerine kafa yormuş ve her şeyin aslında neslin devamı meselesinden ibaret olduğu sonucuna varmıştır, haksız da sayılmaz.
Kadınların aynı zamanda annelik misyonunu da hesaba katarak, erkekten nasıl farklılaştığını da incelemiş. Aşktır meşktir falandır filandır fazla da takılmayın diyor yani. Erkeğin kadına olan bağımlılığı ile kadının erkeğe olan bağlılığı arasındaki farklar hani.

Biraz da arabesk yaklaşmış mevzuya , iyi de etmiş. Nice filozoflar da açıklamaya çalışmış yüzyıllarca ne iştir bu işler diye.. Mesela Spinoza’dan bir örnek var kitapta,

“Aşk, bir dış sebebin tasavvuru eşliğinde ortaya çıkan bir iç ürpermesidir” demiş Spinoza. Benim bugüne kadar gördüğüm en güzel aşk tanımı sanırım bu, yani varsa tabi böyle bir duygu ki aslında var olup olmadığı da belli değil demeye getirmiş bence Spinoza.

İlk kafa yoran Arthur amca değil yani, son da olmayacak. Pek çok kişi gibi o da bu ilişki biçimini türün devamı, soyun ilerlemesi gibi temel bir nedene bağlamış. Bu sayede, bu çekim sayesinde nesiller devam etmiş diye açıklamış ve cinsel dürtülerle de bir güzel bağlamış.

Aslında şunu da söylüyor Arthur, keşke sevgiyle bağlansaydık da birbirimize, araya bunca dünya telaşını katmasaydık. Yüreğimizin sesini dinleseydik de gerçekten sevebilseydik birbirimizi. Fakat ne mümkün! İlle de uyumluluk peşine düşmeliydik ve boş vermeliydik duygulara..

Kimileri de bu kitaptan şunu çıkarıyor, Arthur amca kadınları doğurgan varlıklar ve cinsel obje olmaktan ibaret görerek kadını aşağılamıştır. Haklılar mı yoksa ? Arthur da istemez miydi kadınlarla sağlıklı seviyeli güzel ilişkiler kurmayı? Ama becerememiş işte adamcağız ne yapsın yani, bir tek onun derdi miydi bu ? Hayır. Belki çirkin bir adamdı, uyumsuzdu, çaresizdi belki de..

Suçu doğaya atmış biraz da. Normal bir adam olamamış hayatı boyunca neylesin.. Kadınların bu kadar gücün peşinden gitmelerini hem içine sindirememiş hem de kabullenmiş.

Kadınları yerden yere vuruyormuş gibi görünse de çoğu zaman , aslında içten içe onlara bir türlü ulaşamayışının yasını tutmuş ve deliye dönmüştür. Dünyaya eli yüzü düzgün sağlam bir çocuk getirmek uğruna iki yetişkinin neden kendilerini heder ettiklerini de çözmeye çalışmıştır.

Hayatı bu kadar ciddiye almak neden demiş ve bir yerden sonra da koyvermiştir. Kimseye kalmayan dünya bize mi kalacak demiştir de sözünü dinletebilmiş midir ?

Kimsenin çözemediği kadın bilmecesini çözmek Arthur amcaya mı kalmıştır? En azından yola çıkmıştır, galiptir bu yolda mağlup misali uğraşmıştır.

Pek anlatamadım sanırım, neyse okumak isteyen okusun bu kitabı, iyi okumalar..
Kitap yer yer ağır eleştirilerde bulunsa da bazı eleştirileri bana göre çok yerinde ve doğru. Şimdi bunları burada sıralayıp da ne kimsenin kalbini kırmalı ne de uzun uzun tartışmaya girmeli. :) Lakin çalıştığım yerde de bir ablama bu kitabı hediye etmiştim vakti zamanında. Zaten bu ikinci okuyuşum. Dün de bu kitabı okurken beni gördü tekrar mı okuyorsun muhabbetinden sonra "Evet abla. Sana da vermiştim. Beğendin mi?" diye sordum. "Evet. Çok beğendim" diye yanıtladı. Şaşırdım. Çünkü bayanlara karşı çok ağır eleştiriler bulundurduğu için yazara saldıracağını zannetmiştim. Ona da şaşırdığımı söyleyince " Haklı ama " deme cesaretinde bulundu.. Ve ona saygım bir kat daha arttı. Yani bayan arkadaşlara demem o ki kitap da size karşı -bana göre tabi- ağır eleştirilerde bulunsa da her kadın/erkek ferdin okuması gerektiğini düşünüyorum. Özeleştiri yaparken eminim faydası olacak ve eksiklerinize daha geniş açıdan bakma imkanı bulabileceksiniz. İyi günler dilerim.

