"Mutluluk"dedi seyis," Mutluluk... Mutluluk nedir ki dostum, uydurduğumuz bir alegori. Bir çıkış hecesi. Heybesinin kamburlaştırdığı insanlara sor."
"Seni hiçbir şey mutlu edemez dostum, senden başka. Yediğin, içtiğin, seyri sefer ettiğin,arızi mutluluklar vaat eder yalnızca. Gene kendine, kendi mutsuz dünyana dönersin. Makam, mansıp, akçe bir tutkudur, insanoğlunun kendi dışında inanç beslediği bir metadır. El değiştiren, satılan ve tükenerek yok olan bir meta. Bunlar günün birinde seni karanlık bir handa bırakır giderler. Korkularınla,tereddütlerinle, kendinle baş başa kalırsın.
İnsanı yalnızca bir şey bırakmaz: İçindeki gerçek sevgi. Sevgi vefalıdır; korku nankör. Sevgi iyilik vaat eder; korku kötülük, vesvese aşılar. Sevgi, sevenin evvela içine, sonra da kâinata güzel bakışıdır; bazen çiçeğin taç yapraklarında parıldayan yağmur damlasında görürsün onu, bazen de bataklığın içinde pervane olan bataklık sineğinde.
Korku menfidir, bakışına siyah perde çeker, tedirgin eder; her daim geçmişi sorgulatır ve böylece bugünü kör kılar. Bugün hakkıyla yaşanmazsa geçer gider ve sen ardından hayıflanarak bakakalırsın, işte bunun adı da geçmiş olur, pişmanlık olur.
Demem odur ki; geçmiş o kadar mühim olsaydı, Mevla'm iki göz de arkamızı görelim diye verirdi. Kİ ŞAYET VARSA MUTLULUK, ONU ŞİMDİ GEÇİVEREN ŞİMDİDE DEĞİL; YAŞIYOR OLDUĞUN ŞİMDİ DE ARA. "