Yürekleri katılaşmış, daha kötüsü marazileşmiştir. Irk gururu onlara insancıl olmanın bütün yollarını tıkamıştır. Kafka' da yankılanan bunalım budur. Büyük filozofları Martin Buber' in denemesi felsefe sınırları içinde kalmış, Yahudi kültürünü ümanist bir yöne çevirememiş, Yahudi'yi olumlu bir çerçevede insanlığı inşa işine katamamıştır. Bundandır ki, Yahudiler nice dünya nimetlerine boğulurlarsa boğulsunlar, ruhlarındaki bu ukde çözülmemektedir.
Kendini benzinle yakan bir budistin intiharının bile soy bir aksiyon sayıldığı bir çağda, kendini Müslüman bilen bir kişi, İslam'ın aksiyonu olan, erdem, melek, kutsallık, bilgi ve kurtuluş taşan, insanın en büyük eğiticisi, öğretmeni ve önderi cihaddan nasıl geri durabilir?
Kısa zamanda yepyeni bir tip insan oluşacaktır. Biri tekrar geçmişe bağlanmış, İslam'ın en ideal dönemlerini örnek alarak geleceği değerlendirmek isteyen yeni "İslam insanı", öbürü de İslamlık, gelenek ve ülkeyle ilişiğini kesmiş, kökten yabancılaşmış marksist tip. Bu ikincisi, iki yüzyıllık batılılaşma serüveninin bilançomuza yüklediği kaçınılmaz bir pasif unsurdur.
Yarı Müslüman, yarı avrupalı, yarı komünist, yarı devrimci, yarı muhafazakar... bunlardan birinin veya bir kaçının özelliğini taşıyan fetret insanına artık yer yok.