Benzer kitaplar

  • Deccal
    8.3/10 (83 Oy)79 beğeni305 okunma248 alıntı4.183 gösterim
  • Ecce Homo
    7.9/10 (131 Oy)131 beğeni435 okunma305 alıntı4.196 gösterim
  • İnsanca, Pek İnsanca 1. Kitap
    8.6/10 (57 Oy)67 beğeni202 okunma459 alıntı2.900 gösterim
  • Akıl Çağı
    8.8/10 (75 Oy)71 beğeni221 okunma119 alıntı4.354 gösterim
  • Varoluşçuluk
    8.3/10 (63 Oy)69 beğeni257 okunma75 alıntı2.553 gösterim
  • Mutlu Olma Sanatı
    8.1/10 (84 Oy)90 beğeni201 okunma255 alıntı5.376 gösterim
  • Ada
    8.0/10 (35 Oy)32 beğeni89 okunma99 alıntı2.835 gösterim
  • De Ki İşte
    8.7/10 (84 Oy)84 beğeni273 okunma135 alıntı3.686 gösterim
  • İle
    8.9/10 (122 Oy)119 beğeni320 okunma214 alıntı3.659 gösterim
  • Uzak
    8.3/10 (62 Oy)60 beğeni210 okunma120 alıntı2.446 gösterim
Aşka farklı bir bakış açısıyla yaklaşılmış ve biyolojik temele indirgenmiş. Kadınlarla ilgili yorumlarında üslubunu pek beğenmedim. Kitabın yazarı Schopenhauer değil de başka biri olsaydı sanırım bu kitap fazla ilgi görmezdi..
Aşk ve kadınlara dair adlı kitapta kadınların nasıl mutlu edilebileceği kadınların neler istediklerini kadınların aşka karşı düşüncelerinin yansıtılmış olduğu son derece muhtazam bir kitap eserdir.
Kadınlar ne mi ister :
Sevgi
ilgi
aşk
korkusuz
yiğit biri
kıskanan


Kıskanmak aslında güzeldir. Kıskanmayan insan nasıl sevebilirki
aslında sevmek için en önemli faktör ilk önce kendini sevmelisin.kendini sevmeyen insan kimseyi sevmez aşık oluğunu sanar ama canı yanar karşındakinin bunu farkedemez.
“ Kadınlar, yalan söylemeye karşı iflah olmaz bir temayüle sahiptirler, Nadiren karşılaşılan istisnalar dışında bütün kadınlar savurganlığa meyyaldir, Kadınlar zihinsel olsun, bedensel olsun, büyük işler için yaratılmamışlardır, Kadınlar, çocuk ile gerçek anlamda bir insan olan yetişkin erkek arasında bir orta nokta, bir ara aşamadırlar.” Kadınlar hakkında en masum cümlelerinden bir kaç tanesi.
Okurken, bir insan ne yaşar da kadınlar hakkında bu kadar kötü ve aşağılayıcı yazabilir diye düşünmeden edemiyorsunuz. Hayat hikayesine şöyle bir göz attım. Annesiyle geçmişinde anlaşmazlıklar yaşamış, özellikle babasının ölümünden sonra Schopenhauer, annesiyle iyi ilişkiler kuramamış.
Annesinin Schopenhauer’a yazdığı mektuplardan biri, bu durumu açıkça ortaya koyuyor: “Tahammül edilir şey değilsin, başına bela oluyorsun insanın, seninle birlikte yaşamak güç; ukalalığın bütün iyi taraflarını gölgede bırakıyor, başkalarında kusur bulmadan edemediğin için, o iyi yönlerinin dünyaya hiçbir faydası yok.”:) Ağzına sağlık annesi, duygularıma tercüman oldun:))Okurken bu kadar rahatsızlık duyduğum başka bir kitap olmadı. Ne diyim ki sana Schopenhauer:))
Kadınların okumaması gereken bir kitap :) Hiç tavsiye etmiyorum.

"Kadınların zihinsel olsun bedensel olsun, büyük işler için yaratılmamış olduklarını anlamak için görüntülerine bakmak yeterlidir. Onlar hayatın cefasını yaptıklarıyla
değil katlandıklarıyla çekerler. Borçlarını doğum sancı­larıyla, doğurdukları çocuğu bakıp büyütmeleriyle, sabırlı ve neşeli bir yoldaş olmaları gereken erkeğe itaatleriyle öderler. Onlar için değildir en yoğun ıstıraplar ve neşeler, büyük güç ve metanet gösterileri değildir onların payına düşen. Onların hayatı erkeğinkinden daha sakin, daha yumuşak ve daha önemsiz bir şekilde sürmeli ve esas itibariyle ne çok fazla mutlu ne çok fazla mutsuz olmalılar."

İşte Schopenhauer'un kadınlar hakkında genel görüşü budur.

Genellikle bu kitabında kadın doğası üzerinde yoğunlaşır yazar. Bunu belli başlı çözümlemelerle dile getirip kadınla erkek ilişkileri üzerinde bir uzlaşıya gitmeyi amaçlar. Aslında düşünüldüğü zaman haklı olduğu çok konu var ama bir erkek olarak kadınlar hakkında ne kadar konuşsa da onları sadece kendi gözünde tutarsız bir değerlendirmeden öteye gidemez.
Bu kitabinda, kadınları eleştiren Schopenhaur kadınları; akıl eksiği, gülünç, savurgan, gözetim altında olması gereken, ölçüsüz, hiçbir işe yaramayan kişiler olarak tarif etmiş. Schopenhaur'a göre, kadınların erkeklerin onda biri kadar degeri yoktur.

Aşka ve Kadınlara Dair, bu eserde anladığım kadarıyla Schopenhaur kadınlara düşmandır ve onları zevk aracısı olarak görüyor.

İlk sayfalarından itibaren düsünceler kadın okuyucuyu rahatsız edebilecek düzeyde. Feminizm'e karşıt bir eser.
Hayretler içinde okudum, ruh halini anlamaya çalıştım. ''Bir insan kadınları bu kadar küçük görmesine sebep olan ne yaşamış olabilir'' diye kendi kendime sordum durdum. Sonuç: Karoline sendromu. Schopenhauer bu sendromu atlatamamış. Kendi atlatamamış birde bunu Nietzsche'ye aşılamış. Nietzshe'nin kitaplarında da ( bunun kadar değil ) kadın düşmanlığı görmek mümkün. Neyse, bu adam bir düşünür ve düşüncelerini aktarmış, bize de okuyup eleştirmek düşer. Her şeye rağmen akıcı, okuması kolay bir kitap.
Arthur Schopenhauer'ın kadınları yerden yere vurduğu kitabı. Kendisi her ne kadar bir "düşünür" olarak anılsa da bu kitabı yazarken pek düşünememiş! Kadının bir birey olduğunu fark edemeyen, cinsiyeti sebebiyle insanları aşağılayıp, yerden yere vuran birine "düşünür" demek gerçek düşünürlere hakarettir. Ayrıca kendisi çok eşliliği de savunur. Kadınları "kafası fazla çalışmayan, sadece erkekleri eğlendirmek için varolan, çocuk doğurup büyütmesi gereken, savurgan, miras hakkından mahrum olmaları gereken, erkekle aynı hakları almaya layık olmayan" canlılar olarak tanımlamış kendisi. Bugün "yobaz" dediğimiz insanları bile aşmış düşünceleri.
Yazarın okuduğum ilk kitabı. Oldukça yoğun anlatıma sahip olmakla birlikte tekrar okunması gereken kitaplardan. Kitabın kadınlara dair kısmını ilk okumaya başladığımda oldukça sinirlendim. Eleştirileri kadınların genelini kapsayan oldukça keskin, sert, kadınları ikinci sınıf vatandaşa indirgemesi feministlik damarınızı ortaya çıkartıyor. Lakin sayfalar ilerledikçe bazı noktalar hariç bende oluşan çağrışımlarında dahilinde malesef eleştirilerini haklı bulmaya başladım. Aklıma gelen kadın imajlarından biri olan Güler Sabancı'nın böylesine başarılı güçlü olarak tanımlanmasının sebeplerinden biri de kadınlık vasfının baskın olmaması. Dış görünüşünde dahi erkeksi tutumları kitabın içeriğini malesef haklı çıkartıyor.

Özellikle sert eleştiriyi kaldırabilen kadınların okuması gereken kitap. Ancak içeriğinden bu şekilde yararlanabilirsiniz.
Aşk önümüzdedir, aşk aramızdadır, aşk çevremizdedir ama onu her zaman yakalayamayız, neden biliyor musun?
Diğer taraftan , kadınlar adalet , dürüstlük ve vicdanla ilgili meselelerde erkeklerden daha aşağıdadır.
Arthur Schopenhauer
filozof olmuş ama adam olamamışsın terbiyesiz
Eski zamanlarda Almanların yaptığı gibi, güç ve nazik meselelerde kadınlara danışmak hiçbir surette hafife alınacak bir mevzu değildir, çünkü onların meseleleri kavrayış ve değerlendiriş şekli bizimkinden oldukça farklıdır.
kadınlar ; Ne müzik ne şiir ne de güzel sanatlar için gerçek anlamda duygu ve duyarlılığa sahiptirler onlar ; hoşça vakit geçirme arayışlarına yardımcı olsun diye eğer böyle bir şeye soyunacak olsalar bu her ne ise onu alaya yahut hafife almaktan asla öteye geçmez.
Öncelikle âşık olan bir erkek, doğası gereği hercai (kararsız, sebatsız, vefasız, dönek, mütelevvin) buna karşılık bir kadın, vefakar olmaya eğilimlidir. Bir er­keğin aşkı belli bir dönemden sonra, yani tatminine eriştikten sonra hissedilebilir derecede azalır; neredeyse başka her kadın onu sahip olduğu kadından daha fazla cezbeder, değişikliği arzular, halbuki bir kadının aşkı karşılık gördüğü andan itibaren artar.
Her aşık , sonunda eristiği hazzın ardından fevkalade büyük bir düşkırıklığına uğrayacak ve böylesine büyük bir arzuyla istediği şeyin diğer bütün cinsi tatminlerden hiç de farklı bir tarafının olmadığına hayret edecektir..

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Aşka ve Kadınlara Dair (Aşkın Metafiziği)
Baskı tarihi:
Haziran 2017
Sayfa sayısı:
80
ISBN:
9789754686210
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Über die Weiber(Parerga und Paralipomena II); Metaphysik der Geschlechtliebe ( Die Welt Als Willle und)
Çeviri:
Ahmet Aydoğan
Yayınevi:
Say Yayınları
Bir şey ne kadar soylu ve mükemmel ise onun olgunluğa erişmesi de o kadar geç ve yavaştır. Erkek akli melekesinin ve ruhi kabiliyetlerinin olgunluğuna yirmi sekizinden önce nadiren ulaşır; kadınlar ise henüz on sekiz yaşlarında; fakat kadınların durumunda bu çok zayıf ve dar sınırlar dahilinde gerçekleşir. Bu sebepten ötürüdür ki kadınlar bütün hayatları boyunca çocuk kalırlar, çünkü her zaman içinde bulundukları anı sıkı sıkıya bağlı kalarak sadece kendilerine en yakın olanı, olmak üzere olanı görürler, gerçek yerine bir şeyin görünüşüne teslim olurlar ve en önemli işlere karşı önemsiz şeyleri tercih ederler. Eski zamanlarda Almanların yaptığı gibi, güç ve nazik meselelerde kadınlara danışmak hiçbir surette hafife alınacak bir mevzu değildir; çünkü onların meseleleri kavrayış ve değerlendiriş şekli bizimkinden oldukça farklıdır.
- A. Schopenhauer
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 292 okur

  • Muazzez Kaya
  • yol/açık
  • Ada AZ
  • Yusuf Mirza
  • A
  • Zade
  • Cansu Oz
  • kmly
  • Selahattin Koralay
  • HASAN KALKAN

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.9
14-17 Yaş
%0.8
18-24 Yaş
%22.5
25-34 Yaş
%34.9
35-44 Yaş
%24
45-54 Yaş
%7.8
55-64 Yaş
%2.3
65+ Yaş
%3.9

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%41.5
Erkek
%58.5

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%15.7 (14)
9
%14.6 (13)
8
%25.8 (23)
7
%20.2 (18)
6
%11.2 (10)
5
%2.2 (2)
4
%2.2 (2)
3
%2.2 (2)
2
%1.1 (1)
1
%4.5 (4)